Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 12 Kasım 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
İncelik


Kadınlar, bazen çocuğudur kendinin. Bu yüzden herhalde ağladıklarında ne kalpleri kırıldı diye, ne canları yakıldı diye ağlarlar. Kadınlar ağladıklarında, ekseriyetle, "Kıyamam ben sana" diye, gizlice kendilerine sarılırlar. Yalnız kadınlar, kendilerine yer yer bu hayatta, anne merhameti göstermek mecburiyetinde kalırlar.
Yalnızlıklarına, kadınlıklarına, çocukluklarına, annelerine, hayata... Hep birlikte ne varsa yani, o bütüne ağlanır. Yoksa dizdeki yara değildir ne de kalpteki kırık. Hep kırılmasına ağlanır, hep düşülmesine, hep ama hep aynı şey olmasına... Niyesine ağlanır bunların. Bir büyük trajediye. Her bir küçük yara eklendiğinde eski izlere, bütün bu yara zincirine ağlanır. Her ağlama bu zincire bir anne sarılmasıdır. "Gel bakiim sen buraya"dır o, "Nasıl kıymışlar benim güzel kızıma?"dır. Bu yüzden sebebi sorulduğu anda hikaye anlatılamayacak kadar uzundur. Kelimeleri birbirine karışmış bir eski keder. Belki de aynaya bakıp, gösterip aynadaki görüntüyü "Buna ağlıyorum işte" denmelidir, "Bunun tamamına!"
* * *
Öfkelensek keşke. Bağırıp çağırsak, içimize değdirmeden olup biteni. Öyle ağzımızda olsa öfkemiz. Söyleyince geçse. Ama çoğu kez öyle değil işte. Çünkü paldır küldür kırılmaz kalp. Çıt eder, eski, renkli, cam kadehler gibi. Sonra alıp o kırık parçaları yerine yapıştırmaya çalışmaları yok mu? Kaba saba durur artık her çaba, kalp bir kez çıt edip çatlayınca.
* * *
Kalp hekimi geçen gün, elektrokardiyogram çeker iken, kalbimi ekranda gördüm. Bir tuhaf, bir acayip hismiş meğer. Öyle canhıraş atan bir şey. Sevesim geldi. "Dur biraz, dinlen" diyesim. Kalbimi, çocuğummuş gibi sevesim geldi; anlatamam. Sonra dedi ki doktor, "Çok cefakar bir organdır kalp". Baktım hakikaten öyle. Atıp duruyor yani, ta doğduğun günden bu yana. Bunları yazarken de atıyor mesela. Sevdim onu tuhaf bir merhametle. Çok çalışkan bir şey olduğu için, minnacık haliyle bütün bedenle başa çıkmaya çalıştığı için, sanki çok yorulmuş da duruverecekmiş gibi görünmesine rağmen hareket etmeye devam ettiği için. Tuhaf ama böyle.
* * *
Sonra o zaten minnacık haliyle çalışıp duran şeye kıyıyorlar. Tuhaf değil mi? Hepimizin kalbini kırıyorlar. Ne kıymetli kalplerimiz var oysa. Tek beslendiği bu cefakar şeyin, incelikler. Onları esirgiyorlar. Bütün bedenle yıllardır, hiç durmadan başa çıkabilen, binlerce meseleyle başa çıkarken hep devam eden, hep devam eden o gayretli kasımıza, inceliksiz sözleriyle dokunuyorlar. Durmuyor kalp o zaman. Çıt edip soluyor.
Bir kalbin solmasından daha kötü ne olabilir ki?
Durunca görünüyor ekranda. Solunca görünmüyor. Bu yüzden solmuş kalpler aslında durmuş kalplerden daha acıklı oluyor. Bir gün konuşmamaya karar vermiş çocuklar kadar felaket...

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Arafat'ın ardından
FİLİSTİN davasının milli lideri Arafat'ın ölü...
Çetin ALTAN
Arafat liderliğinin bitiş gongu..
NEREDEYSE kasım ayının başından beri süre gel...
Melih AŞIK
Üniversite yarışı
Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşe ...
Fikret BİLA
ABD, İran'ı vuracak mı?
Avrupa Konseyi İzleme Komitesi üyesi Fransız ...
Hasan CEMAL
Savaş yapanlar, barış da yapar!
Ramallah'taki karargahında, avuç içi kadar od...
Güneri CIVAOĞLU
Abartmak
5 Eylül 1938 Dolmabahçe Sarayı'nın 71 sayılı ...
Abbas GÜÇLÜ
Eğitim, AB önünde bir engel mi?
Nefeslerimizi tuttuk, 17 Aralık'ı bekliyoruz....
Hurşit GÜNEŞ
Türkiye'nin kapısındaki fırsat
Krizin aynı zamanda bir fırsat anlamına geldi...
Sami KOHEN
Yeni dönem başlarken...
YASER Arafat'ın vefatının ardından Filistin y...
Mehmet Y. YILMAZ
Barışa tek engel Arafat mıydı?
Yirminci yüzyılın önemli politik figürlerinde...
Faik ÖZTRAK
Aldığımız riski hesaplıyor muyuz?
IMF Dış İlişkiler Bölümü Direktörü Dawson, 10...
Hasan PULUR
Argo dilin rengidir...
VAH, vah, vah! Meğer ne kadar "cici çocuklar"...
Derya SAZAK
Sağda üst kimlik
DYP - ANAP bütünleşmesinde anahtar kelime 'üs...
Meral TAMER
Deprem Dede'nin Kandilli bütçesi
Japonya'nın batısı 5 eylülde 2 büyük depremle...
Ece TEMELKURAN
İncelik
Kadınlar, bazen çocuğudur kendinin. Bu yüzden...
Güngör URAS
Fitre ve zekât zamanı
Ramazan ayı sona ermeden fitre ve zekâtınızı ...
M. Ali BİRAND
Şimdi top Şaron'da...
Yaşamı daima heyecanlı ve beklenmedik gelişme...

© 2004 Milliyet