|
 |
|
|
İyi ki Bush kazandı (!)
AMERİKA'da yapılan başkanlık seçimini George W. Bush yerine John Kerry kazanmış olsaydı, acaba bugün bu köşede "Keşke Bush kazansaydı" başlıklı bir yazı yer alır mıydı? Bu soruya rahatlıkla "evet" diye cevap veremiyorum. Böyle bir düşünceyi kafamdan geçirmiş olsam bile, böyle bir başlık atmak içimden gelmezdi herhalde. Bush'un 11 Eylül'den bu yana izlediği çizginin Amerika'yı ve dünyayı nasıl bir çıkmaza sürüklediğini vurgulamak için bunca dil dökmüş, bunca yazı yazmış olan benim gibi birinin, tam da Bush'tan kurtulma umudunun doğduğu anda "Keşke Bush kazansaydı" demesi pek inandırıcı da olmazdı. Belki buna benzer bir yazı yazardım gene ama başlığı "Kerry'yi bekleyen güçlükler" olurdu.
ÖNÜMÜZDEKİ dönemde ABD'yi yönetecek başkan gerçekten çok çetin sorunlarla başetmek zorunda kalacak. Kerry kıl payıyla başkan seçilip bu tabloyla karşılaşsaydı işin içinden yüzakıyla çıkması fevkalâde zor olacaktı. Oysa şimdi Bush, kendi yarattığı çıkmazlarla boğuşmak zorunda kalacak.
BUSH'UN IRAK ÇIKMAZI
Başkan Bush'un 11 Eylül sonrasında izlediği saldırgan dış politikanın en azından iç siyasette iyi sonuç verdiğini ve kendisine seçimi kazandırdığını geçen hafta gördük. Ancak ABD'nin dünyadaki itibarını ve sevilirliğini büyük ölçüde zedeleyen bu politikanın ABD'yi öncelikle Irak'ta büyük sorunlarla karşı karşıya getirdiği de bir gerçek. International Herald Tribune gazetesine göre Irak'taki savaşın ABD'ye maliyeti şimdiden 225 milyar doları bulmuş durumda. Savaşı sürdürmenin yıllık maliyeti de 95 milyar dolar dolayında. Öte yandan ABD'nin dillere destan ve rakipsiz askeri gücünün kimi tahminlere göre % 80'i, kimi tahminlere göre % 90'ı Irak savaşının uzaması nedeniyle fiilen kullanılıyor. Yani ABD'nin gücünü gözünde büyüten kimilerinin sandığı gibi, sınırsız bir askeri kapasitesi yok ABD'nin. Bu durumda İran'da ya da her hangi bir başka ülkede yeni askeri maceralara girişmesi son derecede zor görünüyor. Başkan Bush böyle maceralara girişmek isterse hem zorunlu askerliği gündeme getirmek hem de milyarlarca dolarlık ek savunma harcamasını göze almak zorunda kalacak. Oysa, ABD Dış İlişkiler Konseyi Başkanı Peter G. Petersen'in Foreign Affairs dergisinin eylül - ekim 2004 sayısında yer alan ilginç yazısında vurguladığı gibi, ABD'nin savunma harcamalarında yeni artışları karşılayacak bir mali gücü yok.
BUSH'UN EKONOMİ ÇIKMAZI
Bush, Clinton'dan durgunluğa girmekte olan bir ekonomi devraldı, 11 Eylül şoku da ekonomiyi olumsuz etkiledi. Bush yönetiminin ekonomiyi ayağa kaldırmak için bulduğu çare ise savunma harcamalarını ve diğer kamu harcamalarını pompalayarak ve büyük vergi indirimleri yaparak iç tüketimi canlandırmak oldu. Bu yüzden devasa boyutlarda bütçe açıkları ve dış açıklar (cari işlem açıkları) vermeye başladı ABD. Bu açıkları ise bir noktadan sonra Asya merkez bankaları finanse etti ve doların daha fazla değer kaybetmesini önledi. Yani taşıma suyla dönen tüketim çarkı ekonomideki büyümenin sürmesini sağladı. Ancak bu büyüme temposu, istihdamdaki insan sayısını artırmaya yetmedi ve George W. Bush, 72 yıldan beri başkanlık döneminde istihdamı artıramayan ilk başkan oldu. Öte yandan sağlık harcamalarını artırmanın faturası ile 2. Dünya Savaşı sonrası kuşağının önümüzdeki yıllarda emeklilik çağına girmesiyle ortaya çıkacak devasa fatura, bütçe açıklarıyla başetmeyi daha da zorlaştırıyor. Yani bütçe cephesinde hiç menavra alanı yok Başkan Bush'un ve eğer sorumsuzca açık vermeye devam ederse mali piyasaların ABD'yi cezalandırması ve doların daha büyük değer kayıplarına uğraması da söz konusu olabilir.
FİYASKO RİSKİ
Bütün bunlar ABD'nin küresel düzene tek başına hükmetme hevesini destekleyecek askeri ve mali güce sahip bulunmadığını gösteriyor. Başkan Bush buna karşın, bu heveslerini sürdürürse Amerika'yı ve dünyayı yeni fiyaskolara sürükleyebilir. Bundan da, bu seçimi kaybeden Demokratlar yararlanabilir ve sağın Amerika'daki yükselişi ciddi bir darbe yiyebilir.
Dilerseniz züğürt tesellisi deyin ama işte bu nedenlerle "Bush'un kazanması iyi oldu" diye de düşünebiliriz.
Bush'un zaferi borsayı tetikler mi?
George W. Bush'un beklenenden daha net bir zaferle ABD başkanlık seçimini kazanması doların belini doğrultmasına yetmedi ama ABD hisse senedi borsalarında hissedilir bir yükselişe yol açtı. Kimi tahminciler, bunun bir yılsonu tırmanışının başlangıcı olabileceğini belirtiyorlar.
ABD başkanlarının seçilmelerini izleyen ilk görev yılında borsada yaşanan iniş çıkışları, yaygın tabanlı S&P 500 endeksiyle ölçen istatistiklere baktığımızda karışık bir tabloyla karşılaşıyoruz. Son 20 yılda, Reagan'ın ikinci döneminin ilk yılı olan 1985 ile onu izleyen baba Bush ve Clinton dönemlerinin ilk yılında S&P 500 endeksi önemli yükselişler kaydetmiş. George W.Bush'un ilk döneminin ilk yılında ise endeksin % 13 gerilediği gözlenmiş. Ancak şimdiki Başkan Bush'un görevdeki ilk yılı olan 2001'in 2000'deki büyük borsa balonunun patlamasını izleyen yıl olduğunu, üstelik 11 Eylül'ün de aynı yıl yaşandığını unutmamak gerekiyor. Bu kez de ABD'nin büyük açıkları, doların düşüşü ve jeopolitik tehditler Bush'un ikinci döneminin ilk yılında gündeme gelebilecek riskler olarak öne çıkıyor ama seçimi zaferinin rüzgarı kısa dönemde olumlu etkileyebilir ABD borsalarını.
oulagay@milliyet.com.tr
|
|
|

|