Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 17 Kasım 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik

Artık ne darbe, ne şeriat tehlikesi var


Türkiye'nin ne kadar hızla değiştiğini hepimiz hissediyoruz.
Ortada henüz hiçbir şey yok. Türkiye ile AB arasında müzakerelerin başlayıp başlamayacağı bilinmiyor. Başlasa dahi müzakerelerin kaç yıl süreceği, nasıl sonuçlanacağı ve Türkiye'nin birgün tam üye olup olmayacağı dahi belli değil.
Bütün bunlara rağmen, hepimizin bakışı değişiyor.
Ülkemizin son 80 yılında alıştıklarımızın hepsi geride kalmaya başladı.
Laiklerin en büyük korkusu, birgün köktendincilerin ülke yönetimine geçmeleri ve anayasayı değiştirip, Türkiye'yi dinle yönetilen bir ülke durumuna sokmaları değil miydi? Sırf bu korku nedeniyle kaç parti kapattık. İnsanları hapse attık. Hangi sakallıyı görsek TİCANİ diye suçladık. Üstü kapalı darbeler yaptık, iktidarları devirdik. Bunları asker yapmadı, bizler askeri zorlayarak yaptırdık.
Hepimizin en büyük diğer korkusu, toprak bütünlüğü değil miydi? Kürt ayrılıkçı güçleri harekete geçecek ve ülkemizi böleceklerdi. Bunu engelleyebilmek için neler neler yaptık. Binlerce insanımız hayatını kaybetti. Demokrasimizi yaraladık. İnsan Haklarını, İfade özgürlüğünü yok ettik. Tek amacımız ülkemizi korumaktı.
Şimdi bir an için duralım ve bu korkularımızı yeniden düşünelim.
Avrupa Birliği ile müzakerelere başlamış bir Türkiye'de nelerin olamayacağını düşünelim.
AB ile müzakere, bütün gözlerin Türkiye üzerine dönmesi, ekonominin nefesinin müzakerelere göre ayarlanması, müzakerelerde bir tıkanma veya anlaşmazlık çıkmasıyla borsanın düşmesi ve faizlerin yükselmesi anlamına gelecek. Hepimiz 31 adet bölümün nasıl tartışıldığına bakacağız. Tarım politikalarının nasıl değiştirileceği, Sosyal Sigortaların ne olacağını izleyeceğiz. Yani bu müzakereler, önümüzdeki 10 yıla damgasını vuracak. Borsayı izlediğimiz gibi, müzakerelerin gidişini de izleyeceğiz.
Böylesine duyarlı bir dönemde, Türkiye'de bazı şeyler olamayacaktır.

1. DİN DEVLETİ OLAMAZ:
Bundan böyle Türkiye'de din devleti kurmak isteyebilecek olanlar, karşılarında laik askeri ve sivil güçlerden önce, Avrupa Birliğini bulacaklardır.Bundan böyle İmam Hatip Okulları olsun, Türban konusu olsun, bu alanda atılacak her adım Brüksel'in ince eleğinden geçecektir. Bu gerçeği herkezin bilmesi gerekir. Bundan dolayı "Erdoğan amacına (bundan dinci yaklaşım işaret edilmek isteniyor) ulaşmak için AB'yi kullanıyor. Askerin kolunu kanadını kırmayı ve ardından da Türkiye'de istediği rejimi kurmayı planlıyor" diyenler çok yanlış düşünüyorlar. Böyle bir olasılıkta asker seyirci kalmayacağı gibi, asıl itiraz AB'den çıkacaktır. Tayyip Erdoğan da bu gerçeği bilmektedir.

2. DARBE OLAMAZ:
"Olamayacaklar" listesinin en başında askeri bir müdahele gelmektedir. Bunu da hepimiz biliyoruz. Sadece olası bir darbe değil, aşırı bir faşist partinin iktidara gelmesi de imkansızdır. Unutmayalım ki, AB Avusturya'nın başına geçen faşist Başbakanına açıkça görevden ayrılmasını önermiştir ve Avusturyalılar da bunu yerine getirmişlerdir.

3- GERİ ADIM ATILAMAZ:
" Olamayacak" lardan diğer en önemlisi de, şimdiye kadar yapılan reformlar veya değiştirilen yasaların uygulanmasıdır. Bizlerin, işimize gelmeyen reformları ve yasaları kağıt üzerinde bırakmak alışkanlığımız vardır. İşte bu da olamayacak.

TÜRKİYE, REFAHI SEÇTİ...
Belki yavaş yavaş anlıyoruz, ancak Türk kamuoyu artık refahı tercih ediyor.
Artık Kıbrıs krizleriyle zaman harcamak istemiyor.
Yunanistan ile krizler yaşamaktan kaçınıyor.
Irak savaşına girmek yerine, sınırlarının içinde rahat etmeyi düşlüyor.
Kürt sorununun silahsız çözümü arzuluyor.
Bu istediklerini elde edebilmek için, hükümetin attığı adımları destekliyor. Tezkereye hayır diyor. Kıbrıs'ta tepki göstermiyor.
Türk halkı rahat etmek için AB'ye öncelik veriyor.
Bu gerçekleri bildiğimiz taktirde, önümüzü çok daha iyi görebiliriz. Değerlendirmelerimiz daha sağlıklı olur. Eskide kalmış, modası geçmiş politikaların artık para etmediğini anlarsak, önümüz açılır.
Eğer bu rüzgarı esip yok olacağını sananlar varsa çok yanılıyorlar.
Türkiye artık belirli bir raya oturdu. Bu treni devirmenin sorumlululuğu çok pahalıya mal olur.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
CHP'den mektup var
CHP Grup Başkan Vekili Kemal Anadol, üç sayfa...
Çetin ALTAN
Fırtınalı, yağmurlu yumuşak serüvenler...
PAZARTESİ sabahı Dalaman - İstanbul uçağı saa...
Abbas GÜÇLÜ
Abur cubur reklamlarına yasak
Çikolata ve benzeri abur cubur reklamlarına İ...
Hurşit GÜNEŞ
Rekabet Kurumu'ndan inciler!
Başlık biraz tahrik edici olsa da, Rekabet Ku...
Nail GÜRELİ
Nankörlük
Biz demeyelim de, sağcı ve muhafazakâr olarak...
Sami KOHEN
Hoşgörüye gölge...
BAYRAMIN ilk günü Hollanda Başbakanı Jan Pete...
Ece TEMELKURAN
Kara Balık Izgara
Çocukken ilk okunan kitabın insanların kaderl...
Osman ULAGAY
Bush'un kumarı doları düşürüyor
Maceracı bir dış politika izleyerek küresel r...
Güngör URAS
Merhametten 'maraz' doğar
Eğer bu ülkede kanun uygulansaydı, bankaların...
M. Ali BİRAND
Artık ne darbe, ne şeriat tehlikesi var
Türkiye'nin ne kadar hızla değiştiğini hepimi...

© 2004 Milliyet