|
Atatürk'le (2)
Yüce Atatürk'ü yitirdiğimiz 10 Kasım bağlamında ikinci soru: "Atatürk olsaydı, Kerkük sorunu bu hale geldiğinde ne yapardı?"
Cevap:
"Atatürk, sorunu bu hale getirmezdi..."
Açayım...
2 Kürt eyaleti
Irak'ın yeni anayasası "üç vilayetin bir eyalet olabileceğini" öngörüyor. Eyaletin anlamı ya da diğer adı ise "federe devlet..."
Bu bağlamda...
Kuzey Irak'ta Kürt nüfusu çoğunlukta olan Dohuk ve Erbil, zaten Barzani'nin kontrolünde, Telafer üzerinden de Musul'a yöneldi.
Böylece Erbil ve Dohuk vilayetlerinin dışında, Musul eyaletini de alarak, doğrudan kendisine bağlı bir "eyalet" oluşturma çabasında.
Talabani de aynı stratejiyi uyguluyor.
Kendine "3 vilayetli bir eyalet oluşturma" çabasında.
Süleymaniye, zaten kontrolünde. Türk ve Arap çoğunluklu Kerkük'ü ve Arap çoğunluklu Diyala'yı da kontrolüne almak için yoğun faaliyeti var.
Bu iki kentteki yerleşik Türk - Arap nüfusu kaçırtmak, on binlerce göçmen Kürt nüfusu yerleştirmek için her yöntem uygulanıyor.
Referandumda kendine bağlı Kürt göçmenlerle birlikte Kerkük'ü elde ederse, o da ikinci "Kürt eyaleti"ni yani ikinci Kürt federe devletini oluşturmuş bulunacak.
Böylece - ileride birleşebilecek - iki eyaletinden ya da iki federe devletten oluşan bağımsız bir Kürt federal devletinin tüm işaretleri apaçık ortada.
Kırmızı çizgiler
Ya Türkiye'nin ilan ettiği kırmızı çizgiler?
Türkiye, çok kez Kuzey Irak'ta böyle bir oluşuma izin vermeyeceğini açıklamıştır.
Ama...
Gidiş de işte bu.
"Ehh... Ne yapalım... Irak'ın iç işidir... Toprak bütünlüğünü koruyan bir şemsiye devletin içeride yapılanması onlara aittir" denebilir...
Kırmızı çizgilerin renk atarak pembeye hatta beyaza da dönüşeceği, böyle bir açıklama olabilir.
Kıvılcımlar
Ama her şey bu denli sakin ve sessiz mi gelişecek?
Talabani'nin zorlama/dayatma kokan bir referandumla, Kerkük'ü kontrolü altına alması halinde, bu kent infilak edebilir.
Türk ve Arap nüfus silaha sarılabilir.
Orada Bosna iç savaşını anımsatan kıyımlar yaşanırsa, Türkiye ne yapacaktır? "Renk attı; açık pembeye, beyaza dönüştü sanılan çizgiler, kan kırmızısı oluverince" hala gözlemci kalınabilir mi?
Sorun sadece başka bir ülkenin toprağına müdahale değil.
ABD'nin, Kuzey Irak Kürt yönetimlerine olan koruyuculuğu da değil.
Bunların ötesinde...
Türkiye'nin kendi antropolojik yapısı var.
Türk ve Kürt kökenli vatandaşları var.
Oradan sıçrayan kıvılcımlar, Türkiye'deki yüreklere de düşebilir.
Böyle bir iç savaşa seyirci kalmak da, müdahale etmek de azımsanmayacak risk.
O nedenle yazının başlarında "Atatürk sağ olsaydı ne yapardı?" diye sormuş, "Sağ olsaydı, sorunu böylesine içinden çıkılmaz hale getirmezdi" cevabını yazmıştım.
Kerkük'teki bir iç savaşın Türkiye'yi de - Allah korusun - karıştırma riski var.
Sadece yönetimin değil, toplumun ve biz medyanın sağduyulu olması gereken, çok sıcak bir süreç başlayabilir.
.........
Evet... "Atatürk sağ olsaydı ne yapardı?"
Bilemem.
Ama...
İyi kurmay subaylar için - dün de yazdığım - şu temel ilkeyi anımsatabilirdi:
"Bazen savaşın başında yapılan vahim hata, sonucu da etkiler, hatta sonucu belirler..."
Diliyoruz ki, Barzani ve Talabani ve de onları kanatları altında tutan ABD "limitleri çok zorlayan adımlardaki tehlikeleri" görebilsinler.
Çünkü...
Bazen yönetimler ve silahlı kuvvetler, ihtiyatlı olsalar da, kamuoyunun kabaran dalgaları, onları arzu edilmeyen istikametlere sürükleyebilir.
Kerkük'te bir "Bosna soykırımının" yaşanması, Türkiye'de ve bölgede zemberekleri boşandırabilir.
Düşünülebilecek en büyük ve en vahim yanlış olur.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|