Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 12 Kasım 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Kovuldun!

Birilerini işten kovabilecek durumda değilsen de üzülme. Çok şık tişörtlerimiz var, her karşına geçeni kovabilmeni sağlayan...


Hayatta kalma mücadelesi... Donald Trump kendisine çırak aradığı "The Apprentice" ("Çırağım Olur musun?" diye çevirsek ya) yarışmasını böyle anlatıyor: "Bu yarışma iş dünyasının cangıllarında hayatta kalma mücadelesi" diyor.
Trump da bu balta girmemiş ormanın aslan-kralı. Mücadeleyi kaybedeni ham yapıyor: Kovuldun!

Donald Trump: Nick, neden kendini büyük bir pazarlamacı zannettiğini bilmiyorum. Performansın korkunçtu. Ve Erica, güçlü bir oyun planın yoktu. Baskı altındayken kendini kaybediyorsun. En kötüsü duygularının seni yönlendirmesine izin veriyorsun. Erica...

Erica: Bunu söylemeyin, lütfen...

Donald Trump: Kovuldun!

Birini kovmak mı istiyorsunuz? Çok şık tişörtlerimiz var
Sonra Trump bu "Kovuldun"dan bile ekmek yiyor. Çok izlenen bu yarışmanın final cümlesi "You're fired" öyle bir slogan haline gelmiş ki Amerika'da, üzerinde "You're fired" yazan tişörtler, kupalar falan kapış kapışmış.
Üstünde "Kovuldun" yazan bir tişörtle gezmekten, kahveyi "Kovuldun" yazan bir kupadan içmekten kim, niye zevk alır ki? Amerikalılar -zaten Bush'un tekrar başkan seçilmesinden de belli değil mi- ufak ufak, milim milim derken topyekun deliriyorlar! Sadece Amerikalılar mı?
Dünyaca, hep birlikte deliriyoruz galiba!
Kovulanın kovulmayı hak ettiğine ikna oluyoruz.
Ya kovarsın ya kovulursun. Üstünde "Kovuldun" yazan tişört giyersen kovabilenlerden olursun. En azından kovulmayacağından emin olduğunu ve kovulanları -ah zavallılar- ne kadar da gülünç bulduğunu gösterirsin.
Ya da... Kovabilecek durumda değilsen de üzülme; çok şık tişörtlerimiz var, her karşına geçeni kovabilmeni sağlar.

Kaltak olmak için ortalama yaşam süresi ne kadar uzamalı Katrina?
Geçenlerde çırak adayı kadınların en arızası Omarosa, kendisine daha ılımlı, uyumlu olmasını öneren Katrina'ya şöyle dedi: "Ben buraya arkadaş edinmeye gelmedim." Sonra kameralara Katrina'ya acıdığını söyledi. Çok naifmiş. Böyle bir ortamda arkadaş bulabileceğini sanıyormuş.
Omarosa arkadaş edinemediği gibi, bu kadarcık tüyo vereyim bari, "çırak" da seçilemedi. Bu arada Katrina da "Ben iyi insan olmayı seviyorum" diyordu. "Hayat bir kaltak olarak geçirilemeyecek kadar kısa."
Omarosa -hakaret maksadıyla söylemiyorum, kendisi de eminim övgü olarak kabul edecektir- tam bir kaltak. Ama Katrina'ya sorasım var: Hayat bir kısmını kaltak olarak geçirebilmemiz için ne kadar uzun olmalı? Olurunu söyle Katrina.

Abartmayın! Ve (bence) gerçek hayatta bunları denemeye kalkışmayın
Bu toprağın gelini, damadı, kaynanası, sesi, ha doğdu ha doğacak bu toprağın yıldızı, şarkıcısı, oyuncusu, ünlüler çiftliğinin en çiftçi ünlü kişisi...
Amerika'da ya da Türkiye'de, ne fark eder, hepimiz televizyona kilitlenmişiz, hayat denen şu cangılda başarılı olabilecek O KİŞİ'yi arayıp duruyoruz.
Bu esnada "aranan o kişi" olduğuna inananlar, bizi de buna inandırmak için tüm maharetlerini sergilemekle kalmıyorlar, neden aradığımızın ille de "O" olduğunu ve "diğeri" olmadığını da bize göstermeye çalışıyorlar ki -aman Tanrım, bu nasıl bir yarış, rekabet, kavga, gürültü, hakaret!
Ama siz yine de adına "reality show" dendiğine, "Hayatın ta kendisi" diye pazarlandığına bakmayın. İzlendiğini bilen izlenmiyormuş gibi yapamayacağına göre... Hepsi en nihayetinde oyun aslında.
Ateş yutan, cam yiyen adamları gösterirken "Bunları evde denemeye kalkışmayın" falan yazarlar ya ekrana.
Yok efendim bu yarışma hayatta kalma mücadelesiymiş de, iş hayatı bir cangılmış da...
Bence reality show'larda da yazmalılar: "Gerçek hayatta bu izlediklerinizi denemeye kalkışmayın."

"Çırağım olur musun?"
"The Apprentice"i izlediniz mi? İzlediyseniz bu kısmı okumayınız. İzlemediyseniz... "Biri Bizi Gözetliyor", "Gelinim Olur musun?" formatında bir yarışma bu. Şu anda CNN TÜRK'te yayınlanıyor. Pek zengin bir kimse olan Donald Trump bu programda kendine bir çırak arıyor. Bu çırak -adayların hepsi iyi eğitimli, mastırlı falan- yılda 250 bin dolar mı, ne; öyle bir para kazanacak.
16 kişiyle başlayan programın ilk haftalarında cinsiyete göre iki gruba ayrıldı yarışmacılar. Bu iki grup limonata satmaktan ağda pazarlığı yapmaya kadar kendilerine verilen görevleri yerine getiriyorlar. Her hafta başarılı olan ekip ödüllendiriliyor.
Başarısız ekipten ise üç kişi Trump'ın karşısına oturuyor. Trump üç kişiden birine "You're fired" diyor; yani "Kovuldun!"
CNN TÜRK'te şu ana kadar yayınlanan bölümlerde hep kadınlar kazandı, erkek sayısı bir hayli azaldı. Fakat sonraki bölümlerde kadın-erkek karma ekipler halinde yarışılacakmış. Tabii yine başarısız olan ekipten biri kovulmaya devam edecek. Sona kalan iki kişiden birine ise Trump "You're hired" diyecek. Yani, "İşe alındın." Böyle bi'şi....

Onu kovmadım, pişmanım
Ben birini kovmadım! Ve bu kovmama hadisesi döner dolaşır ille de ayağıma dolaşır. Bunca yıl sonra bile birileri "Sen zaten o kızı kovmamıştın" diye, ne feci bir insan olduğumu bana hatırlatır.
Tamam! Çok kızgındım ona... Zaten yeni bir iş bulmuştu. Kovmadım! O da tazminatını alamadı.
Bir daha birilerini işten çıkarma yetkisine sahip olursam, söz veriyorum, her isteyeni kovacağım ve tazminatını vereceğim.
Bu sözü tutmakta da zannımca hiç zorlanmayacağım. Zira bunu böyle yazdıktan sonra bana bu yetkiyi verecek patron bulmakta hayli zorlanacağım.

Sevgi bekledi
Sam bir bardak limonatayı 1000 dolara satmaya çalışarak kalbimize taht kurmuş bir çırak adayı idi. Ve yine de o hafta elenmedi. Sonraki hafta da... Ama herkes onun elenmesini beklediği için odaya döndüğünde kimse Sam'i gördüğüne pek sevinmedi. Peki Sam ne yaptı?
Diğerleri onu -annesi ve babası gibi- kapıda karşılayana kadar içeri girmeyi reddetti. Sevgi bekliyordu. Çok bekledi. Koridorda. Bir buçuk saat kadar. Nihayet bir yarışmacı Sam'in yokluğunu farkedene kadar...
Sam var ya... Delirmiş!

Ben de beni kovardım...
Ben bir kere kovuldum. Şöyle oluyor: Kovucu kişi sizi niye kovduğunu hem size hem kendine açıklamak istediği ve bu kovma işlemi esnasında bile en çok kendini düşündüğü, onun KENDİSİNİ iyi hissetmesi sizin kovuluyor olmanızdan elbette daha ÖNEMLİ olduğu ve kendini ancak sizi kovmakta ne kadar HAKLI olduğuna sizi de ikna ederse iyi hissedeceği için... İlla ki bir dolu açıklama yapıyor. Mesele o kadar uzuyor ki sonunda ona hak vermekle kalmıyor, sizi kovduğu için onu teselli etmeye başlıyorsunuz: "Bence de sizce. Beni gidi beni! Ben niye daha önce kovmadım sanki beni?"

tubakyol@yahoo.com



CUMARTESİ
Hamamdan bozma bir salonda çalışarak şampiyon oldu
"Yılanlarla birlikte uyuyoruz onlar ailemizin bir parçası"
"Gençler için yeni bir grup gibiyiz, bizi ilk kez dinliyorlar"
"Kadınlar aşkta erkeklerden daha anarşist"
Jean çarpması
Mevsime uygun yemekler
Bayram yağışlı geçecek
ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI
Üçleme: Katı-1





DONATELLA PİATTİ
Sarıkız'ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2004 Milliyet