Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 08 Kasım 2004 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
"Resimlerimi tuvalete de asabilirler!"

İstanbul'da "Harem" konulu iki büyük sergi birden açan ünlü ressam Ertuğrul Ateş: "Resimlerimi tuvalete de asabilirler. Önemli olan bunun hakaret amacıyla yapılmaması, gereken saygının gösterilmesi"

ELİF KORAP

Resimleri için Amerika'nın en popüler dizisi "Sex and The City"den teklif alıyor. Amerika ve Avrupa'nın önemli kentlerinde, önemli sanat merkezlerinde sergiler açıyor, "çağdaş Türk resminin Amerika'daki temsilcisi" unvanını taşıyor. Onun resimlerinden birine sahip olmak için 2 bin ile 35 bin dolar arasında değişen bir parayı gözden çıkarmak gerekiyor.
Uzun yıllardır New York'ta yaşayan ressam Ertuğrul Ateş'i en son "Hürrem Sultan" dans projesinin sanat yönetmeni olarak gördük.
Ateş iki yıl aradan sonra İstanbul'da iki büyük sergi açtı. Biri Fulya'daki Galeri Artist'te, diğeri ise Akmerkez'in karşısındaki Garage Of Art'ta. Evet yanılmadınız, "Hürrem Sultan"dan sonra sergilerin konusu "Harem". Çünkü
Ateş, şu günlerde kafayı haremlere takmış durumda!

Siz kafayı haremlere taktınız galiba bu aralar...
Valla kafayı nereye taktım bilmiyorum ama bir şeye takıldığı doğru. O soruyu ben de soruyorum, kafayı niye taktın bu kadar diye. Önce "Hürrem Sultan" dans gösterisini yaptım, şimdi de "Harem" diye bir sergi, değil mi?

Evet.
Toplum olarak sahip olduğumuz birtakım kompleksleri aşmamız; geçmişimizle, tarihimizle, kültürümüzle barışmamız gerek. Mesela harem deyince aklımıza sadece kadınların bolca olduğu ve cinselliğin yaşandığı bir yer geliyor. Ama bunun farklı boyutu da var. Haremden çıkan bir Hürrem Sultan mesela tüm tarihimizin, hatta dünya tarihinin değişmesine neden olabiliyor.

Bir ayağı bu tabii ama harem de bir erkek için fazlasıyla erotik ve gizemli bir mekan değil mi?
(Gülüyor) Kesinlikle. Allah var, bu yönünü de inkar edemem. Bunu reddetmek biraz ayıp olur. Hiç kuşkusuz sağlığı yerinde olan bütün erkeklerin hayalini kurabileceği bir durum tabii ki bu. Bir ressam için de cezbedici.

"Hürrem Sultan" projesini resimlerinize mi alet ettiniz? Yani siz "Hürrem Sultan" projesiyle bir fantezinizi mi gerçekleştirdiniz bu resimleri yapabilmek için?
Bunu düşünmemiştim. Olabilir. Belki de farkında olmadan öyle yaptım. Ama şunu itiraf edebilirim ki, dans projesini hazırlarken bu sergiyi açacağımı biliyordum. Harem sergisini o projenin devamı olarak görüyorum.

"Harem"de yer alan resimlerinizin hemen hepsi daha sergi açılmadan haftalar öncesinden satıldı. Siz aynı zamanda iyi bir pazarlamacı mısınız?
Elbette, benim New York'ta yaşamam, orada büyük başarılar kazanmış olmam, Amerika ve Avrupa'nın önemli kentlerinde sergiler gerçekleştirip önemli koleksiyonlara girmem resmimin değerini artıran etkenler. Ben şanslıyım ki hayattayken bu değeri gördüm. Aksi, hakikaten talihsiz bir durum olurdu!

"Yılmaz Erdoğan'ın kebapçısında resimlerim asılı. Neden asılmasın?"
Resimleriniz "Sex and the City" dizisinde kullanılacaktı. Ben sonra takip edemedim. Siz mi istediniz resimlerinizin dizide olmasını, onlar mı teklif etti?
"Sex and the City"nin prodüktörlerinden bir tanesi benim çok yakın arkadaşım. Teklif bana ondan geldi. Dizi o kadar popüler ki, dizide kullanılan her şey marka oluyor. Arkadaşım gel bunları dizide kullanalım dedi.

Para aldınız mı bunun için?
Hayır. Böyle bir şey için para ödemiyorlar.

Yılmaz Erdoğan'ın kebapçısı Yazı'da da sizin resimleriniz asılıydı. Böyle bir şeye karşı çıkacak ressamlar da vardır. Sizin böyle kompleksleriniz yok mu?
İnsanların kebap yerken resimlerime bakması beni rahatsız etmiyor. Bu benim değerimi alçaltmaz, ben onun değerine katkıda bulunurum. Yılmaz benim arkadaşım. Kardeşimle ortak açtılar. Yani kebapçı aslında benim biraderim. Niye asılmasın? New York'ta steak house'lar vardır. Gidin bakın öyle lokantaların içinde Monet asılı. Neden asılmasın kebapçıda da? Neden kebabı küçümsüyoruz? "İstanbul lahmacun kokuyor" diyorlar. Ne koksun?

Kim diyor?
Diyorlar işte. Lahmacunun nesi kötü? Benim en fazla kızdığım şeylerden bir tanesi bu Türkiye'de. Herkes kebapçıya gider ama kebap kültürünü de küçümserler aynı zamanda. Sanat eserinin bir şekilde hayatımızın içine girmesi, ulaşılabilir olması gerekli. Yazı'ya ben de gittim. Biliyor musunuz orada çok enteresan ilişkiler sağlandı. Benimle değil, resimlerim sayesinde başka insanların arasında. Kaldı ki bunun sanata da dönüşü oldu. Kebapçıda resimleri görenler, gidip resim satın almaya başladılar. Sadece Adanalılar gitmiyor kebapçılara yani!

Her yerde olabilir mi sanat eseri?
Elbette sanat eserinin sergileneceği şartlar vardır. Birincisi saygılı olunmasıdır. Sanat eseri olduğu kanıtlanmış işlerin saygı görmesi gerek.

Şimdi ben merak ettim. Bir sanat eseri tuvalete asılabilir mi? Mesela biri restoranın çok şık tuvaletinin girişine resminizi assa...
Neden olmasın aslında. Çok vakit geçirdiğimiz yerlerden bir tanesi. Olabilir. Gerçi o zaman tepkim ne olur bilemiyorum. Şimdiye kadar böyle bir şey hiç başıma gelmedi. Bundan 15 sene kadar önceydi. Resim meraklısı bir kadın evini galeri haline getirdi. Tuvalet de dahil her yere resim astı. Sadece o buluştan ötürü kadın çok ünlü bir galerici oldu sonunda. Yani durumdan duruma fark eder. Saygısızlık yoksa benim resmimi tuvalete de asabilir. Önemli olan bunun hakaret amacıyla yapılmaması. Sanat eserinin içeriğine helal getirmeyecek her yerde sanat eseri kullanılabilir. Şuraya asamazsınız diye bir şey yok.

"Türkiye'nin en zengin listesinde ilk 10'a girmiş bir işadamı benden aldığı resmin parasını ödemedi. Gidip resmimi evinin duvarından indirdim. Böyle zenginler çok"

"Benim gücüme giden aptal yerine konmak"
Türkiye'de hiç sizden resim alıp parasını ödemeyen oldu mu?
Oldu. Hiçbir maddi sıkıntısı olmayan, hatta Türkiye'de ilk 10'a girecek bir zenginliğe sahip bir işadamı. Alamadım paramı. Lanet olsun dedim. Hatta birkaç tane oldu. Gidip bizzat evlerinin duvarlarından indirdim. Herhalde utanmıyorlar böyle bir şeyden. Birinin parası olduğu halde böyle bir şeye tenezzül etmesi, sanatçının emeğine saygısızlık etmesi rahatsız edici. Bir de insanın aklının ucundan geçmiyor, bu kadan zengin bir adam benim resmimin parasını ödemeyecek diye.

Sonra görüştünüz mü o işadamıyla?
Bunu yapan işadamıyla da başkalarıyla da sadece ticari anlamda değil, tüm ilişkilerimi kestim. Benim bu tür bir kafa yapısıyla zaten işim olmaz. Bana şunu diyecek: "Ya Ertuğrul benim param yok ama ben bu resme aşık oldum. Bununla yaşayacağım." Ben biliyor musunuz, böyle çok resim hediye ettim. Benim gücüme giden aptal yerine konmak.

PAZAR
"Türkiye'de hiç eşcinsel futbolcu tanımadım, duymadım"
"Resimlerimi tuvalete de asabilirler!"
"Devrimci bir ailedenim,Che rolü bana çok uygun"
Tarih yazılırken biz neredeydik?
Mimar gözüyle kuş evleri
Ekranın en şık polisi
Plastik cerrah ile ilk randevu
Ağzı yok, kalpten konuşuyor
Kiloların sorumlusu atıştırmak
Okurlara cevaplar...
Güneydoğunun Sezen Aksu'su Avrupa yolunda
Gloria'nın en güzel şarkıları
"Filmdeyim 2" başlıyor
Hayali kahramanlara mektuplar
Yecüc Mecüc Han Hui
Bağdat Caddesi'nde iftar yemeği
Yurdumuzu nasıl tanıyoruz?
Deli "drummer" bir Fransızın kapısını kaç kere çalar?
Bir zamanlar sinema da vardı
Günaydın hüzün





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
YASEMİN ÇONGAR

© 2004 Milliyet