|
 |
|
|
AB nasıl bakıyor?
Atatürk, ölümünün 66. yılında anıldı. Resmi törenlerin yanı sıra gelenek olduğu üzere bütün gazetelerin manşet veya sürmanşetlerinde, "Özledik, arıyoruz, anıyoruz" gibi ifadelerle bağlılık mesajları verildi.
Doğrusu bazı gazeteler ve köşelerin bu yönlü mesajlarında ne kadar samimi oldukları konusunda kuşku duymamak mümkün değil. Özellikle AB vesilesiyle son dönemde yapılan tartışmalar içinde Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'in temellerine yönelik yorum ve eleştiriler dikkate alınırsa, bu kuşkuya kapılmayı normal saymak gerekir.
Kayıtsız - koşulsuz AB üyeliğini savunan kesimlerin, Atatürk'ü, "kuruluşta ve kurumlaşmada hata yaptığı" düşüncesiyle Türkiye'nin AB'ye girmesinin önündeki engel olarak gördükleri unutulmuş gibi, şimdi AB'ye karşı olanların Atatürk'ü bahane yaptıklarını öne sürmeleri "Yavuz hırsız ev sahibini bastırır" özdeyişini anımsatıyor...
Atatürk'ün bir şeye engel olduğu yok ama AB yolunda "hedef" yapıldığı kesin. Türkiye Cumhuriyeti'nin egemen eşit devlet olarak AB'ye girmesinin Atatürk'ün hedefleriyle çelişmediği bir sır değil. Sorun Atatürk veya Atatürkçülükten kaynaklanmıyor. Aksine, Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti'ni dayandırdığı temellerin Avrupa tarafından kabul edilmeyişinden kaynaklanıyor.
Birinci çatışma alanı bu...
İkinci sorun kaynağı ise, Türkiye'nin ulusal nitelikli sorunlarına AB'nin yaklaşımı. Bu sorunlarda AB'nin Türkiye'den yana değil, Türkiye'yle sorunlu olan ülkelerden yana olması...
Atatürk'le ilgili çatışma alanına bakarsak karşımıza uluslaşma süreci, ulus -devlet ve bu bağlamda azınlık tartışmaları çıkıyor. Bu alandaki tartışma ise Lozan'da belirlenen azınlıklarla ilgili olmaktan çok, Kürtlerle ilgilidir. Yine açıkça ifade etmek gerekir ki bu alandaki sorun kültürel alanla sınırlı değildir. Siyasal alana çoktan taşmıştır. Türkiye'nin tek uluslu mu, iki uluslu mu olduğu tartışılmaktadır. Konu anadili öğrenme, kültürünü yaşama ve yaşatma sınırları içinde değildir.
Bu tartışmanın kökeninde Türkiye'nin 20 yıldır yaşadığı düşük yoğunluklu savaş dönemi, onu paralel biçimde izleyen siyasallaşma süreci ve yol açtığı sorunlar vardır. Bu süreç AB süreciyle de paralellik taşımıştır. Bunun önemi AB'nin bu süreçte sorunu daha çok Kürt cephesinden görmesi ve desteklemesindedir. AB'nin soruna bireysel haklar ve kültürel çerçeve içinde bakıp bakmadığı tartışma götürür.
Türkiye'nin ulusal nitelikli diğer sorunlarına gelince...
Kıbrıs sorununda AB'nin tavrı açıkça Türk tezlerinin karşısındadır. Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Kıbrıs sorunu çözülmeden AB'ye alınması bunun en somut göstergesidir. AB'nin Kıbrıs sorununda Türkiye'yi ve Kıbrıs Barış Harekatı'nı haksız gördüğü açıktır. Rum yönetiminin Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanınması ise Avrupa'nın gördüğü çözümdür. Bu, Türkiye'nin adada işgalci olduğunu kabul etmesi ve Kıbrıs Türklerinin Rum yönetiminin egemenliğine kayıtsız - koşulsuz girmesi demektir.
AB, Ermenistan sorununda da Türkiye'den yana değil, Ermenistan ve Ermenilerden yanadır. Önerisi Türkiye'nin Ermenistan'la ilişkilerini geliştirip sınırı açması ve 1915 - 16 yıllarındaki olaylarda bir uzlaşmaya varması (soykırımı kabul etmesi) yönündedir.
AB, Türkiye'nin bir sorun olarak görmediği Hatay konusunu sorun olarak görmektedir. Bu konudaki önerisi de "hukuken kabul edilmeyen sınır" olarak tanımladığı Hatay sınırının Suriye tarafından kabulünün, Fırat sularından bu ülkeyi daha fazla yararlandırılmasına bağlanmasıdır.
Bütün bunlar AB'nin 2004 Türkiye raporunda var...
Müzakere döneminde Türkiye'nin önüne konulacak özel koşullara dönüştürüleceğini tahmin etmek için falcı olmaya gerek yok...
Türkiye bu alanlarda görüşünü kabul ettirerek, ulusal çıkarlarını koruyarak AB'yi ikna ederse sorun yok...
Edemezse...
İşte o zaman yine Atatürk gündemin ilk sırasında yer alacaktır...
Tabii o zaman şimdiki Atatürk karşıtlarının Atatürkçülüğüne yetiş yetişebilirsen...
fbila@milliyet.com.tr
|
|
|


 | Taha AKYOL | | Dava ve para FİLİSTİN davasının efsanevi lideri Yaser Araf... | |  | Çetin ALTAN | | Elektrikler kesildi, faks bozuldu, Arafat ölmedi, iletişim zorlandı... ÖNCE bizim Köyceğiz'deki faks arızalandı. Yaz... | |  | Melih AŞIK | | Gökkafes önünde İstanbul Çevre Konseyi, İstanbul Çevre Federa... | |  | Fikret BİLA | | AB nasıl bakıyor? Atatürk, ölümünün 66. yılında anıldı. Resmi t... | |  | Hasan CEMAL | | Felluce! Felluce'ye geçen yıl bu zamanlar gitmiştim. B... | |  | Yılmaz ÇETİNER | | Kapkaç terörü nasıl hafifler? OTOMOBİLLE gazeteye giderken radyoyu açtım. K... | |  | Güneri CIVAOĞLU | | Atatürk'le (2) Yüce Atatürk'ü yitirdiğimiz 10 Kasım bağlamın... | |  | Can DÜNDAR | | Ata'nın resmiyle öldü Latife Hanım'ın erkek kardeşi Ömer Uşşaki'nin... | |  | Hurşit GÜNEŞ | | Ya bonoya stopaj gelirse... Geçen hafta basında yine Hazine bonolarının v... | |  | Doğan HEPER | | Ya seninle, ya sana karşı AVRUPA Birliği hayali 17 Aralık'ta yüzde 50 o... | |  | Sami KOHEN | | Arafat sonrası... YASER Arafat'ın ölüm döşeğinde yattığı günler... | |  | Mehmet Y. YILMAZ | | Gökkafes'e tavır, Ala Turka mizah örneği Önceki günkü Milliyet'in bizim "şehir baskısı... | |  | Hasan PULUR | | Yılın anası yılın babası ILICA'daki "Dost Pideci"nin, Akhisar'daki "Kö... | |  | Derya SAZAK | | Atatürk'ten sonra... 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda ünlü tarihçimi... | |  | Meral TAMER | | ABD geriliyor, Türkiye ilerliyor Uzun yıllardır Amerika'da yaşayan okurum Alp ... | |  | Yaman TÖRÜNER | | Seçim kampanyası hakkında Amerikan seçimlerinden önce, seçim kampanyala... | |  | Güngör URAS | | KİT sorunu 'halka arzla' çözülmez THY ve Petkim'in hisselerinin halka arzına ka... | |  | Serpil YILMAZ | | AB fonları rekabete hazırlıyor Avrupa Birliği küçük ve orta ölçekli işletmel... | |  |  | M. Ali BİRAND | | Mehmet Metiner'in yürekli çıkışı Ben kendinden emin, kendine güvenen insanlar... | |
|
|