Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 08 Kasım 2004 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Hayallerinin peşinde

Gökhan Koç'un hayali yurtdışında "Türkiye nerelere gelmiş" dedirtmek. En büyük hayalkırıklığı ise bunu gerçekleştirecek mekana kavuşamamak

Yaşam Güzeldir / Banu Şen

Herkes takdir edilmek ister. Bu bir zaaf değil, insanoğlunun en doğal taleplerinden biri. Eğer övgü kazanırsanız daha iyilerini yapabilmek için güç toplarsınız. Eğer sanatçıysanız bunu biraz daha istersiniz. Ancak ne yazık ki ülkemizde gerçek sanatçıların takdir edildiğini söylemek pek mümkün değil. Ülkemizin pek çok değerli sanatçısı, yurt dışında gördükleri ilgiyi kendi ülkesinde bulamaz.
Gökhan Koç, sanatının zirvesinde bir bariton. İzmir Devlet Opera ve Balesi'ndeki temsillerinin yanı sıra, yurt içi ve dışında pek çok temsilde rol aldı ve konserler verdi. Taçlı başarılar elde etti. Son olarak Mersin'de Soprano Aytül Büyüksaraç'ın da rol aldığı Rigoletto'da oynadı, övgüler aldı. Gökhan, sık olmasa da uzun uzun konuşmaktan keyif aldığım dostlarımdan. Mersin dönüşü buluştuk. Kazandığı övgüler gözönüne alındığında çok durgundu.

Gökhan, başarıdan başarıya koşuyorsun. Bu işe başlarken düşündüğün herşeyi elde ettin mi?
Bu sanata, çok sevdiğim için başladım. Hayalim ülkemin adını yurt dışında da önemli operalarda duyurmaktı. Bunlara kısmen ulaştım. Bu alanda yapabileceğim daha çok şey var. Yurt dışında önemli operalarda söyledim, pek çok konser verdim. Belli bir isim yaptım. Ama hayallerime henüz yaklaşamadım bile.

Neydi bu hayal?
Doğduğum ve yaşadığım kentte gerçek bir opera binasında, olanakları olan bir sahnede söylemek. Ne yazık 2004 Kasım ayı itibariyle hala uzak bir hayal olarak duruyor.

Haklısın. Bu İzmir'in onulmaz yarası, ama seni böyle düşündüren ne oldu?
Mersin Operası oldu. Orada söyledikten sonra, daha bir ümitsizliğe düştüm sanki. Demek istenince olabiliyormuş dedirtti, bana bu sahne. O sahnede çok mutlu oldum. Mersinlilerin ilgisi de çok önemli tabii. Çok değer veriyorlar, gerçekten severek dinliyorlar.

A. Saygun Kültür Merkezi senin bu özlemini gideremiyecek galiba?
Umutsuzluğumun temelinde bu konu da var. Sayın Piriştina, bu eksiği hissediyordu. Ve giderebilmek için uğraşıyordu. Ne yazık ki gerçekleşemedi.

Peki, sahne niçin bu kadar önemli?
En basitinden şöyle düşün; biz yurtdışında söylüyoruz. Bu sanat dalında tam olarak isim yapabilmemiz, Türkiye'nin nereden nereye geldiğini gösterebilmemiz için yurtdışından da sanatçıların gelmesi gerek. Zaman zaman bu oluyor, ama bir opera binanız bile yoksa, bu sanatadeğer verdiğinizi nasıl kanıtlayacaksınız? Ayrıca şu anki sahnemiz öyle yetersiz ki. Oynamak istediğimiz pek çok operayı oynayamıyoruz.

Operamı istiyorum
Biliyorum. Bildim bileli İZDOB Wagner'in Uçan Hollandalı'sını sahnelemek ister. Ama bu yıl yapılacak galiba.
Evet. Güç koşullar altında yapılacak.

Sanırım kısıtlı mekan, yaratıcılığı da engelliyor?
Kesinlikle. Sanatçı da, yönetemen de, dekoratör de istediğini gerçekleştiremiyor. Bu, esere de yansıyor.

Bir açıdan şanslısınız aslında. İzmir'in en güzel binalarından biri sizin.
Mimari ve tarihi değer açısından bakarsan doğru. Ama kulis olanakları çok kısıtlı örneğin. Özellikle çok kalabalık eserlerde mucizeler yaratıyoruz.

Opera sanatçılarının tek sorunu sahnesizlik değil herhalde?
Tabii değil. İlgisizlik de aynı derecede önemli. Çok başarılı temsiller yapabilir, konserler verebilirsiniz. Bunu ne yazık bizde o gece orada bulunan bir avuç sanatsever duyar. Kurumlaşmış bir eleştiri sistemi yok. Yurt dışında sanatçıların temsilden sonraki sabah, baktıkları ilk şey gazetelerin eleştiri sütunları. Herkes yaptığından haberdar oluyor. Üstelik bu şekilde toplumun sana, sanatına sahip çıktığını da anlıyorsun.

Gökhan, bildiğim kadarıyla eğitimciliğin de var.
Evet, DEÜ Devlet Konservatuvarı Opera Ana Sanat Dalı'nda şan hocasısıyım. Çok keyif aldığım bir iş.

Son olarak söylemek istediğin bir şey var mı?
Yaklaşık 20 yılını operaya vermiş bir sanatçıyım. Türk mimarlarının ulaştığı mimari üstünlüğü gösteren, bizim kültürümüzü, zevkimizi kanıtlayan gerçek bir opera binamız olmasını gönülden diliyorum. Kısacası ben operamı istiyorum. Bu kente gelenlerin parmakla gösterip, "Bakın burası da İzmir Operası" demesini arzu ediyorum. Bana kalırsa çok şey de istemiyorum

bsen@milliyet.com.tr



EGE
Baykal'a açık mektup
Altay dün resmen çöktü
Hayallerinin peşinde





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Çağlayan Bilgen
Bülent Buda
Banu Şen

© 2004 Milliyet