|
 |
|
|
Ekranın en şık polisi
Reklamların "özgür çocuğu" Yiğit Özşener artık rüştünü ispat etmiş bir aktör. Özşener "24 Saat" adlı polisiyede çok şık, ukala ve genç bir polisi canlandırıyor
ALİN TAŞÇIYAN
Yiğit Özşener'i biz film eleştirmenleri yazdık bir kenara. Sıra sizde. Turkcell Hazırkart reklamının "özgür çocuğu", Paxton Winters'ın yönettiği "Crude" adlı filmdeki başarısından sonra bağımsız ama talihsiz bir proje olan "11.45"te potansiyelini korudu. Geçen hafta Star'da yayına başlayan, bir cinayet masası komiserini canlandırdığı "24 Saat" adlı polisiye diziyle ekranların en şık biraz da çapkın polisi oldu! Özşener'in bütün marifeti oyunculuktan ibaret değil. O bir elektronik-haberleşme mühendisi. İşletme mastırı yapmış. Kendi deyişiyle "Tam işadamı olurken U dönüşü yapmış". İngilizce ve Fransızcayı çok iyi konuşuyor, Almodovar'a hayranlığından İspanyolca öğreniyor. Binicilik öğrenmeyi kafasına koymuş. Evde sebze yemekleri pişiriyor. Hem de eline çabuk.
"24 Saat" nasıl bir dizi?
Polisiye bir dizi. Her bölümde bir olay çözülecek. Ben bir cinayet masası komiserini oynuyorum. Selçuk Yöntem başkomiserimi, Ece Sükan adli tabibi oynuyor. Ana karakterlerin hikayesi devam edecek. Zamanla onları daha iyi tanıyacağız. Tabii ki ön planda polisiye olay olacak.
Klasik polisiye karakterleri mi yer alıyor dizide?
Evet, ben daha gencim. Başkomiser daha konvansiyonel bir tip. Komik anlar da katıyoruz. Aramızda kuşak farkından dolayı çekişmeler oluyor. Bazen ukalalık yapıyorum. Ben daha atak davranıyorum, o daha deneyimli olduğu için öne çıkıyor. Giyim tarzımız farklı. Ben çok şık giyiniyorum. O özensiz değil de ben çok özenliyim. Bu farklılıklar yavaş yavaş bu iki karakteri birbirine yaklaştıracak. Güzel şeyler yakalayacağız.
"Bu dizide diğer polisiyelerdeki gibi kaçma kovalamaca yok"
Yönetmen Cem Sürücü ile ilişkiniz, set ortamınız nasıl?
Cem harika. Ben çok eğleniyorum sette. Bir yandan da yorucu. Yapısı itibarıyla her bölümde bir serüven başlayıp çözüldüğü için her seferinde yeni bir dizi çekiyor gibiyiz. Ana kastın dışındaki bütün oyuncular değişiyor. Olaya göre mekan değişiyor. Normal dizi formatındaki gibi altı-yedi mekan arasında dönemiyoruz.
Dizide aksiyon var mı?
Ana motifimiz değil aksiyon. Çok kaçma kovalamaca yok. Araştırma ve ipuçlarını değerlendirme üzerine kurulu diyebiliriz bu dizi için.
Adli tıp ağırlıklı mı?
Hepsini kullanıyoruz. Adli tabip Tuğçe'nin fikrine her zaman başvuruyoruz.
Aranızda hafif bir romans da vardır...
Tabii, o da işin ayrı bir yanı. Konuşulamayan ama varlığı belli bir ilişki kurulmuş. Konuşulduğu zaman bitecekmiş gibi bir dengesi var. Aksiyon tarafına dönersek, aksiyonda iddialı olmak çok anlamsız. Realizasyon aşamasında anlamsız çünkü farklı bir yatırım, farklı bir hazırlık gerektiriyor. Televizyonda bu imkan yok. Seri üretim yapılıyor. Polisiyede bulunması gereken her şey tekniğin, senaryonun elverdiği kadar yer aldı. Her bölümün ağırlığı farklı olacak. Rutinden kaçınacağız.
Bu dizide rol almayı neden kabul ettiniz?
Yazın 90 dakikalık bir televizyon filmi çevirdik. Bu kadro öyle bir araya geldi. Andaç Haznedaroğlu çekmişti. Ahmet Ümit'in "Çalınan Gece" adlı yapıtından uyarlandı. ATV'de yayınlandı. Bayağı da beğenildi. Kanaldan bunu dizi haline getirme talebi geldi. Biz de başka bir iş yapmadık bekledik. Bana enteresan geldi çünkü polisiye. Okumayı değilse de izlemeyi severim.
"Herkesin beni 'özgür çocuk'la özdeşleştirmesi rahatsız etmiyor"
Tiyatro oyunlarınız var, Paxton Winters'ın yönettiği "Crude" adlı filmde,
"O Şimdi Asker"de oynadınız. Bayağı bir filmografiniz oluştu. Yine de Yiğit Özşener deyince herkesin sizi özdeşleştirdiği başka bir karakter var...
Tabii, "özgür çocuk" var! Evet, reklam var!
Bu durum sizi rahatsız ediyor mu?
Etmiyor. Bugüne kadar yaptığım her şeyi değerlendirdiğimde hepsinin kaliteli olduğu sonucuna varıyorum. O yüzden hiçbir sıkıntım yok. Dolayısıyla nasıl anıldığımla ben ilgilenmiyorum. Beni tek ilgilendiren bundan sonra ne yapacağım.
Her tür yapımda rol aldınız, kendinizi en iyi hissettiğiniz hangi ortam?
Ben bağımsız setleri tercih ediyorum. Ama artık bazı şartlarım ortaya çıktı. Bağımsız iş yapanların riskleri çok yüksek. Bir o kadar da dikkatsizler. Bu çözemediğim bir denklem. İnsan riske atıldıkça dikkatli olmak zorunda çünkü hata payı azalıyor. Bağımsız işler "Hadi abi film çekelim" mantığıyla ve hazırlıksız yapılınca bence bütün enerjiye, düşünceye, paraya, emeğe yazık oluyor.
|
|
|

|