|
 |
|
|
Acele işe şeytan karışır
Sanki dün grubumuzdaki son maçı oynuyorduk. Berabere kalıp, farklı yenilmezsek istediğimizi alırız havasında bir görüntü ortaya koyduk.
Maça öyle bir başladık ki, öyle bir dolmuşuz ki, ilk dakikadan itibaren ailecek hücuma kalktık. Dörtlü savunmanın iki kenarında oynayan Ümit ve Deniz de aynı anda hücuma çıktı. Orta saha oyuncularının hepsi golü düşünüyordu. Belli ki 4 - 2 - 3 - 1 düzeni otelde kalmıştı. 90 dakika boyunca 2 - 8 sistemini uyguladık. Yani 2 stoper, 8 de hücumu düşünen oyuncu.
Ukrayna maç öncesi kendi sahasında alan savunması yapıp, en uçtaki Shevchenko, hemen arkasında oynayan Voronin desteğiyle kontratak yapmayı düşünmüştü. Buna karşılık biz, kenarlardaki oyuncuları da aynı anda hücuma sokarak, rakibin istediği kontratağa davetiye çıkardık. Ukrayna takımı savunma yaparken ceza sahası önünde kümeleşti, bizim kısa boylu forvetlerimiz Nihat, Fatih ve Gökdeniz o kalabalığın içine bilinçsizce girdi.
Uyuta uyuta
Kapanan rakibi açabilmek için oyunu kenarlara bir türlü taşıyamadık. Yapılan değişikliklerde ofansif oyuncuları sahaya sürmek ne kadar doğruysa, bu oyuncuların hiçbirinin kenara inmemesi de bir o kadar yanlıştı.
Ukrayna takımı sekiz tane mücadele eden vasat, ama disipli oyuncu, önde oynayan iki çok yetenekli forvetten oluşuyordu... Uyuta uyuta tabii ki mücadele ederek, çok önemli üç puanı aldılar.
On günlük kampın doğru olup olmadığı konusunda kafamızda soru işaretleri vardı. Emre'nin müthiş performansını gördükten sonra, kamp yerine maç oynamak daha faydalı olurdu izlenimini edindik.
Emre, giren çıkan tüm oyunculardan daha iyiydi. Kuvvetli, çabuk adam eksilten bir görünteydi. Onun müthiş performansı bile yetmedi...
rdilmen@milliyet.com.tr
|
|
|

|