Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 11 Kasım 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Petrol freni olmasa, büyüme hızlanacak

Dünya ekonomisi, yaklaşık son 30 yılın en hızlı büyüme performansını gösteriyor. Beklentiler, 2004'te yüzde 5 büyümeyi işaret ediyor. Bununla birlikte, ilkbahar aylarından bu yana istikrarlı bir şekilde artan ve ekim sonunda ABD'deki varil fiyatı 55.67 dolara kadar çıkarak rekor kıran petrol, dünya ekonomilerini tehdit ediyor

MURAT ÖĞÜTÇEN

Dünya ekonomisinin bu yıl yüzde 5 büyüyeceği tahmin ediliyor. Bu oran, son otuz yılın en yüksek seviyesi. Global anlamda görülen güçlü performansa rağmen başta petrol fiyatları olmak üzere riskler de varlığını sürdürüyor.
Global büyümenin iki önemli motoru var: ABD ve Çin. Büyümenin yarısını bu iki ülke oluşturuyor. ABD ekonomisi yılın ikinci çeyreğindeki yüzde 3.3'lük büyümenin ardından üçüncü çeyrekte yüzde 3.7 büyüdü.
ABD Merkez Bankası'nın (FED) son raporunda, enerji maliyetlerinin tüketici ve iş harcamalarını kısıtlamasına rağmen ülke ekonomisinin büyümeye devam ettiği, ancak çeşitli risklerin de bulunduğu ifade ediliyor.

ABD'de faizler artacak
FED, yıl sonuna kadar iki kez daha toplanacak. Halen yüzde 1.75 olan faiz oranlarının yıl sonuna kadar yüzde 2'ye çıkartılabileceği tahmin ediliyor. Bu oranın büyümeyi kesmeyeceği ifade ediliyor. FED, faiz artırarak ortaya çıkabilecek enflasyon tehlikesini de önlemek istiyor. FED, ekonomik aktiviteleri harekete geçirebilmek için faiz oranlarını uzun süre düşük düzeyde tuttu. Uyguladığı gevşek para politikasının da yardımı ile ekonomi geçen yılın ikinci yarısından itibaren büyümeye başladı. FED kısa vadeli faiz oranlarını dip seviyelerinde tutarak ekonomiyi derin bir durgunluğun içine girmekten kurtardı.
Ancak bazı göstergeler sıkıntılı. Clinton döneminde fazla veren bütçe, 412.55 milyar dolar açık verdi. ABD ekonomisi, hem cari açık hem de bütçe açığı ile karşı karşıya. ABD cari açığı GSYİH'nin yüzde 5'inin üzerinde bir seviyeye ulaşmış durumda. Bu oran risk sınırı olarak kabul ediliyor.
Bu yılın şubat ayında 1.2930'a kadar ulaşan euro - dolar paritesi bu seviyeleri tekrar zorlamaya başladı. Doların son dönemdeki değer kaybının sebepleri arasında artan petrol fiyatlarının ABD ekonomisini olumsuz etkileyeceğinden duyulan endişeler yatıyor. ABD Kongresi'nin Başkan'a vergi indirimleri ve Irak konusunda daha fazla harcama yapabilmesi için yetki verebilecek olması endişe yaratıyor.

Çin ekonomiyi soğutmaya çalışıyor
Çin, 1978 yılından beri yıllık yüzde 9.5 ortalamayla büyüyor. Hükümet, ısınan ekonomiyi soğutma tedbirleri uyguluyor. Bunun sonucunda bazı başarı sinyalleri gelmekle beraber, ülke ekonomisi yıl içinde de yüzde 9'un üzerindeki ekonomik performansını devam ettirdi. Çin yönetimi, kredi faiz oranlarını 0.27 puan artırarak, yüzde 5.31'den 5.58'e çıkarttı. Hedef ekonomide yumuşak iniş sağlamak. Çin'de enflasyon yüzde 5.2 ile son yedi yılın zirvesine yakın seyrediyor.
Tüketici fiyatlarındaki artışta yüksek petrol ve hammadde fiyatları etkili oldu. Çin'in ithalatı geçen yıl yüzde 40 arttı. Son üç yıl içinde dünya da meydana gelen ithalat artışının üçte biri Çin'den kaynaklanıyor. Çin, aynı zamanda da doğu Asya ekonomilerinin de lokomotifi durumunda bulunuyor. Geçen yıl Doğu Asya ihracatında meydana gelen büyümenin yarısı Çin'den kaynaklandı. Japon ekonomisinde meydana gelen toparlanmada Çin'e yapılan ihracatın önemli etkisi olduğu düşünülüyor. Dünya genelinde meydana gelen emtia fiyatlarındaki artışta Çin'den gelen yoğun talebin de büyük etkisi oldu.
Çin, dünyanın atölyesi konumunda. Dünyada mikrodalga fırınların, DVD oynatıcıların üçte ikisi, dijital kameraların yarısından fazlası, kişisel bilgisayarların beşte ikisi bu ülkede üretiliyor.
Çin'in son 25 yıldaki ekonomik başarısını sadece ülkedeki düşük işgücü maliyetlerine bağlayamayız. Çin'in başarısında yüksek seviyedeki yatırım oranlarının ve çalışanlarının tarım sektöründen sanayi alanlarına kaydırmasındaki başarı yatıyor.
Görece eğitimli işgücü, iyi durumda olan altyapısı ve herşeyden önemlisi açık ekonomisi, Çin'in ilerlemesinde önemli rol oynuyor. Çin, 1992 yılındaki yüzde 42 olan ortalama tarifeleri Dünya Ticaret Örgütüne girdiği Aralık 2001'den sonra yüzde 6'ya indirmiş durumda. Gelişmekte olan ülkeler açısından bakıldığında en düşük tarifeyi uyguyan ülke olarak biliniyor.

Avrupa'da en hızlı büyüme İngiltere'de
Euro bölgesinin bu yıl yüzde 2'nin üzerinde büyüyeceği düşünülüyor. Artan petrol fiyatlarının da etkisi ile enflasyon oranları yüzde 2.5'e gelmiş durumda. Euro bölgesinin en büyük ekonomisi olan Almanya, ekonomik büyümesini sürdürüyor ancak yüksek petrol fiyatları ve ihracattaki yavaşlamanın ekonomiye güç kaybettireceği belirtiliyor.
Fransa'nın, IMF'nin son raporuna göre yüzde 2.4 büyüyeceği tahmin ediliyor. Ülkede ekim ayı'nda tüketici harcamaları beklenmedik şekilde düştü. Finans Bakanı Sarkozy yüksek petrol fiyatlarının ekonomik büyüme üzerinde bir tehdit oluşturduğunu ifade ediyor. Fransa'nın en büyük problemi işsizlik. Şirketler yüksek petrol fiyatları karşısında kâr marjlarını koruyabilmek için istihdam sağlama hususunda isteksiz davranıyorlar.
İngiltere ise ekonomi büyümesini sürdüyor. Petrol fiyatlarına rağmen özel tüketim harcamaları güçlü kalmaya devam ediyor. Özel yatırımlarda da artış söz konusu. Buna karşın ekonomi üçüncü çeyrekte ikinci çeyrekte görülen yüzde 3.6'nın altında bir performans göstererek yüzde 3 büyüdü. Bu yılki büyüme beklentileri ise yüzde 3.5 düzeyinde. İngiltere'nin işsizlik oranı diğer büyük ekonomilere göre daha iyi bir orana sahip. Ülkedeki işsizlik yüzde 4.7 düzeyinde bulunuyor.
Japonya, IMF'nin raporuna göre bu yıl yüzde 4.4 büyüyecek. Asya ülkelerine artan ihracat artışı büyümeyi etkiledi. Tüketici güveninde meydana gelen yükselişle birlikte özel tüketim harcamaları arttı. İkinci çeyrekte beklentilerin altında bir performans göstermesine karşın Japon ekonomisinde iç ve dış talep güçlü kalmaya devam ediyor.

BUSINESS
 Borcu, faiz dışı fazla çözer mi tartışması
 Editörden
 Cari açıkta 'bedelsiz' yükseliş
 İşsizin makus talihi dönmüyor!..
 ÖİB, bu yıl 14 kuruluşu sattı
 Buğday ambarı kurak Zeytin danesi ufak
 ÖTV'de tahsilat iyi ama gelir hedefinin yüzde 30 gerisindeyiz
 Holdingler YTL'ye hazır sıra AB'ye uyumda...
 'Benzin ve gıdada kredi kartı taksidini kaldıracağız'
 Yabancı sermayede umut ışığı
 Ana sektörler büyüdü, büyüttü
 Teknolojide hedefler yukarı çekildi
 Faizde Avrupa Birliği fırsatları sürüyor...
 Akılsızlık çağı
 Bush galip, dolar mağlup
 Petrol freni olmasa, büyüme hızlanacak
 Reklam sektörü havaya girdi, yüzde 40 büyüdü
 Kışın babaanneye merhaba yaz aylarında g - stringe veda





© 2004 Milliyet