|
 |
|
|
Zincir
Bazı konular vardır; yorum yapamazsınız. Olaylar ve kişiler bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlanmıştır. Hatta kaynamıştır. Ve her halkası yapış yapış bu zincir sizin etik ve mantık dağarcığınızın çok dışındadır.
Dehşet, hayret ve ibretle donar kalırsınız.
Bu koşullar için icat edilmiş bazı "amiyane enstrümanlar" vardır, ama kendinize yakıştıramazsınız. Susarsınız.
Beşiktaş ile Federasyon ilişkisinde olduğu gibi...
Ben ne diyeyim ki ?
Ortada, federasyonu "kurdurduktan" sonra umduğunu bulamamış bir yöneticinin isyanı var. Haklıdır desek, ne hakla kurduruyor federasyonu ? Haksızdır desek, bakan akrabasının desteği ile kurulan federasyon mu haklı?
Ülkenin yetiştirdiği en büyük futbolculardan rahmetli Görkey'in cenazesine katılmayan federasyon yetkilileri mi masum, rahmetlinin naaşı üzerinden federasyona baskı yapan yönetici mi?
MHK deli mi ?
MHK, yanlış başkana oynayan bir kulüpten intikam alabilir mi, yoksa "kör kör gözüm parmağına" en başarısız hakemlerle bir kulübü zıvanadan çıkaran MHK, deli mi?
Peki Beşiktaş'ın hakemleri en yüksek gözlemci puanlarını alsa, bu olayın Federasyonun kurulmasında büyük rol oynayan sayın Aksu'ya vefa hissi olmadığını kim bilecekti?
Ya Federasyon asbaşkanı sayın Hasan Doğan'ın, "Geçen yıl Beşiktaş'a operasyon yaptılar" demeci ? Kim, nasıl, neyle ? İyi de, sen ne yaptın bu konuda şimdiye kadar sayın başkanım ? Sayın Aksu, federasyonu "köpeğine kadar" rezil etmeseydi, bu demeç verilecek miydi?
Uzayıp gidiyor bu zincir... İki ucu da kirli bir değnek gibi. Bize bulaşmasın; dokunan yıkansın, düşünen tövbe etsin, fikri olan kendine saklasın.
Gördüğünüz gibi bu konuda benim yorumum yok!..
Allah herkesin müstehakını versin... Ki, veriyor.
Yağmasan da gürle
Şaşırmış bu futbol federasyonu başkanı... Dili sürçmüş... Şaşırmasa şöyle bir cümle kurar mı:
"Bu şike iddialarından bir şey çıkmaz"...
Ben de diyorum ki çıkar!..
En azından yeni federasyonun ne kadar gaflet içinde olduğu ortaya çıkar ki, bu da fena bir sonuç değildir ve onları o koltuğa getirenler beceremediklerini anlayıp dizginleri ele alırlar.
Türk Ceza Kanunu kapsamına giren bu suçlar için federasyonu devreden çıkarırlar. Çıkarsınlar zaten... Şikeciler müvekkil; Başkan şikecilerin avukatı sanki:
"Tahliyelerini talep etmekteyim".
Vah benim fair play'im... Yandı gülüm futbolum... Geçmiş olsun temiz futbol operasyonum.
Yakıyoruz gemileri
Oysa bizim mecbur olduğumuz "sıfır"ları atılmış YTL benzeri bir YTF... Yani Yeni Türk Futbolu. Aksi halde "rezaletin uluslararası yansımaları" kapıda. Yakıyoruz gemileri.
Yahu Emniyet Müdürü "hırsızlar bizden güçlü" diye demeç verir mi? Bıçakçı'nın tespiti aynen bu tarz..
"Şike yapın kardeşim; dünkü de çıkmaz, yarın da kimse ispatlayamaz"...
Şaşırmış adamcağız... Aynen müdürümüz Necil Ülgen'in köşesinde okuduğumda yerimden fırlayacak kadar şaşırdığım gibi... Çok rica ediyorum; Başkan'a mukayyet olun ey kurul üyeleri. Şike falan sorarlarsa - geçtik eskileri - bari yağmasa da gürlesin:
"Bundan sonra yapanı affetmem" falan desin.
Yalan da olsa söylesin. Zaten "doğru" olan ne var ki ?
Teyakkuz
Spor kamuoyunu dikkate davet ediyorum!.. Pazar gününe kadar asla boş bulunmamalıyız. Uyanık, kuşkucu ve teyakkuzda olmalıyız. Esprileri bile "kulak hapsine" almalıyız. Şayet Trabzonspor - Fenerbahçe maçını gerecek bir tek cümle bile duyarsak, üstüne atılmalıyız. "İşte" demeliyiz; "provokatör bu"...
İlk taşı atanı, maçtan sonra taş atan ilkel homongoloslarla aynı kafese koymalıyız.
Neden ? Çünkü yakın tarihte hiçbir Trabzonspor - Fenerbahçe maçı, huzur açısından bu kadar avantajlı olmadı.
Düşünün; Trabzonspor'un en iyileri ile Fenerbahçe'nin millileri, maçtan üç gün önce kol kola sahaya çıkıyor. Araya mübarek bayram giriyor. Kulüplerin tesislerinde tatlı yenip, tatlı konuşuluyor. Hesaplaşma, yerini bayramlaşmaya bırakıyor. Fenerbahçe kulübü, Trabzon yolculuğu için hiçbir ekstra güvenlik talebinde bulunmuyor. Trabzonspor teknik direktörü "Bu bir şampiyonluk maçı değil, sadece liderlik maçı" diyor.
Hasretinden bilgisayarlar eskittiğimiz "normal"e mi dönüyoruz ne ?
Mevcut koşullara karşın, sivri bir demeç, bir jest, mimik, tavır, hatta nefes hissederseniz, biliniz ki onu yapan, tribünde akan kandan beslenen yamyamların yönetimdeki, medyadaki, sokaktaki temsilcisidir ve kendini deşifre ettiği anda, mümkünse üzerine tükürülmelidir. Aman dikkat...
Boş sepet
Benim basketbolla ilişkim, tam bir "gençlik aşkı" olarak yaşandı bitti. Çılgın, tutkulu ve birkaç mevsimlikti. Ama ondan bahseden her haberde, hala içim cız eder. Üzülürüm, duygulanırım. Çünkü epey zamandır sevgili Lütfi Arıboğan'ın federasyon başkanlığı adaylığından başka, basketbola ilişkin pek iyi bir haber duymadım.
Neyse, geçen hafta Bilgin Gökberk'in köşesini okurken, Galatasaraylı bayan basketçilerin, Hasan Şaş yemek ısmarlamasa, Adana'da aç kalacaklarını öğrendim. Daha sonra aynı kulübün erkek basketbol takımının deplasmanlara minübüsle gitmeye çalıştıklarını okudum. Üstelik sayın Canaydın basketbolcu bir başkandı. Ama eli kolu bağlıydı. Artık futbolun yasası elvermiyordu futbolun parasıyla diğer şubeleri beslemeye!..
Güldürmeyin beni... Galatasaray futboldan nasıl bir gelir elde ediyordu ki, borcu bilmem kaç yüz milyon dolara çıkmıştı. Apaçık devletin kıyağı arazilerin, yenisini alıp eskisini satarak ya da üstüne birşeyler yaparak ayakta duruyor bütün kulüpler. Galatasaray'da proje ne ? Devletten irada kaydedilen Mecidiyeköy'e han hamam, "Beleştepe"de kooperatif falan. Bu mu futbolun geliri ? O zaman diğer şubelere de birkaç dönümünü versinler, onlar da "yap - sat"çıyla gayrımenkul sahibi olsun bari. Ankara'dan "zekat" isterken "kamu hizmeti yapıyoruz" diyorsunuz, süründürmeyin diğer şubeleri.
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|