|
 |
|
|
Baykal'a açık mektup
Gülü-yorum / Çağlayan Bilgen
SAYIN CHP Genel Başkanı Deniz Baykal.
Perşembe pazarının kalabalığını fırsat bilerek İzmir Torbalı'da "zorla da olsa" üretici mitingine katıldınız.
Sanırım siz de, 10-15 bin kişilik kalabalığı toplamanın biraz zor olacağını biliyordunuz ki; mitinge önce katılmak istemediniz. Sonra, kim ikna etti ise geldiniz. Kimbilir, belki de "gözde vekiliniz" Sedat Uzunbay'ın ısrarına fazla dayanamadınız.
Zaten 28 Mart seçimlerinden sonra meydanlara pek çıkmadınız.
Bu nedenle halkın sesi de olamadınız.
Toplumsal muhalefete yeteri kadar öncülük edemediniz.
Sözde muhalefeti ya Meclis kürsüsünde ya da TV ekranlarında yapmaya çalıştınız.
Kısacası 3K'leri oynadınız; karışmadınız, konuşmadınız, kaytardınız.
9 Eylül'de partinizin kuruluş yıldönümünde bile Antalya sahillerinde denize girmeyi tercih ettiniz.
Hem "gerçek tabanımız, köklerimiz" dediğiniz işçinin, memurun, köylünün, esnafın kısacası ezilen dar gelirli vatandaşın sesi olmayacaksınız. Onlar adına ses çıkarmayacaksınız. Sessiz kalacaksınız. Ve bu konuda partide eleştiri yapan, konuşan milletvekillerini susturacaksınız, ihraç tehdidinde bulunacaksınız.
Hem de Torbalı'da çoğu çevre ilçelerden belediye başkanlarının otobüslerle taşdığı ve üzerinde "Versace" marka giysiler bulunan "sözde üreticiler" e "Neden sesinizi çıkarmıyorsunuz? Neden utanıyorsunuz? İktidara tepkinizi göstersenize"diye tepki göstereceksiniz.
Yok öyle şey!
Peki siz ne yapacaksınız Sayın Baykal?
Bugüne kadar sessiz çoğunluk için siz ne yaptınız?
Neden meydanlara zorla çıkıyorsunuz?
Halkın sizi istemediğini bildiğiniz için mi meydanlara inmiyorsunuz?
Zaten Torbalı'ya gelen pek çok üretici bile siz geldiğiniz için kaçmış. Atatürk Meydanı'nındaki Merkez Eczanesi'nin yanında çocuklar top oynayacak boş alan bile bulmuş.Mitinge katılan kimi eski CHP'liler, aynı meydanda 15 bin kişinin 29 Mayıs 1977'de Karaoğlan'ı gece yarısı saat 02.47'ye kadar nasıl heyecanla beklediklerini konuşmuş.
Siz ise bir avuç insanı meydanlarda bir saat bile tutamadınız.
Üç bin kişiye hitap ederken, "tükenişinizin mitingi"ni yaptığınızı siz de farketmiş olmalısınız ki; konuşmanızı kısa kestiniz.
Sahi, neden "Artık benden bu kadar" deyip, köşenize çekilmiyorsunuz?
Neden Antalya'da domates yetiştirmeyi, torunlarınızı sevmeyi düşünmüyorsunuz? Üstelik o zaman çok sevdiğiniz denize de bol bol girersiniz!..
Neyse, mektubuma son verirken, biraz da İzmir'den söz etmek istiyorum...
Sizin yüzünüzü güldüren, kentlerin başında gelen İzmir'in aydınlık yüzlü seçmenlerine bir teşekkürü bile çok gördünüz.
Genel seçimler yapılalı iki yıl oldu. 28 Mart yerel seçimlerin ardından ise tam 7 ay geçti.
Bu süre içerisinde İzmir'e nedense sadece bir cenaze ve düğün töreni için geldiniz.
Haksızlık etmeyeyim!...
Ne hikmetse mitingten sonra İzmir'de sadece üç belediyeyi ziyaret etmeyi ve Karşıyaka'da "ateş alır" gibi ayrılmayı aklınıza getirebildiniz.
İzmir'deki sivil toplum örgütlerinin, sendikaların, meslek odalarının temsilcileriyle bile görüşme zahmetinde bulunmadınız.
Gerçi bir şeyi çok iyi yapıyorsunuz.
Partide sizden olmayanları, size muhalefet edenleri disipline verip, kapının önüne koymayı çok iyi biliyorsunuz. Şimdi bu yazı nedeniyle beni de disipline verip, partiden attırmak isteyebilirsiniz...
Ama bunu yapamazsınız.
Çünkü ben parti üyesi değilim.
Saygılar sunarım."
ÖZLÜ SÖZ
DÜŞEN bir çığda hiçbir kar tanesi kendisini olup bitenden sorumlu tutmaz.
Oscar Wilde
cbilgen@milliyet.com.tr
|
|
|

|