|
Elektrikler kesildi, faks bozuldu, Arafat ölmedi, iletişim zorlandı...
ÖNCE bizim Köyceğiz'deki faks arızalandı. Yazıları gazeteye geçerken, sayfaların ortasına simsiyah bir bant oturmaya başladı.
Hava da inadına kapalı ve yağışlıydı.
Yaser Arafat bugün mü ölecek, yarın mı; cılbırı süredursun, - ki o sırada bizim Irak'ta öldürülen kamyon şoförlerinin sayısı 60'ı da geçmişti - vaktiyle Paris'ten getirdiğim 20 yıllık faksı, eski sağlığına kavuşturmak umuduyla, Ortaca'ya doğru yola çıktık... Birkaç yıl önce de yine böyle sakatlanmış, Ortaca'daki bir teknisyen epey uğraştıktan sonra gül gibi yapmıştı, bizim yazı emeklerinin vazgeçilmez iletişimcisini...
***
Arafat henüz daha ölmedi...
Felluce'de ise kim bilir kaç düzine insan öldü...
Politikanın gönderinde dalgalananlar, tıpkı eski aristokratlar gibi, ayrı bir kategori; makamsız, resmi tören ve kırmızı halısız, sıradan insanlar ayrı bir kategori...
Azrail dahi belki de tırpan değiştiriyor, namdar politikacıların kapısını çalarken...
Yoksa bizim yerel seçimlerde aday adaylarının sayısı neden 5 milyona çıksın ve siyasal parti sayısı, yavrulaya yavrulaya, sonunda neden 50'yi de aşsın ki?..
Politika gönderlerinde dalgalanmanın tadı da başka, rantı da büyük; hele hele azgın hamaset şelalelerinin yanında, hiçbir saydamlık merakının yaşayamadığı yörelerde...
***
Bendenizin aklı ise, bizim arızalanmış faksa takılı idi. Tanrı günahımı affetsin; ne Arafat'ın, ne de Arafat'tan sonra Filistin'in durumunu düşünüyordum o sırada...
Ortaca'da hava yağmurlu gibi ve yerler ıslaktı.
Ve bizim faks yapılamadı, çaresiz yeni bir faks aldık... Esnaf lokantasında da, enfes bir kuru fasulyeyle, nohutlu pilav yedik... Erol'la da orada tanıştık; Fethiye'de tapu - kadastro memuru olan ve gazetelere yazı da yazan, gıyabı yürek dostuyla...
***
Bizim yazı makinesi tıkırdıyordu... Köyceğiz'deki pancar motoru yani...
Arafat henüz ölmemişti, ama defni için tüm hazırlıklar tamamlanmıştı... Felluce'de ise ölenlerin sayısı bilinmiyordu... ABD'nin yeni bir Vietnam bataklığına düştüğünden söz ediliyordu...
Derken efendim elektrikler söndü... Yağmur ise hızını kesmemişti.
Pancar motoru takırdıyordu. İkinci sayfanın ortası...
Arafat'tan umut kesilmişti.
***
İslam dünyası, 21. yüzyılı algılamanın bir hayli uzağında gibiydi ve yoksul mu, yoksuldu. Mesleğin, insan enerjisini belirli bir öğrenim ve donatım sonucu, belirli bir alanda somuta çevirmek anlamına geldiğinden habersiz gibiydi. Ayrıca enerji kaynakları değiştikçe, mesleklerin değişmekte olduğundan da, yine habersiz gibiydi. Ekonomik bilinci, hukuk bilinci, tarih bilinci de yok gibiydi...
Irak'taki direnişçilere, toplamı milyonlarca dolar tutan silah, mermi ve kamyonetlerin hangi kaynaklardan sağlandığı, nedense hemen hiç açıklanmıyordu.
***
Elektrikler geldi. Yazı bitti. Tam yeni faksı deneyecektik. Elektrikler yine söndü...
Arafat, ağır bir komadaydı.
Elektrikler geldi...
Allah Allah telefon ve faksla iletişim kurulamıyordu.
***
Yazıyı değişik yollardan ilettik gazeteye... Bilgisayarı soktuk devreye...
Elektrikler söndü...
Neyse telefonlar düzeldi... Veysel Emiroğlu, jet hızıyla dizdiği yazıyı, geçti Köyceğiz'deki yeni faksa...
Hayır geçemedi, çünkü bizim yeni faksın kağıdı sıkışmıştı.
Arafat'ın hastalığı tam saptanamamıştı.
Yeni faksın, mürekkepli rulo bölümünü açtık; orasını burasını kurcaladık, başa çıkamadık; sıkışan kağıdı çıkaramadık.
Faks firmasının teknisyeni Murat Pelit'i aradık. O telefonla yardımcı olmaya çalışırken elektrikler söndü. Ev içi mobil telefon da kapanıverdi.
Arafat makineye bağlı olarak yaşıyordu.
Solmaz, yeni faksta sıkışan kağıdı çıkarmaya uğraşıyordu.
Ben de o sırada Felluce'ye giren tankları düşünmüyordum.
Yağmur hızlandıkça hızlanmıştı.
Elektrikler geldi.
Murat'ı tekrar aradık.
Neyse Solmaz düzeltti faksı...
***
Köyceğiz'de emlakçiler işbaşında... Özellikle İngilizler bol bol gayrimenkul alıyorlar. Onlara çok ucuz görünüyor evlerle bahçeleri... Eski mal sahipleri ise epey kar ettikleri kanısındalar.
Köyceğiz'e yerleşmiş olan Hollandalı bir dost:
- 10 yıla kalmaz, burası değişen görüntüsü, değişen lokalleri, değişen amerikanbarlarıyla Avrupa'nın bir banliyösü olur, diyordu.
Avrupa Birliği üyeliğiyle vatandaşlığı, güncel hayatta kendiliğinden oluşmada...
Politikanın yerelde sağladığı rantlar; evrensel piyasalarda "var olma kalitesi"nin sağladığı çok geniş olanaklar tarafından ister istemez törpülenecek; Hazine'den geçinme eski çekimini yitirecek...
***
Elektrikler yine söndü.
Arafat'ın komadan çıkma olanağı yok gibi, ama Tanrı'dan umut kesilmez.
Elektrikler geldi...
Arafat henüz yaşıyor...
c.altan@prizma.net.tr
|
|