Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 11 Kasım 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
ABD geriliyor, Türkiye ilerliyor

81 yıllık demokrasimiz, AB için de olsa üzerindeki ölü toprağını atınca, 228 yıllık Amerikan demokrasisiyle yarışabilecek seviyeye geldi


Uzun yıllardır Amerika'da yaşayan okurum Alp Kocaman, ara sıra yazılarımla ilgili görüşlerini belirten e - posta mesajları yollar. "Amerikan Müftülüğü'ne gelen sorular" başlıklı yazım üzerine gönderdiği mesaj, Kerry'nin ABD seçimlerini neden kazanamadığı konusuna hâlâ kafa yoranlar için, çok yönlü açılım getiriyor. Üstelik de ortalama Amerikalının günlük yaşantısının tam göbeğinden, hayatın içinden. Kocaman'ın Türkiye ve demokrasimizle ilgili tespitlerine de aynen katılıyorum:
"Amerikan ilk - orta - lise süreci, kültürlü ve eğitimli insan yerine topluma yararlı kişiler üretmek için çalışıyor. Yani bankaya memur, oto tamircisine çırak, okula spor hocası, Wal - Mart'a kasiyer yetiştiriyor. Bu tür meslekler için de ne tarih, ne politika ne de coğrafyaya ihtiyaç var.
Ülkeyi yöneten elit tabaka ise, 2 - 3 milyon kişi arasından çıkıyor. İş ve aş derdi olmayan, en iyi okullarda eğitilen, kökten zengin, dünya yansa bir çoğu yanmayacak kişiler.

Oylar neden Bush'a?
Geriye kalan 297 milyon Amerikalının ezici çoğunluğu apolitik ve öyle kalacak. Zaten oy verenler de birşey bildikleri için değil, sadece kişisel yakınlıkları olduğu için seçime katılıyorlar.
Mesela sekreterim koyu cumhuriyetçi, ama bana Bush'un tek bir politikasını açıklayamıyor, Kerry'e neden karşı olduğunu bilmiyor.
Ortalama Amerikalının dışarıyla tek ilişkisi, Ortadoğu'dan gelen petrol, Japonya'dan gelen otomobiller ve Çin'den gelen ucuz tüketim malları. 2000'deki ekonomik çöküntüyü, çoğu kişi yabancıların oyunu olarak algıladı. Aynı tepkiyi 80'li yıllarda Japonlara karşı gösterdiklerine şahidim. Neyse Japonların ekonomik gücü biraz azalınca, o konuyu unuttular.
2000 yılında "maddi varlığım 2 milyon dolar oldu, her yıl da % 15 kazanıyoruz, bize yeter" diye işinden ayrılan arkadaşım var. Aynı kişinin maddi varlığı şu anda 300 bin doların altında, yıllık getirisi % 2'den az. 2 yıldır harıl - harıl iş aradığı halde hâlâ işsiz. Şu andaki probleminin kendi akılsızlığından değil, yabancıların oyunundan kaynaklandığını iddia ediyor. Oyunu Bush'a verdi o yüzden.

Yabancılar suçlu!
Eğitimi ve hayat tecrübesi yerinde bir arkadaşıma, uzun uzun anlatmama rağmen Ortadoğu ve dünya barışının önce Filistin'den geçtiğini izah edemedim. "Bu Müslümanlar da çok şeyler istiyorlar, alamadıkları zaman da silaha sarılıyorlar. Bu sizin dininizin öğrettiği bir temel yanlış" dedi ve bu çizgisini değiştirmedi. Ve hiç utanmadan, "Afrika'da, Asya'da milyonlarca insan var, açlıkla ve hastalıkla uğraşan; niye onlar başkaldırmıyor da Ortadoğu'nun Arap'ı başkaldırıyor" dedi. O da oyunu Bush'a verdi.
2004 yılının Amerika'sı, her problemini bir dış kaynağa bağlamış durumda:
  • Petrol pahalı, zira Araplar ucuza vermiyor.
  • İşsizlik var, zira Çin ucuz mal satıyor.
  • Savaş var, zira Irak kitle imha silahlarıyla saldırıya hazırlanıyordu.
  • Terörizm var, zira İslam dini terörizm aşılar.

  • Bu temalar bana çok bildik geliyor. Türkiye'nin her probleminin Rusya ya da Yunanistan'a bağlandığı dönemleri hatırlıyorum.

    ABD geri gidiyor
    Bildiğim bir şey varsa Türkiye dışa açıldıkça ileri giderken, Amerika kendi kabuğu içine çekildikçe geriliyor. Bizim 81 yıllık demokrasimiz, son 2 yılda biraz silkinip de üstünden ölü toprağını atınca; 228 yıllık Amerikan demokrasisiyle yarışabilecek seviyeye geldi. Bu değişimi Türkiye'de din kökenli olduklarını iddia edenlerin yapmış olması da beni hiç rahatsız etmiyor.
    Beni rahatsız eden; aydın, ilerici ve laik diye iş başına gelip bize olmadık yalanları kabul ettirdikten sonra; söylemlerinin tam tersini yapan ve ülke için kendi cebini doldurmaktan öteye kılını dahi kıpırdatmamış, isimleri tarihten bile silinmiş yiyiciler ordusunun liderliğine yıllarca katlanmış olmamız..."

    mtamer@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Dava ve para
    FİLİSTİN davasının efsanevi lideri Yaser Araf...
    Çetin ALTAN
    Elektrikler kesildi, faks bozuldu, Arafat ölmedi, iletişim zorlandı...
    ÖNCE bizim Köyceğiz'deki faks arızalandı. Yaz...
    Melih AŞIK
    Gökkafes önünde
    İstanbul Çevre Konseyi, İstanbul Çevre Federa...
    Fikret BİLA
    AB nasıl bakıyor?
    Atatürk, ölümünün 66. yılında anıldı. Resmi t...
    Hasan CEMAL
    Felluce!
    Felluce'ye geçen yıl bu zamanlar gitmiştim. B...
    Yılmaz ÇETİNER
    Kapkaç terörü nasıl hafifler?
    OTOMOBİLLE gazeteye giderken radyoyu açtım. K...
    Güneri CIVAOĞLU
    Atatürk'le (2)
    Yüce Atatürk'ü yitirdiğimiz 10 Kasım bağlamın...
    Can DÜNDAR
    Ata'nın resmiyle öldü
    Latife Hanım'ın erkek kardeşi Ömer Uşşaki'nin...
    Hurşit GÜNEŞ
    Ya bonoya stopaj gelirse...
    Geçen hafta basında yine Hazine bonolarının v...
    Doğan HEPER
    Ya seninle, ya sana karşı
    AVRUPA Birliği hayali 17 Aralık'ta yüzde 50 o...
    Sami KOHEN
    Arafat sonrası...
    YASER Arafat'ın ölüm döşeğinde yattığı günler...
    Mehmet Y. YILMAZ
    Gökkafes'e tavır, Ala Turka mizah örneği
    Önceki günkü Milliyet'in bizim "şehir baskısı...
    Hasan PULUR
    Yılın anası yılın babası
    ILICA'daki "Dost Pideci"nin, Akhisar'daki "Kö...
    Derya SAZAK
    Atatürk'ten sonra...
    29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda ünlü tarihçimi...
    Meral TAMER
    ABD geriliyor, Türkiye ilerliyor
    Uzun yıllardır Amerika'da yaşayan okurum Alp ...
    Yaman TÖRÜNER
    Seçim kampanyası hakkında
    Amerikan seçimlerinden önce, seçim kampanyala...
    Güngör URAS
    KİT sorunu 'halka arzla' çözülmez
    THY ve Petkim'in hisselerinin halka arzına ka...
    Serpil YILMAZ
    AB fonları rekabete hazırlıyor
    Avrupa Birliği küçük ve orta ölçekli işletmel...
    M. Ali BİRAND
    Mehmet Metiner'in yürekli çıkışı
    Ben kendinden emin, kendine güvenen insanlar...

    © 2004 Milliyet