Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 08 Kasım 2004 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Bush'un tarihi fırsatı

Washington'da, sütunun başlığına denk düşen ve ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'ı ilgilendiren bir söylenti var.
Buna göre, ikinci Bush yönetiminde görev almamaya aylar öncesinden karar veren Powell, şimdi fikir değiştirmiş. Eğer Başkan George W. Bush kendisine bu şansı tanırsa, görevde kalıp tarihe, son dört yıldaki zayıf performansından farklı bir miras bırakmaya çalışacakmış. Özellikle, Filistin - İsrail barışı için atılması olası yeni adımların parçası olmak ve bu yolla, bir anlamda, adını temize çıkartmak istiyormuş.
Powell gibi, bir zamanlar "ABD'nin ilk siyah başkanı" olacağına inanılan, başarılı, zeki, karizmatik bir adamın, şimdiki imajından duyduğu rahatsızlık kolaylıkla anlaşılabilir. Kariyerini bu şekilde noktalarsa, ardında Irak'ın silah varlığı konusunda uluslararası topluluğu yanıltmış, Pentagon damgalı politikaların edilgin parçası olmuş, dünya kamuoyunun ABD'ye karşı bilenmesine seyirci kalmış, barış ve birliktelik adımlarına imza atamamış, üstüne üstlük Amerika'da, öteden beri savunduğu değerlere zıt, aşırı muhafazakar bir gündemin hayata geçirilmesini sessizce izlemiş bir bürokrat olarak hatırlanacak.
Aslında Powell'ın kalmayı gerçekten isteyip istemediği de, Bush'un kendisine bu şansı tanıyıp tanımayacağı da bilinmiyor. Bilinen, "Powell, Bush'un yeniden seçilmesi için parmağını bile kıpırdatmadı" diyen bazı muhafazakarların, dışişleri bakanının gitmesi için tempo tutmaya çoktan başladıkları. Bush'un Powell'a "İlk dönemimde 'savaş başkanı' oldum. Kalıp ikinci dönemimde 'barış başkanı' olmama yardım et" dediği dedikodusu da doğrulanmadı.
Ama Powell'ın görevde kalmayı istediği söylentisi, özünde doğru da yakıştırmaca da olsa, bir gerçeğe işaret ediyor: 2 Kasım zaferi, Bush'un önüne tarihi bir fırsat koydu. Seçmenden aldığı taze yetki ve Kongre'nin iki kanadında Cumhuriyetçiler'in sağladığı rahat çoğunlukla elini güçlendiren ABD Başkanı'nın nasıl bir liderlik sergileyeceği, milyonlarca hayatın olduğu kadar, 21'inci yüzyılın akışını da belirleyecek.

İçerideki sınav
2 Kasımdaki sonuç, Irak'taki karamsar tabloya, ABD ekonomisinin dev açıklarına ve istihdam kaybına rağmen, iki ana etken sayesinde alındı: İlki, Bush'un teröre karşı güvenilir bir lider olarak algılanması. İkincisi, dört yıldır süren aşırı mufahazakar iç politikanın Hıristiyan Sağ'ın talepleri çizgisinde ilerleyeceğini vaad eden seçim kampanyası.
Seçmenden aldığı yetkinin konturları bunlar; Bush'un tarihle randevusunun sonucu ise, bu yetkiyi nasıl kullanacağına bağlı.
ABD Başkanı eğer parlak bir miras bırakmak istiyorsa, basit bir iç politika reçetesi önerilebilir ona; "ilk dört yılda yaptıklarını yapma, yapmadıklarını yap."
Eğer Bush, ilk görev dönemindeki gibi mali disiplini hiçe sayar; gider kısıcı önlemler almaz; alternatif yakıtlara yatırımı, üretimde etkinliği, tüketimde tasarrufu özendiren bir enerji politikasını hayata geçirmez ise, Amerikan gücünün iktisadi temeli sarsılacaktır.
Eğer Bush, ilk görev dönemindeki aşırı muhafazakar üslubuyla Amerikan halkını bölmeyi sürdürür; özgürlüğe ve bilime İncil ilhamlı sınırlar çizer; Yüksek Mahkeme'ye, anayasanın kaderini Hıristiyan Sağ'a teslim edecek yargıçlar atar ise, Amerikan gücünün ideolojik ve toplumsal temeli sarsılacaktır.

Bir vizyonun kaderi
Bush'un işaretlerini ilk görev döneminde verdiği, ancak beceriksiz ve başına buyruk tavrıyla hayata geçmesini bizzat zorlaştırdığı bir vizyon var.
Orta Doğu'da barış ve demokratikleşme öngören bu vizyonun Bush imzalı iki önemli unsuru, "İsrail ile yanyana barış içinde yaşayacak bağımsız bir Filistin devleti" ideali ve Arap - İslam coğrafyasında, ABD'nin yıllardır baskıcı rejimlerle kolkola yürüttüğü dar bakışlı istikrar siyaseti yerine, "siyasi, sosyal ve iktisadi reformu teşvik eden uzun erimli bir siyaset."
Bence, Bush'un tarihe nasıl bir miras bırakacağını asıl belirleyecek olan da, bu iki çizgide ne denli samimi ve etkili olacağı.
Bush'un ikinci görev döneminde, ilk dört yılının aksine, İsrail - Filistin barışı için çalışmaya öncelik vereceğini, hatta bunu Irak'ta başarının anahtarı saydığını söyleyenler var.
Filistin lideri Yaser Arafat'ın devreden çıkması ve İsrail'in Gazze'den çekilmesi, 2005'te barış için bir fırsat penceresi açacak. Bu fırsatı nasıl değerlendireceği, Bush için en kritik sınav.
ABD Başkanı'nın özellikle Arap aleminde inandırıcılık sağlayabilmesi, Gazze'yi başlangıç kılacak etkin bir diplomatik çabaya girmesine, bunun için, ilk döneminde yapmadığını yapıp saygın, adil, nüfuzlu bir arabulucu atamasına bağlı.
Öte yandan, Bush seçim kampanyasında sık sık dile getirdiği gibi, Geniş Orta Doğu coğrafyasında demokratikleşme idealine bağlı görünüyor. Bu idealin hayata geçmesi, bir yandan Arap - İsrail barışıyla, bir yandan da Irak'ta ne olup biteceğiyle yakından ilgili.

Irak keşmekeşi
Her ne kadar Afganistan'ın geniş kesimleri halen silahlı aşiret liderlerinin denetiminde ve kontrolsüz afyon üretimi ülkenin gayri safi hasılasının yarısına eşit de olsa, geniş bir katılımla Hamid Karzai'yi başkanlığa seçen Afgan halkı ve bu ülkenin yeniden yapılanmasına etkin katkı veren uluslararası topluluk, zoru başarma yönünde yavaş yavaş ilerliyor.
Afganistan'ı Taliban'dan kurtaran Bush yönetiminin, Baas rejiminden kurtardığı Irak'ta da akan kanı durdurup nispi bir istikrarı sağlayabilmesi ve demokratikleşme umudunu canlı tutabilmesi için ocaktaki seçimlerin zamanında yapılması şart.
Başkan Bush, gerekirse seçimler öncesinde daha fazla asker göndermeyi de göze alarak, Irak'ı kaosa terk etmeyeceğinin işaretini vermeli. İlk görev döneminde yapmadığını yapıp, Avrupa'yı daha fazla devreye sokmayı başarması ve bölge halkını kalıcı bir işgal gücü olmayacağına, Irak'ta üs kurmayacağına, zaman içinde tümüyle çekileceğine ikna etmesi gerekli.
Bugünkü Irak tablosunun hiç de iç açıcı olmaması, Bush ve kurmaylarının ilk dönemdeki hatalarından kaynaklı.
ABD Başkanı'nın tarihe bırakacağı miras, Irak'ta bundan sonra atacağı adımların, Vietnam ya da Somali örneklerini çağrıştırmamasına bağlı.
Irak'ta, Washington'ın tercih ettiği siyasi çizgide olmasa bile, kendi içinde ve bölgesiyle savaşmayan, terörü beslemeyen, halk oyuna dayanan bir rejim kurulması ve bu sürecin uluslararası topluluk tarafından desteklenmesi, Bush'un sorumluluğunda.
Öte yandan, önümüzdeki dört yılda, sadece Ortadoğu'da barış ve Irak'ta istikrar sağlanması değil, teröre karşı askeri, polisiye ve ideolojik başarı, İran ve Kuzey Kore'nin nükleer silahlanmadan caydırılması, Darfur'daki vahşete son verilmesi, Rusya'nın demokrasiye bağlı kılınması gibi birçok önemli mesele, sıkı bir transatlantik işbirliğini şart kılıyor. Bush'un, Avrupalı liderlerle birlikte çalışabilmesi ve Avrupa haklarının gözündeki imajını tamir etmesi de, ilk dönemdeki hatalarını gördüğünü ve tekrarlamayacağını yansıtmasına bağlı.
Powell'ı yerinde tutmak bu amaca hizmet eder mi emin değilim ama, koltuğunda kalmak istediği söylenen Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'i uzaklaştırmanın iyi bir başlangıç olacağı kesin.

ycongar@erols.com








Taha AKYOL
Anayasal vatandaşlık ve belge bilinci
SAYIN Prof. İbrahim Kaboğlu, arkadaşımız Dery...
Çetin ALTAN
Şahane düğün
O akşam Paris sokaklarında bir yosma elinde ş...
Yasemin CONGAR
Bush'un tarihi fırsatı
Washington'da, sütunun başlığına denk düşen v...
Faik ÖZTRAK
ABD'nin açıkları küresel oyunu değiştiriyor
ABD seçimlerinden sonra Başkan Bush'un ikinci...
Hasan PULUR
Münasebetsiz sorular...
Galiba askerlerin kullandığı bir deyimdir, va...
Ece TEMELKURAN
Senden altı sıfır atacaklar!
Şimdi altı sıfırımızı atacaklar bizim. Farkın...
Yaman TÖRÜNER
Cevap geldi
Geçen hafta "Çukurova'yla ilgili iki iddia"da...
Osman ULAGAY
İyi ki Bush kazandı (!)
AMERİKA'da yapılan başkanlık seçimini George ...
Güngör URAS
'GOP'un arkasında petrol, Filistin, fakirlik, terör var
Şakir Eczacıbaşı'nın başkanlığındaki "Kültür ...

© 2004 Milliyet