|
 |
|
|
Marka şehir olabilmek
Satır Arası / Deniz Sipahi
Dünkü yazımda Mavişehir Rotary ile Sakız Rotary'nin kardeş kulüp olmasını ve bundan böyle iki ülkenin barış adımlarında yer alacağını yazmıştım.
Bugün de Sakız'daki izlenimlerimle ilgili bir iki satır daha yazmak istiyorum.
Sakız'a bu ilk gidişim değil; ama her seferinde adada bir yenilenmenin olduğunu gözlemliyorum.
Örneğin liman bölgesindeki kafeteryaların dekorasyonları değişmiş; birbirinden şık restorasyonlar yapılmış.
Minimalist çizgiler olduğu gibi ahşabın sıcaklığını modern mimariyle birleştiren birbirinden güzel mekanlar yaratılmış.
Her biri kendine özgü bir karakter ortaya koymuş; müşteri kitlesine uygun aktiviteler belirlenmiş.
Yürürken müziğin tonundan, içerideki yaş grubundan bunu hissediyorsunuz.
Artık kışa girilmiş olmasına rağmen eğlence yerleri günün her saatinde dolu, sokaklardaki trafik yoğun, turist grupları adaya gelmeye devam ediyor.
Biliyorsunuz; Yunanistan adalardaki nüfusu korumak ve göçü önleyebilmek için yoğun bir destek programı uyguluyor.
Hangi adada olursanız olun; Atina'ya çabuk ulaşabiliyorsunuz.
Sakız'a hala günde karşılıklı üç uçak seferi bulunuyor; gemiler de aynı sıklıkla kalkıyor.
Üstelik bu seyahatler için hemen hemen üçte bir fiyat; yani 30 euro ödüyorsunuz.
Bir yerin güzelliği kadar çabuk ve istediğiniz zamanda ulaşabiliyor olmanız da çok önemli.
Yunan turizminin en başarılı olduğu konu herhalde lojistik...
* * *
Bu sayede turizmi yılın on iki ayına kolayca yayabiliyorsunuz; birçok tatil yöresini kışın da yaşanabilir hale getiriyorsunuz.
Her gittiğimde aynı şeyi gördüm ki; 50 bin nüfusa sahip Sakız'da hayat 24 saat yaşanıyor.
Trafik İzmir'in Kordon'undan farksız...
İsterseniz, bu pencereden bir de Çeşme'ye bakalım.
Aralık'ta, Ocak'ta, Şubat'ta Çeşme'ye gittiğinizde yazın bıraktığınız kaç mekanı açık bulacaksınız?
Yüzde onu bile iyimser bir tahmin olur.
Sakız'da, Midilli'de, Santorini'de bu mekanlar kışın da açık ve yaz kadar olmasa da iş yapıyorlar. Akşam yemeğinde tanıştığım Pelinco Dergisi'nin yazarlarından Yiannis Makridakis, Türkiye'ye sık gelen ve çat pat da olsa derdini Türkçe anlatabilen bir gazeteci.
* * *
Yiannis, dedi ki:
"Sık sık İzmir'e geliyorum; Türkiye'nin değişik yerlerine gidiyorum. Ama dikkatimi çeken bir şey var. Sizdeki yaz fiyatlarıyla, kış fiyatları arasında uçurum var. Örneğin Sakız'da ahtapotu 8.20 Euro'ya, Grek salatayı 5.30 Euro'ya yiyor; kahveyi 1.20 Euro'ya içiyorsanız, bu fiyat yılın her ayında aynıdır. Çeşme'de ise fiyatlar yazın ikiye, üçe katlanıyor..."
Çeşme, birkaç yıldır en gözde tatil beldeleri arasında gösteriliyor; Alaçatı giderek ön plana çıkmaya başladı.
Gelin görün ki; Çeşme'de iki ayın dışında yemek yiyebileceğiniz, hafta sonunu geçirebileceğiniz çok az mekan açık kalıyor.
Sözün özü...
Marka şehir olabilmek için bunun gereklerini yerine getirmeniz şart. Ulaşılabilir, kendini yenileyebilir ve süreklilik arz ediyor olmanız gerekiyor.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|