Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 12 Kasım 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Deprem Dede'nin Kandilli bütçesi


Japonya'nın batısı 5 eylülde 2 büyük depremle sarsıldı. 6.8 büyüklüğündeki ilk depremde, 89 yaşındaki bir kadın düşerek başından yaralandı. 5 saat sonra yine aynı bölgede 7.3 büyüklüğünde bir deprem daha oldu, sadece 38 kişi yaralandı. 6 ekim günü bu kez Japonya'nın doğusunda 5.8 şiddetinde bir deprem meydana geldi. Tahmin edebileceğiniz gibi yine ölen olmadı, hatta bu depremde yaralanan bile yok. Japonya'nın kuzeybatısında 23 ekimde meydana gelen 6.8 şiddetindeki depremde ise can kaybı Japonlar için çok büyük: 31 ölü. Bizde olsa 31 ölüyle atlattık diye bayram ederdik. Bu depremden 4 gün sonra, aynı bölge 6 büyüklüğünde yeni bir depremle sarsıldı. Yine can kaybı yok.
Japonya'nın depremlerle sarsıldığı günlerde kitapçıların raflarına giren, TÜYAP Kitap Fuarı'nda da okurlarıyla buluşan bir kitap, bizleri 17 Ağustos Körfez Depremi ertesinde, kime ve neye inanacağımızı şaşırdığımız günlere götürdü.
Ecevit başkanlığındaki koalisyon hükümetinde her kafadan ayrı bir ses çıkarken, geceleri korkudan sokaklarda geçirenler için en sıcak ve şefkatli nefes "Deprem Dede" idi. Gazeteci Nazire Kalkan sormuş, Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara yanıtlamış. Ortaya Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi tarafından basılan "Depremden Kalan Anılar" çıkmış. Kalkan, Işıkara ile son dönmede örneklerine sıkça rastladığımız türden bir nehir söyleşi gerçekleştirmiş.
17 Ağustos'un öncesinden başlayan bir süreç, Işıkara'nın yaşadıklarından ve bizzat tanık olduklarından yola çıkılarak ayrıntılı olarak masaya yatırılıyor.

Kimler göz koydu?
Işıkara hem o günlerde Kandilli Rasathanesi'nin başında bulunması itibarıyla, hem de halkın gönlünde en güvenilir deprem uzmanı tahtına yerleşmesi nedeniyle olayların tam göbeğinde yer almış bir isim. Halk, Işıkara'yı televizyonlarda, medyada sıkça gördü ama onun dönemin koalisyon hükümetiyle, mensubu bulunduğu Boğaziçi Üniversitesi'yle (BÜ), TÜBİTAK'la ve daha pek çok kişi ve kurumla ne sıkıntılar yaşadığını bilmedi. Işıkara, o günlerde üstü kapalı olarak geçtiği konulara, kitapta açıklık getiriyor.
  • Kandilli'ye kimler, nasıl göz koydu?
  • Dönemin YÖK Başkanı Kemal Gürüz, Işıkara Hoca'yı görevden aldırmak için nasıl uğraştı?
  • Hükümet, bilim adamı diye falcıları Prof. Işıkara'nın başına nasıl musallat etti?

  • Bürokrasimizde yıllar yılı hiç eksik olmayan kişilik çekişmeleri, alicengiz oyunları, belki de ilk kez 17 Ağustos depremi ertesinde halk tarafından net olarak algılanabilmişti. Çünkü deprem hepimizi TV başına kilitlemişti.

    Bütçeye itiraz
    Kitabın sayfalarını karıştırırken Prof. Işıkara'nın şu sözleri dikkatimi çekti:
    "Depremleri izlemek pahalı bir iştir. Her dönem bütçe görüşmeleri sırasında diğer üniversitelerimiz Boğaziçi Üniversitesi'nin bütçesine itiraz etmişlerdir. Bu itirazın nedeni Kandilli'ye verilen paradır. Kandilli'nin kaynak ihtiyacı, BÜ'nün bütçesinden karşılanır. Burada dileğim, takip edilen yılların bütçesi yapılırken Üniversite'nin ve Kandilli'nin bütçelerinin ayrı ayrı ele alınmasıdır. O zaman rektörler, çok daha fazla rasathaneye sahip çıkarlar."
    Kandilli Rasathanesi'nin bütçesi, hâlâ Boğaziçi Üniversitesi bütçesinin içinde 17 Ağustos 1999'daki Körfez Depremi'nde 17 bine yakın insanımız, ülkeyi yönetenlerin son 40 yıllık ihmali yüzünden hayatlarını kaybettikleri halde, beklenen büyük İstanbul depremi için hâlâ ciddi herhangi bir önlem alınmış değil. Acil deprem istasyonları ve ceset torbaları hariç!
    Acaba Japonya'nın en gelişmiş rasathanesinde deprem nasıl izleniyor? Öylesine merak ettim işte...

    mtamer@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Arafat'ın ardından
    FİLİSTİN davasının milli lideri Arafat'ın ölü...
    Çetin ALTAN
    Arafat liderliğinin bitiş gongu..
    NEREDEYSE kasım ayının başından beri süre gel...
    Melih AŞIK
    Üniversite yarışı
    Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşe ...
    Fikret BİLA
    ABD, İran'ı vuracak mı?
    Avrupa Konseyi İzleme Komitesi üyesi Fransız ...
    Hasan CEMAL
    Savaş yapanlar, barış da yapar!
    Ramallah'taki karargahında, avuç içi kadar od...
    Güneri CIVAOĞLU
    Abartmak
    5 Eylül 1938 Dolmabahçe Sarayı'nın 71 sayılı ...
    Abbas GÜÇLÜ
    Eğitim, AB önünde bir engel mi?
    Nefeslerimizi tuttuk, 17 Aralık'ı bekliyoruz....
    Hurşit GÜNEŞ
    Türkiye'nin kapısındaki fırsat
    Krizin aynı zamanda bir fırsat anlamına geldi...
    Sami KOHEN
    Yeni dönem başlarken...
    YASER Arafat'ın vefatının ardından Filistin y...
    Mehmet Y. YILMAZ
    Barışa tek engel Arafat mıydı?
    Yirminci yüzyılın önemli politik figürlerinde...
    Faik ÖZTRAK
    Aldığımız riski hesaplıyor muyuz?
    IMF Dış İlişkiler Bölümü Direktörü Dawson, 10...
    Hasan PULUR
    Argo dilin rengidir...
    VAH, vah, vah! Meğer ne kadar "cici çocuklar"...
    Derya SAZAK
    Sağda üst kimlik
    DYP - ANAP bütünleşmesinde anahtar kelime 'üs...
    Meral TAMER
    Deprem Dede'nin Kandilli bütçesi
    Japonya'nın batısı 5 eylülde 2 büyük depremle...
    Ece TEMELKURAN
    İncelik
    Kadınlar, bazen çocuğudur kendinin. Bu yüzden...
    Güngör URAS
    Fitre ve zekât zamanı
    Ramazan ayı sona ermeden fitre ve zekâtınızı ...
    M. Ali BİRAND
    Şimdi top Şaron'da...
    Yaşamı daima heyecanlı ve beklenmedik gelişme...

    © 2004 Milliyet