|
 |
|
|
Haydi Türkiyem
Sözün Ötesi / Mustafa Tanyeri
Türkiye, kritik bir döneme giriyor. Ülkenin geleceğini ipotek altına koyan bir süreç bu. Ulusal egemenlik kavramının terk edildiği ve Avrupa Birliği'nin anayasasında yer alan devlet, ulus ve egemenlik kavramlarının benimsenmek zorunda kalınacağı bugüne kadar koruduğumuz, övündüğümüz bütün değerlerin tartışmaya açık hale geleceği bir yeni oluşumun içine sürükleniyoruz.
* * *
Ulusun egemenliği kavramı üzerine kurulmuş bir Cumhuriyet'in 81.yılında geride dönüp baktığımızda çok parlak bir tablo göremiyoruz. Kimse Türkiye'nin bugün ulaştığı gelişme düzeyini küçümsediğimi düşünmesin.
Sadece her 10 Kasım'da içime çöreklenen o buruk acı bana kaybettiğimiz yılları hatırlatıyor. Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkamamanın bedelini bugün Türk toplumu ağır bir biçimde ödüyor. Bu bedel az gelişmişlik kıskacında takılıp kalmaktır. O yıllarda çok titizlikle izlenen ekonomi politikaları özellikle çok partili hayata geçtiğimiz dönemden sonra populist kaygılarla yozlaştırılmamış olsaydı Türkiye bugün çok farklı olurdu.Bir hesaba göre, o yılardaki gelişme hızı aynen korunsaydı AB ile bütünleşme çabaları içinde masaya oturan Türkiye bugün kişi başına geliri 15.000 Doların üzerinde zengin ve güçlü bir ekonomi olarak pazarlığa başlardı.
Demokrasinin kesintiye uğradığı, önce anarşi sonra da bölücü terörle uğraştığımız yıllarda bu ülke çok değerli zamanları ve kaynakları tüketti. Atatürk'ün önderliğinde başlayan ulusal kurtuluş savaşında ve daha sonra ekonomik kalkınma mücadelesinde kadını erkeği, genci yaşlısı ile tek yumruk olmuş Türkiye, hızını kesen kısır siyasi çekişmelerin içine çekilerek geri bıraktırıldı.
* * *
Geçtiğimiz günlerde Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda Anadolu'daki ticaret ve sanayi odalarının yöneticilerinin, belediye meclislerinin fotoğraflarından oluşan bir albüm elime geçti. O yılların oda ve belediye yönetimlerindeki hanım üyeleri gördüğümde şaşırdım.
Bugün erkek egemen toplumumuzda yönetim görevlerinde kadınların payına baktığımızda çok düşündürücü bir tablo ile karşı karşıyayız. Oysa o yıllarda Anadolu kentlerinden bir çoğunda ticaret ve sanayi odalarının meclislerinde, yerel yönetimlerde kadınları görüyoruz. Bu Atatürk devrimlerinin eseridir.
* * *
10 Kasımlar'da artık yas tutmuyoruz. Ama çocuklarımıza ve gençliğe Cumhuriyetin ne pahasına kazanıldığını ve yakın tarihimizi anlatabiliyor muyuz? Bence, biz Atatürkçülük kavramının da içini diğer bazı kavramlar gibi boşalttık. Onu gerçekten anlamanın Cumhuriyeti, gerçek milliyetçiliği ve demokrasiyi anlamak olduğunu göz ardı ettik. Şimdi, Atatürk'ü anma törenleri yasak savma kabilinden yapılan rutin törenlere dönüştü.
Çoğunlukla, aynı şeylerin tekrarlandığı, gerçekten inanmadan boş sözlerin söylendiği toplantılar.O'nun vasiyet ettiği temel değerleri korumak yerine yok ettik.
Bize emanetini iyi koruyamadık. Söylediklerinin tam tersini yaptık. Türkiye'nin bugünkü siyasi ve ekonomik manzarasına baktığımızda ne görüyoruz sizce? İşte O'nun hayal ettiği Türkiye diyebilir misiniz? Ben gazetelere yansıyan fotograf karelerinde ve sokaklarda içimi sızlatan başka şeyler görüyorum. Hep birlikte bir şeyler yapmanın zamanıdır şimdi. Bir zamanlar bir politikacımızın söylediği gibi olacak ama "Haydi Türkiyem."
egespor@milliyet.com.tr
|
|
|

|