Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 12 Kasım 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik

Şimdi top Şaron'da...


Yaşamı daima heyecanlı ve beklenmedik gelişmelerle doluydu. Ölümü de, beklenmedik gelişmelerden sonra açıklandı.
Şimdi Arafat sonrası tartışılıyor.
Dünya işte böyledir. Öldüğünüz gün, yaşam bir an için durmaz ve hemen sizden sonrası konuşulmaya başlanır.
Arafat sonrası pek kolay olmayacaktır. Filistinliler arasında siyasi çekişme yaşanacak, politikalara ince ayar yapılması zaman alacaktır. Bırakacağı boşluk büyük olacağından dolayı, bu iç çekişmeleri beklemek doğaldır.
Ancak bölgedeki gelişmelerin asıl kilidi, Arafat sonrasında göreve gelecek kişilerden çok, İsrail Başbakanı Şaron olacakır. Şaron'un tutumu savaşı körükleyebileceği, Filistindeki dengeleri bozabileceği gibi, tam aksine barış sürecinin başlamasına da yol açabilir.
Ben, Orta Doğu'daki gidişin Arafat'ın ölümünden dolayı temelden değişeceğine inanmıyorum. Yine bilinen oyuncular rollerini sürdüreceklerdir. Yine, Bush-Şaron ikilisinin yaklaşımı Orta Doğu'nun geleceğini şekillendirecektir.

* * *

KÜRT SORUNUNA YENİ BİR SAYFA
Önümüzde büyük bir fırsat var. Eğer bu fırsatı iyi kullanabilirsek, ülke olarak çok rahat edeceğiz.
Kürt sorunundan söz etmek istiyorum.
Yıllar boyunca karşılıklı olarak çok hoyratça davrandık. Birbirimizi anlamadık veya anlamak istemedik.
Kürt kökenli vatandaşlarımızın bir bölümü Kürt milliyetçiliğine yapıştılar. Diğer bir bölümü terörden medet umdu. Bölücü yaklaşımla, toplumdaki cepheleşmeyi artırdılar.
Devlet yetkilileri de, bu yaklaşıma çok sert tepki gösterdi. Uzun süre ortadaki sorunu görmezden geldi. Ardından şiddet şiddeti getirdi. Buna bir de uluslararası kışkırtmalar eklenince iş çığırından çıktı. 30 bin insanımızı, 100 milyar doların üstünde kaynağımızı kaybettik. Üstelik bu kayıplar Kürdüyle, Türküyle birlikte hepimizi fakirleştirdi.
Artık dönem değişti.
Uluslararası koşullar, terörün defterden silinmesini zorunlu kıldı. 11 Eylül ile birlikte başlayan süreç terörle hiçbir sonuç alınamayacağını, sadece kayıplarla karşı karşıya kalındığını ortaya çıkardı.
Karşılıklı olarak, bu gelişmelerden gereken deneyimleri edindiğimiz için, artık tutumlarımızı yeniden saptayabiliriz.

YENİ AÇILIMLAR, YENİ FIRSATLAR…
En önemli gelişme, Kürt kökenli vatandaşlarımızın arasında gözleniyor. Her şeyin başında da Güneydoğu halkının artık çatışma istememesi geliyor.
Bunun ardından, Leyla Zana ve arkadaşlarının serbest kaldıktan sonraki tutumları geldi. Dışarıdan bakıldığında Kürt çevrelerin kendilerine çeki düzen vermek, bölünmüşlüğü ortadan kaldırmak ve yeni bir demokratik anlayış içine girmek istedikleri seziliyor.
Türkiye'yi bölecek değil birleştirecek bir tutum aradıklarını ısrarla tekrarlıyorlar.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde de önemli değişimler var. Toplum artık savaş istemediğini, barış içinde refah düzeyini artırmayı düşlediğini açıkça ortaya koydu. Bu çerçeve içindeki en önemli diğer gelişme Türkiye'nin Kopenhag Kriterlerine uyum sağlamayı kabul etmesi ve önümüzdeki yıllarda yaşanacak müzakerelerde de bu kriterlerin daha da önem kazanacağının bilinmesidir.
Yani karşılıklı bir denge kurulmuştur ve bu dengenin değişmesi imkansız denecek kadar güçtür.

NELERi YAPMALI, NELERİ YAPMAMALIYIZ?
Önümüze açılan bu süreçte hepimize önemli sorumluluklar düşüyor.
1- Kürt kökenli vatandaşlarımız, özellikle yeni siyasi parti için çalışan liderler, her şeyden önce terör konusundaki tutumlarını çok açık ve inandırıcı şekilde ortaya koymalı, PKK KONGRA- GEL defterini kapatmalılardır.
2- Kuracakları partinin sadece Kürt kökenli vatandaşlar için değil, tüm Türk vatandaşları için çalışacağını bizlere anlatmalılardır. Bunu da sadece sözle değil uygulamalarla göstermelilerdir.
T.C. Devleti ve Hükümeti de, bu açılıma yardımcı olabilmek için önemli bazı adımları atmalılardır.
1- Yüzde 10'lük barajı makul düzeylere indirmeli, toplumun her kesiminin siyasete katılımını sağlamalı, farklı gündemi olduğu gerekçesiyle yeni siyasi oluşumları zorla Meclis dışı bırakmamalıdır. Kürt kökenli olduklarından dolayı seçilmişleri dışlamamalı, sistem içine almalıdır.
2- PKK KONGRA- GEL mensuplarından, insan öldürmemiş olanlarına genel bir af çıkarılıp, acılarla dolu bu defter kapatılmalıdır.

BARIŞ KARŞILIKLI UZLAŞI VE ÖZVERİ İLE SAĞLANIR
Eğer ülkemizde toplumsal bir barış sağlamak, tüm dikkatlerimizi AB müzakerelerine yoğunlaştırmak ve refah toplumu yaratmak istiyorsak, karşılıklı olarak özverilerde bulunmak zorundayız.
"Benim dediğim dediktir" mantığı ile bir yere varamayacağımızı bilmeliyiz.
Karşılıklı ödünler vereceğiz, belki de istemeyerek bazı adımlar atacağız.
Ancak emin olun sonunda hepimiz kazanacağız.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Arafat'ın ardından
FİLİSTİN davasının milli lideri Arafat'ın ölü...
Çetin ALTAN
Arafat liderliğinin bitiş gongu..
NEREDEYSE kasım ayının başından beri süre gel...
Melih AŞIK
Üniversite yarışı
Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşe ...
Fikret BİLA
ABD, İran'ı vuracak mı?
Avrupa Konseyi İzleme Komitesi üyesi Fransız ...
Hasan CEMAL
Savaş yapanlar, barış da yapar!
Ramallah'taki karargahında, avuç içi kadar od...
Güneri CIVAOĞLU
Abartmak
5 Eylül 1938 Dolmabahçe Sarayı'nın 71 sayılı ...
Abbas GÜÇLÜ
Eğitim, AB önünde bir engel mi?
Nefeslerimizi tuttuk, 17 Aralık'ı bekliyoruz....
Hurşit GÜNEŞ
Türkiye'nin kapısındaki fırsat
Krizin aynı zamanda bir fırsat anlamına geldi...
Sami KOHEN
Yeni dönem başlarken...
YASER Arafat'ın vefatının ardından Filistin y...
Mehmet Y. YILMAZ
Barışa tek engel Arafat mıydı?
Yirminci yüzyılın önemli politik figürlerinde...
Faik ÖZTRAK
Aldığımız riski hesaplıyor muyuz?
IMF Dış İlişkiler Bölümü Direktörü Dawson, 10...
Hasan PULUR
Argo dilin rengidir...
VAH, vah, vah! Meğer ne kadar "cici çocuklar"...
Derya SAZAK
Sağda üst kimlik
DYP - ANAP bütünleşmesinde anahtar kelime 'üs...
Meral TAMER
Deprem Dede'nin Kandilli bütçesi
Japonya'nın batısı 5 eylülde 2 büyük depremle...
Ece TEMELKURAN
İncelik
Kadınlar, bazen çocuğudur kendinin. Bu yüzden...
Güngör URAS
Fitre ve zekât zamanı
Ramazan ayı sona ermeden fitre ve zekâtınızı ...
M. Ali BİRAND
Şimdi top Şaron'da...
Yaşamı daima heyecanlı ve beklenmedik gelişme...

© 2004 Milliyet