Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 08 Kasım 2004 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
"Yılanlarla birlikte uyuyoruz onlar ailemizin bir parçası"

Hayvanlarla gösteri yapan en küçük sirk sanatçısı unvanını taşıyan 4 yaşındaki Doğa, yılanlarla yatıp yılanlarla kalkıyor. Metrelerce uzunluktaki piton ve boa yılanlarıyla şov yapan Doğa'nın annesi Aylin Gündoğan: "Gösterideki yılanlar evde bizimle yaşıyor. Çok ayak altında dolaşmaz ama akşamları bizimle uyurlar. Onlar bizim çocuklarımız"

YAPRAK ARAS


Biri üç metrelik bir piton, biri "henüz bebek" bir boa, biri de başka bir piton, tam üç yılan bana doğru yaklaşıyor. Dört yaşındaki Doğa'nın annesinin tabiriyle "kokumu sevmişler ve beni tanımaya" çalışıyorlar. Ben yılanlara şaşkın şaşkın bakarken minik Doğa da beni cesaretlendirmeye çalışarak "Korkma" diyor, "Onlar ısırıyor değil"...
Saşa, Woody ve Daisy'yle tanışmam böyle oldu. Ramazan boyunca Eyüp Stadı'nın yanında gösteriler düzenleyen ilk Türk sirki Avrasya Sirki'ne bizi çeken ise yılanlarla gösteri yapan 4 yaşındaki Doğa'ydı. Sirk direktörü Servet Yalçın'ın oğlu Doğa, annesi Aylin Gündoğan'ın yılanlarla yaptığı gösterinin bir parçası. Annesinin yılanları gövdesine sardığı şovda Doğa, yılanlara sürekli sarılıyor ve onları öpüyor. Bu yılanlarla ev arkadaşı olduklarını öğrendiğimiz Yalçın ailesinin yılan sevgisi, belli ki küçük Doğa'ya da geçmiş.
Doğa, yılanlarla hayvansever küçük çocukların kedi-köpeklerle oynadığı gibi oynuyor. Doğa'nın bazen "hoyratlaşan" mıncıklamalarına bile belli ki alışkın olan yılanlar da Doğa'ya çok düşkün. Salına salına belinden kıvrılıp kafasına çıkan, oradan tekrar boynundan geçip Doğa'yı sarmalayan yılanlardan Doğa'nın favorisi ise Woody adlı piton. Annesi bana göstermek için Doğa'nın kucağından alınca oyuncağı alınmış çocuklar gibi "Woody'yi geri ver" diye bağırıyor. Doğa sayesinde pitonların desenlerinin farklı, boaların ise daha kaslı olduğunu bizzat "test ederek" öğreniyorum. Gerçekten de iğrenç değillermiş...

Siz belli ki alışıksınız ama Doğa daha dört yaşında. Yılanları ilk eline aldığında nasıl tepki verdi? Hiç korkmadı mı?
Aylin Gündoğan: Gösterideki yılanlar zaten evde bizimle birlikte yaşıyor. Doğa onlarla birlikte büyüdü. Arkadaş onlar.

Servet Yalçın: Korkması mümkün değil çünkü doğduğunda da biz bu ortamdaydık. Zaten korkacağı bir şey yok. Hem çocuklar korkmazlar; büyükler onlara korkmaları gereken şeyleri öğretir. Ayrıca Doğa için bu çok normal çünkü Gökova'daki evimizin çevresinde yüzlerce çeşit yılan yaşıyor. Evimizin altında da su yılanları var ve doğurdukları yavrularını evimize bırakırlar. Doğa da onları alıp suya geri koyar. Bahçemizde de üç metrelik bir karayılan var. Her sabah ve akşam selamlaşıyoruz. Birbirimize zarar vermiyoruz.

Doğa'ya zarar verebileceklerinden hiç korkmuyor musunuz? Tehlikesi yok mu?
Servet Y.: Gösterideki hayvanların hiçbiri tehlikeli değildir çünkü ne yazık ki artık doğada yaşaması mümkün olmayan hayvanlar bunlar. Sirk hayvanları sirkte doğar, büyür, ürer ve ölür. Biz onları doğaya bıraksak, bir gün bile yaşayamazlar. Dünyada sirk hayvanlarını doğal yaşama adapte etmeye çalışan merkezler var ama Türkiye'de yok.

Siz Doğa'da bir yetenek mi keşfettiniz veya siz mi teşvik ettiniz? Nasıl başladı yılan gösterilerine?
Servet Y.: Özel bir yetenek değil. Her insan içine doğduğu sosyal yaşama göre şekillenir. Turnede doğdu ve sirklerde büyüdü. Şimdi de sirkteyiz ve gösterilere katılabileceği en uygun bölümü seçtik. Doğa ayrıca bize asistanlık da yapıyor. Hem sadece yılanlarla ilgilenmiyor; mesela, daha 1,5 yaşındayken bizim kukla tiyatromuzda bir balığı oynatıyordu.

Sirklerde kullanılan birçok hayvan var. Siz niçin yılanlarla gösteri yapmayı tercih ettiniz?
Servet Y.: Biz gösteride bir tezat sunmak istedik. Canlıları çok seven bir toplum olmamıza rağmen birçok nedenden dolayı yılanları hep öldürmüşüzdür. Yılanlara olan bu düşmanlığı değiştirebilmek için onlarla gösteri yapıyoruz ve bu gösteriye, çocuğumuzu da katıyoruz. İzleyiciler de katılıyor ve gösterinin sonunda, sorduğumda hepsi yılanları artık sevdiklerini söylüyor. Bu gösteriyi izleyenlerin bir daha yılan öldürmeyeceğine eminim.

"Evdeki yılanlar köşede durur ya da duvarlara tırmanırlar"
Evde ne yapıyor bu yılanlar? Nasıl yaşıyorlar?
Aylin G.: Yerlerde geziniyorlar.

Üzerlerine basmıyor musunuz?
Aylin G.: Ayak altında çok dolaşmazlar. Genelde köşelerde durur ve bazen de duvarlara tırmanırlar. Yılanlarımızın ikisi piton, biri de boa. Boa yılanının adı Daisy. Daisy şu anda küçük ama hızla büyüyor ve artık onu yavaş yavaş Doğa'dan uzak tutmaya başladık. Büyük piton Saşa, küçük olan da Woody. Woody de Doğa'nın kendi yılanı. Birlikte büyüdüler ve birbirlerine çok düşkünler.

Ama yatağınıza çıkmıyorlar herhalde?
Aylin G.: Ben onlarla beraber uyuyorum. Doğa da bazen Woody'ye sarılarak uyuyor. Şimdiye kadar hiçbir şey yapmadılar, bundan sonra da yapacaklarını sanmıyorum. Bizim çocuklarımız onlar...

Peki sizin zehirli yılanlarla da aranız bu kadar iyi mi?
Servet Y.: Evimizin etrafına zehirli engerek yılanları da geliyor. Ama hiçbir hayvan tehdit altında kalmadığı sürece kendinden küçük ve güçsüz bir hayvana saldırmaz. Bunu sadece insanoğlu yapar. Tabii açlık da bir tehdittir.

Doğa büyüyünce kalkıp "Baba ben mimar olacağım" derse, ne yapacaksınız?
Servet Y.: Nasıl bir hayatı seçerse öyle devam edecek. Normal bir eğitim alacak. Ama sirk sanatlarını tercih ederse, tabii ki biz daha fazla yardımcı olabiliriz.

Doğa'nın okul yaşı geldiğinde ne olacak?
Servet Y.: Yurtdışında sirkte yaşayan çocuklar için özel eğitimler veriliyor.
Mesela devlet anneyi öğretmen atıyor ve anne çocuğu eğitiyor. Bundan maaş da alıyor. Ancak Türkiye'de böyle düzenlemeler olmadığı için Doğa okula başladığında annesi ayrılacak sirkten. Ben de yanlarına gidip geleceğim.

"Dışarısı sirkten çok daha tehlikeli"
Bayramın son gününe kadar Eyüp Stadı'nın yanında izleyebileceğiniz Avrasya Sirki'nin direktörü Servet Yalçın, sirk dışındaki hayatın daha tehlikeli olduğuna inanıyor.

Ben istesem sirk sanatçısı olabilir miyim? Nasıl sirk sanatçısı olunur?
Tabii, karar verip yapabilirsiniz. Dünyada bunun okulları var ama Türkiye'de ne yazık ki yok. Bu yüzden sirk sanatlarına yönelmenin sistemi ailelerin çocuklarını küçük yaşlardan itibaren gösterilere götürmesidir. Çocuğun ilgisi devam ederse, kendisini geliştirmeye çalışır.

Size alın çocuğumu eğitin diye gelenler oluyor mu?
Çocuğumun şöyle bir yeteneği var, müsaade edin göstersin diyenler oluyor ama bu doğru değil. Çok uzun çalışmalar sonunda bile gösteriye hazır olmak zordur.

O zaman doğuştan gelen bir yetenekten değil, eğitimden bahsediyoruz...
Kesinlikle. Zaten yeteneği hiçbir sanat dalı kabul etmez. Yetenek herkeste vardır. Bazı iç ve dış faktörlerle dışarı çıkar veya çıkmaz.

Kazalar, yaralanmalar olmuyor mu hiç?
Geçenlerde sokakta ayağımı burktum, haftalarca yürüyemedim. Yakınlarımı trafik kazalarında kaybettim. Bence sirk dışarıdan daha güvenli bir yer.

Avrasya Sirki'nde akrobasi hareketlerini Rus aile yapıyor. Değişik milletler değişik yeteneklere sahip oluyorlar diyebilir miyiz?
Evet. Farklı kültür ve fiziksel yapıyla ilgili seçimler oluyor. Örneğin akrobasi hareketlerini eklem yapılarından dolayı Moğollar daha iyi yapar. Rusya'da ise hava daha soğuk olduğu için gezici değil, bina sirkleri vardır. Ve bu yüksek binaları doldurabilmek için yüksek hava gösterilerine yoğunlaşılır. Veya Kazaklar da kültürleri dolayısıyla atlarla veya cigit denilen at altında gösteriler yapar.

CUMARTESİ
Hamamdan bozma bir salonda çalışarak şampiyon oldu
"Yılanlarla birlikte uyuyoruz onlar ailemizin bir parçası"
"Gençler için yeni bir grup gibiyiz, bizi ilk kez dinliyorlar"
"Kadınlar aşkta erkeklerden daha anarşist"
Jean çarpması
Mevsime uygun yemekler
Bayram yağışlı geçecek
ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI
Üçleme: Katı-1





DONATELLA PİATTİ
Sarıkız'ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2004 Milliyet