|
 |
|
|
Ekim ayı bütçe sonuçlarının düşündürdükleri
Geçtiğimiz hafta açıklanan ekim ayı bütçe gerçekleşmelerine baktığımızda, bazı ilginç gelişmeler dikkati çekiyor.
Faiz dışı denge grafiğine bakarsak, ekim ayı faiz dışı fazlası 125.6 trilyon lira ile son 2 yılda ocak - ekim döneminde elde edilen en düşük aylık değer olmuş.
Faiz dışı dengede ekim ayında karşılaşılan bozulma, harcamalardan kaynaklanmıyor. Nitekim aylık faiz dışı harcamaları gösteren grafiğe bakıldığında ekim ayı seviyesinde aşırı bir yükselme dikkati çekmiyor. Kaldı ki, ülkemizde bütçe uygulamalarında yılın sonuna doğru harcamalarda bir artış eğilimi beklenir.
Ekim ayında dikkat çeken nokta, aylık vergi gelirlerinin ilk defa geçen yılın altına düşmesidir. Vergi gelirlerinin detayına bakıldığında, bu gerilemenin yurtdışı işlemlerden alınan vergilerden değil, yurtiçinde alınan doğrudan ve dolaylı vergilerden kaynaklandığını görüyoruz. İthalden alınan KDV ile yapılan hesaplama, ekim ayında ithalatın 7.9 - 8 milyar dolar olabileceğini gösteriyor. Bu da son aylarda gözlenen 2 milyar doların üzerindeki aylık ithalat artışlarının ekim ayında 1.5 milyar dolara gerilediği anlamına geliyor. Yurtiçindeki işlemlerden alınan dolaylı vergilerden elde edilen gelirlerin geçen yılki seviyesinin 300 trilyon TL altına gerilemesi de ekim ayında ekonomide faaliyet hacminde geçen yılın aynı ayına göre bir yavaşlamanın olduğunu gösteriyor.
Bir tek aya bakarak ekonomideki eğilimler hakkında bir kanaate varmak zor olabilir. Ancak bütçenin ekim ayı sonuçlarına bakarak ekonomide bir yavaşlamanın ilk işaretlerinin alındığını söylemek mümkün. İthalat artışları da bu durumdan etkilenmişe benziyor. Bu, dış dengedeki bozulmayı yavaşlatacak bir gelişme. Ancak faaliyet hacmindeki yavaşlamanın çok hızlı olmaması gerekiyor. İç talep daralırken, dış talep bunun büyüme üzerindeki etkisini yumuşatmalı. Bu nedenle spekülatif para hareketlerine bağlı olarak TL'nin reel değerinde meydana gelebilecek dalgalanmaların rekabet üzerindeki etkisi, eskisinden daha önemli olacaktır.
Diğer taraftan ekim ayındaki performans, bütçenin bu yılın son 2 ayında hedefleri tutturma konusunda zorlanabileceğini göstermektedir.
Nitekim ilk 10 ayda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18.5 olan vergi gelirlerindeki artışın yüzde 21.7'ye yükselmesi gerekmektedir. Ancak ekim ayındaki düşüş bir eğilimi gösteriyorsa, bunu gerçekleştirmek oldukça güç olacaktır. Bu durumda yılın ilk 10 ayında yüzde 15 artan faiz hariç harcamaları son 2 ayda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19 artırmaktan vazgeçilmesi ve harcama artışlarının düşürülmesi gerekmektedir.
Ekonomide bir yandan güven tazelemek için yapısal reformların hızlanmasının gerektiği, diğer yandan ise ekonominin yakından takip edilerek, aşırı maliyet yaratmadan dengelerin tedrici bir biçimde yeniden kurulmasını sağlayacak ince ayar dönemine giriyoruz. Bu başarılırsa, Türk ekonomisinin içsel dayanıklılığı artmaya devam edecektir.
Okuyucularımın bayramını kutluyorum.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|