|
Münasebetsiz sorular...
Galiba askerlerin kullandığı bir deyimdir, vaziyetten vazife çıkarmak, ya da durumdan görev çıkarmak...
Bizde de bazen oluyor, haberlerden yazı çıkıyor.
Haberi okuyorsunuz, ya yorum yapıyorsunuz, ya da geçmişleri karşılaştırıp mukayese ediyorsunuz, sorguluyorsunuz.
***
MESELA, Başbakan Erdoğan, memur maaşlarının bayram öncesi, erken ödenmesini isteyince Devlet Bakanı Babacan şaşırıyor, çünkü o maaşların 11-12 Kasım'da ödenmesi planlanmış, oysa Başbakan 8 Kasım diye kestirip atmış...
Başbakan buna da kızıyor. Ne demek şaşırmak, hemen gereğini yapıyor, bakanını hizaya sokuyor:
"Sen faiz ödemelerinin peşinde koşuyorsun, bunları hemen gününde ödüyorsun, ama memurun maaşına gelince itiraz ediyorsun. Başbakan'ın sözü son sözdür, bu tartışılmaz!"
Buyurun bakalım, planmış, programmış, ilkeymiş, Hazine'nin imkanlarıymış... Bunların hepsi boş laf, Başbakan ne derse o olur!
Ya bu lafı Demirel söyleseydi, Ecevit söyleseydi...
Neler yazılmazdı!
Ee, boşuna dememişler, at, süvarisine göre koşar, ya da yaşar, diye...
***
AVRUPA Anayasası geçenlerde Roma'da imzalandı, Nihai Senet'e Başbakan Erdoğan da, Dışişleri Bakanı Gül de imza koydular...
Kimin manevi huzurunda?
Tarihteki papalardan birinin dev heykelinin önünde...
Diyeceksiniz ki Şeyhülislam Cemalettin Efendi'nin heykelinin önünde imzalanacak değil ya!
Doğrudur da, Avrupa Birliği'ne "Hıristiyan Kulübü" diyenlere niye kızıyorlar?
Bir de Latince bir yazı: "Avrupa Cumhuriyeti"
Papa'nın orada işi ne, ya da Latince, İncil'den başka yerde yazılıp konuşuluyor mu?
Papa'nın huzurunda imza atanlar Erdoğan ile Gül olmasaydı, kopacak kıyameti düşünüyor musunuz?
Yine Demirel, rahmetli Çağlayangil, Ecevit, İsmail Cem, Çiller, Mümtaz Soysal, Mesut Yılmaz'ı düşünün, gitmişler Papa'nın heykelinin huzurunda imza atmışlar...
Yabancı kolejlerin mezuniyet töreni kıyafetlerine "Papaz kisvesi" diye takanlar, neler demezlerdi ki!
***
PKK Başkanı Abdullah Öcalan'ın İmralı adasına gidip gelen avukatlarına vapur tahsis edilmesini, Adalet Bakanı Cemil Çiçek "Biz kimseye ayrıcalık yapmıyoruz" diye cevaplıyor, yasa, tüzük neyi emrediyorsa onu yaptıklarını söylüyor.
İmralı adası önceden de cezaeviydi, Sayın Bakan bu cezaevindeki mahkumların avukatlarını adaya götürüp getirmeleri için, vapur tahsis edildiğini acaba hatırlıyorlar mı?
Ya da kendileri muhalefette olsaydılar, böyle bir uygulamaya seslerini çıkarmayıp, "Olur böyle şeyler!" diye otururlar mıydı?
***
EN iyisi, haberleri duyup, okuyup üzerlerinde durmamak, düşününce insanın aklına münasebetsiz sorular geliyor.
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|