Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 11 Kasım 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Ya bonoya stopaj gelirse...


Geçen hafta basında yine Hazine bonolarının vergilendirilmesi konusu vardı. Mali yatırımların vergilendirilmesi öteden beri çok tartışmalıdır. Tartışmada iki taraf vardır. İlk taraf daha çok gelir dağılımı ve sosyal adalet duyarlığı taşır. Ve tabii bir de bütçe denkliği. İkinci taraf da, daha çok pragmatizmin arkasına saklanarak, aslında mali serbestleşmeyi savunur.
Malum bütçenin neredeyse üçte biri faize gidiyor. Daha önceki yıllarda bu, bütçenin yüzde 47'sine kadar çıkmıştı. Ama hala çok fazla. Bütün amaç da bunu azaltabilmek. Böylece devlet altyapıya ve sosyal harcamalara daha fazla kaynak ayırabilecek. Bunun bilinen iki temel yöntemi var: Biri reel faizleri düşürmek, diğeri de vadeyi uzatmak. Ancak enflasyon düşerken vadeyi uzatmak mahzurlu. Çünkü nominal faizler sabit olduğundan, ödenen reel faiz de yükselmiş oluyor.

Reel faiz çok yüksek
Düşünün bir kez; 2005 enflasyon hedefi yüzde 8, 2006 enflasyon hedefi de yüzde 5. Şu anda bono faizleri de yüzde 23 civarında. Şu anda 24 ay vadeli iskontolu bono bulunmasa da (mayıs 2006 en uzun vadeli bono), kasım 2006'ya dek bono olsa reel olarak toplamda yüzde 34'e yakın faiz alınmış olacak. Bu da müthiş bir servet biriktirme aracı oluyor. Anlaşılan son dönemde giderek artan bu yüksek reel getiri Maliye'nin iştahını kabartmış ve bir kısmına el koymak istiyorlar.
Bonolardan vergi birkaç yolla alınabilir. Birincisi, yıl sonunda alınan faizin reel kısmı beyan edilir ve bunun üzerinden vergi alınabilir. İkincisi, bono satın alınırken peşinen bir vergi alınabilir. Ve nihayet, bononun vadesi dolduğunda Hazine Maliye namına gerekli kesintiyi yapar. Bize kalırsa, baştan belirli olmayan her vergi hem adaletsizdir, hem de bir defaya mahsus çalışır. Yani etkin olamaz. Daha sonra tam tersine vergi kaçağına neden olur. Çünkü mükellef güvenini yitirir.
Yıl sonunda beyan da aslında etkin bir yöntem değildir. Çünkü iş mükellefin namusuna kalmıştır. Üstelik bu yöntem bonodan başka yatırım araçlarına kaymaya neden olabilir. Bono satın alınırken ödenen vergi de aynı etkiyi doğurur. Bononun üstünde belli bir stopaj varsa ve bu beyandan düşülebiliyorsa, oranı yeterince gayet düşükse bu vergi makul olabilir. Üstelik bu meblağa göre değişiyor, yahut da vadesi uzadıkça oranı da düşüyor olabilir. Böylece daha uzun vadeye doğru bir talep oluşur ve faizler de düşer.

Vergi tek çözüm mü?
Hazine'nin borçlanma senetleri üzerindeki her türlü vergiye karşı çıkan liberal iktisatçılar bunu iki temele dayandırıyor. Ya yurtdışına para kaçacağını ya da bu stopajın aynen faizlere yansıyacağını savunuyorlar. Nihayet zaman zaman bunun etkin bir yöntem olmadığını savunanlar da oluyor. Bunların hepsinde doğruluk payı olsa da, bu kadar yüksek bir reel faizin sürdürülebilmesi de mümkün değil. Bu nedenle önlem almak şart.
Ancak reel faizlerin yüksekliği karşısında, vergiden önce, onu doğuran etmenleri ortadan kaldırmak en doğrusu değil mi? Reel faizler yüksek çünkü ortada yanlış bir borç yönetimi, yetersiz bir finansal sistem ve güvensiz bir ortam var.

hgunes@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Dava ve para
FİLİSTİN davasının efsanevi lideri Yaser Araf...
Çetin ALTAN
Elektrikler kesildi, faks bozuldu, Arafat ölmedi, iletişim zorlandı...
ÖNCE bizim Köyceğiz'deki faks arızalandı. Yaz...
Melih AŞIK
Gökkafes önünde
İstanbul Çevre Konseyi, İstanbul Çevre Federa...
Fikret BİLA
AB nasıl bakıyor?
Atatürk, ölümünün 66. yılında anıldı. Resmi t...
Hasan CEMAL
Felluce!
Felluce'ye geçen yıl bu zamanlar gitmiştim. B...
Yılmaz ÇETİNER
Kapkaç terörü nasıl hafifler?
OTOMOBİLLE gazeteye giderken radyoyu açtım. K...
Güneri CIVAOĞLU
Atatürk'le (2)
Yüce Atatürk'ü yitirdiğimiz 10 Kasım bağlamın...
Can DÜNDAR
Ata'nın resmiyle öldü
Latife Hanım'ın erkek kardeşi Ömer Uşşaki'nin...
Hurşit GÜNEŞ
Ya bonoya stopaj gelirse...
Geçen hafta basında yine Hazine bonolarının v...
Doğan HEPER
Ya seninle, ya sana karşı
AVRUPA Birliği hayali 17 Aralık'ta yüzde 50 o...
Sami KOHEN
Arafat sonrası...
YASER Arafat'ın ölüm döşeğinde yattığı günler...
Mehmet Y. YILMAZ
Gökkafes'e tavır, Ala Turka mizah örneği
Önceki günkü Milliyet'in bizim "şehir baskısı...
Hasan PULUR
Yılın anası yılın babası
ILICA'daki "Dost Pideci"nin, Akhisar'daki "Kö...
Derya SAZAK
Atatürk'ten sonra...
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda ünlü tarihçimi...
Meral TAMER
ABD geriliyor, Türkiye ilerliyor
Uzun yıllardır Amerika'da yaşayan okurum Alp ...
Yaman TÖRÜNER
Seçim kampanyası hakkında
Amerikan seçimlerinden önce, seçim kampanyala...
Güngör URAS
KİT sorunu 'halka arzla' çözülmez
THY ve Petkim'in hisselerinin halka arzına ka...
Serpil YILMAZ
AB fonları rekabete hazırlıyor
Avrupa Birliği küçük ve orta ölçekli işletmel...
M. Ali BİRAND
Mehmet Metiner'in yürekli çıkışı
Ben kendinden emin, kendine güvenen insanlar...

© 2004 Milliyet