|
 |
|
|
İntihar
Shevchenko, Milan formasıyla sahaya çıktığı zaman İtalya'nın en azgın savunmacıları dahi ikili - üçlü defans nöbetçileriyle kontrol ediyorlar üstadı... Öyleyse sevgili Ersun, Shevchenko gibi bir Ukrayna jokerini sen niçin Servet gibi "kendi ekseni etrafında dönmekte rötarları bilinen bir delikanlıya" böylesine "hesapsız - kitapsız" teslim edersin ki ?
Ukrayna'nın savunma, orta alan ve kontratak bölgelerinde bir "Çin mangası" gibi çoğalıp, azaldığını bütün Avrupa'da sağır sultanlar dahi bilmekteyken, siz teknik kulübe olarak yanlış hesap makineleri mi kullandınız yani ?
On kişiyle defans duvarlarını kendi alanına kuran rakibi mat etmek için onları bizim oyun alanımıza çekecek tuzaklar kurmamız gerekmez miydi hocam ? Yani rakip sizin bütün oyun planlarınızı okumuşçasına futbolcularınızı üstüne üstüne beklerken, bizimkilerin tüm "hazırlık paslarını" kendi yarı sahamızda kurgulaması bu çok önemli oyunun gereği değil miydi ? Benim ağrıma giden, farklı yenilgiden öte, fiziki pozisyonların Fenerbahçe'de tartışmasız en açık ikilisi olan Servet ve Deniz'i adeta Christoph Daum'u taklit edercesine bu maçta aynı "Fenerbahçe formasında" oynatmaktı. Bu dün geceki facia adına "İNTİHAR" ın diğer bir adı değil de neydi acaba ?
İflas bayrağı
On güne yakın bir zaman "mantalite kampı" hakkında ağzı olan konuştu, kalemi olan yazıp, çizdi. Bize sorarsanız, geçmiş hafta ligdeki rötarlılık, özellikle gurbetçi olmayan futbolcuların "düşünce küçülmeleri" ile "adale soğukluğunu işaretliyordu bizlere... Bilmem teknik kulübe olarak sizler, nasıl bir "mental zenginliği (!)" tespit edip, notlar attınız oyunun seyir defterine... Nihat, Fatih, Gökdeniz, Tuncay gol bulmak için diğer arkadaşları ile birlikte belki canlarını vermeye dahi hazırdılar sahada... Ama "olmaz ki, olamaz ki hocam"; en basit duvar paslarını dahi yapmaya fırsat vermeyen bir "ayak - bacak kalabalığı içinde" size bu fırsatı verirler mi, rakip ister Ukrayna olsun, ister Gürcistan...
Ne pahasına olursa olsun 2006'ya gitmeliyiz" şeklindeki çok yanlış şartlanmalara Milli Takım'ı kilitleyenler dileriz futbolun sadece "iyi oynayan tarafa gülümseyeceğini" dün bir kez daha öğrenmişlerdir. Özellikle kontrollü futbol ile hücum futbolunu birbirine karıştıran "bilgisayar ulemalığı (!)" dün gece iflas bayrağını çekmiştir kendi gönderine... Yazık olanlar ise, bu ülkede futbolu delicesine seven on milyonların umutlarıyla yanlışların bile bile oynanması ve Türkiye'nin gruptaki şansının neredeyse yok oluşunda gözyaşlarını içine döken işi bilenler kalabalığıdır sadece.
esenay@milliyet.com.tr
|
|
|

|