Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 11 Kasım 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Gökkafes'e tavır, Ala Turka mizah örneği


Önceki günkü Milliyet'in bizim "şehir baskısı" dediğimiz nüshasının manşetinde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Gökkafes" olarak bilinen binadaki bir toplantıya katılmayışının nedenleri açıklanıyordu.
Belediye Başkanı olduğu dönemde bu binanın inşaatının durdurulması ve yıkılması için de Erdoğan'ın çok çabaladığını biliyoruz..
Bu bina, Türkiye'deki siyaset - rant düzeninin nasıl işlediğini gösteren bir örnek olarak kabul ediliyor.
Binanın eskiden park olan bir yerde yapımına izin verilmesi ve daha sonra siyasi kararlarla katlarının yükseltilmesi, birçok kişinin haklı olarak "isyan" etmesine neden olmuştu.

Esrarkeş yatağıydı
Mesut Yılmaz'ın başbakanlığı döneminde yaşanan bu olaylar, binanın yer aldığı ilçenin sınırlarının değiştirilmesi de dahil olmak üzere toplumun hafızasında iyi bir yer edinmedi.
Binanın inşa edildiği yerde, eskiden küçük ağaçlardan oluşan bir park vardı. Bir de küçük gazino.. Parkın ününün çok iyi olmadığını, "esrarkeş yatağı" diye anıldığını ve birçok kişinin bu nedenle o çevreden geçmeye cesaret edemediğini de hatırlıyorum.
Birçok aydının Başbakan gibi binayı protesto amacıyla o binadaki birçok etkinliğe katılmadığını da biliyoruz.
Fakat bugün geldiğimiz noktada bu tepkilerin artık "aşırı" olduğunu düşünüyorum.
Ve Belediye Başkanı olduğu süre içinde İstanbul'da binlerce kaçak yapının yapılmasına göz yuman Başbakan'ın bu tavrının bir tür "Ala Turka mizah" örneği olduğunu da..
O binayla benzer bir süreç yaşayan, ancak Nurettin Sözen'in Belediye Başkanlığı döneminde "tıraşlanan" Park Otel binasının (şimdi otopark) bugünkü durumunu da görünce, "İyi ki Gökkafes'i de aynı durumda bırakmadılar ve tamamladılar" diye düşünüyorum.
Gökkafes bazılarına "çirkin" gelse de, bana hiç öyle gelmiyor.. Cam ve çeliğin keskin düz hatları olan bir binada bir araya gelmiş olmasını etkileyici bulduğumu da söyleyeyim.

Her yer kaçak bina dolu
İstanbul'un sahip olduğu bütün bina varlığının en az yüzde 80'i mimari utanç binaları değilmiş gibi, bu binanın "çirkin" diye eleştirilmesinin duygusallıktan kaynaklandığına inanıyorum.
Ayrıca yine aynı dönemlerde yine benzer siyasi / idari kararlarla yapılan başka 5 yıldızlı otellere kimse gitmeye gocunmazken, bu binadaki otele ve oradaki toplantılara neden gidilmediğini de anlayamıyorum.
Bu kentteki kaçak binaların, iskân ruhsatlı binalardan en az 5 misli fazla olduğunu biliyoruz.
İskân ruhsatlı binaların birçoğunda da daha sonra kurallara aykırı birçok değişiklikler yapıldığını, "ben hiçbir şey yapmadım" diyecek olanların bile balkonları kapatarak, çatıları yükselterek imar kanunlarını çiğnedikleri de herkesin malumu..
Bu yazdıklarım nedeniyle birçok "aydın"ın bana kızacağını, bazılarının akıl almaz senaryolar üreteceklerini de biliyorum elbette..
Olsun, ben düşündüğümü yazıyorum..

Eğer Gökkafes yıkılırsa...
"Bu düşüncem beğenilmez" diye düşündüklerimi yazmak hakkımdan vazgeçecek de değilim.. (Şimdiden söylemiş olayım: Gökkafes'te dükkânım ya da evim yok, oradaki otelde kalmışlığım ve kalacağım da yok..)
Ben şunu öneriyorum: Eğer Gökkafes günün birinde yasal süreçlerin sonunda yıkılacaksa, ilk kazmayı vuracak olanlar, oturdukları, çalıştıkları, sahip oldukları binaların ya da dükkânların durumları imar yasa ve yönetmeliklerine yüzde yüz uyanlardan seçilsin.. Bakalım o gün orada kaç kişi olacak?

mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Dava ve para
FİLİSTİN davasının efsanevi lideri Yaser Araf...
Çetin ALTAN
Elektrikler kesildi, faks bozuldu, Arafat ölmedi, iletişim zorlandı...
ÖNCE bizim Köyceğiz'deki faks arızalandı. Yaz...
Melih AŞIK
Gökkafes önünde
İstanbul Çevre Konseyi, İstanbul Çevre Federa...
Fikret BİLA
AB nasıl bakıyor?
Atatürk, ölümünün 66. yılında anıldı. Resmi t...
Hasan CEMAL
Felluce!
Felluce'ye geçen yıl bu zamanlar gitmiştim. B...
Yılmaz ÇETİNER
Kapkaç terörü nasıl hafifler?
OTOMOBİLLE gazeteye giderken radyoyu açtım. K...
Güneri CIVAOĞLU
Atatürk'le (2)
Yüce Atatürk'ü yitirdiğimiz 10 Kasım bağlamın...
Can DÜNDAR
Ata'nın resmiyle öldü
Latife Hanım'ın erkek kardeşi Ömer Uşşaki'nin...
Hurşit GÜNEŞ
Ya bonoya stopaj gelirse...
Geçen hafta basında yine Hazine bonolarının v...
Doğan HEPER
Ya seninle, ya sana karşı
AVRUPA Birliği hayali 17 Aralık'ta yüzde 50 o...
Sami KOHEN
Arafat sonrası...
YASER Arafat'ın ölüm döşeğinde yattığı günler...
Mehmet Y. YILMAZ
Gökkafes'e tavır, Ala Turka mizah örneği
Önceki günkü Milliyet'in bizim "şehir baskısı...
Hasan PULUR
Yılın anası yılın babası
ILICA'daki "Dost Pideci"nin, Akhisar'daki "Kö...
Derya SAZAK
Atatürk'ten sonra...
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda ünlü tarihçimi...
Meral TAMER
ABD geriliyor, Türkiye ilerliyor
Uzun yıllardır Amerika'da yaşayan okurum Alp ...
Yaman TÖRÜNER
Seçim kampanyası hakkında
Amerikan seçimlerinden önce, seçim kampanyala...
Güngör URAS
KİT sorunu 'halka arzla' çözülmez
THY ve Petkim'in hisselerinin halka arzına ka...
Serpil YILMAZ
AB fonları rekabete hazırlıyor
Avrupa Birliği küçük ve orta ölçekli işletmel...
M. Ali BİRAND
Mehmet Metiner'in yürekli çıkışı
Ben kendinden emin, kendine güvenen insanlar...

© 2004 Milliyet