|
 |
|
|
Barış için yeniden: Zamanıdır!
Bir ihtiyarın işlettiği, renkli yünlerle çocuklara oyuncak sattığı sabah dükkânına girdi adam.
Fotokopi çektirecekti. İhtiyar, bir de fotokopi makinesi koymuş dükkâna. Çektirdi yani.
Parayı yanlış ödeyince adam, dedi ki dükkancı:
"Yanlış hesap Bağdat'tan döner nasılsa."
Adam parayı elinde ezdi, yere atası geldi sanki. Cevap verdi:
"Bağdat'tan dönen olmuyor artık."
İhtiyar, "Doğru" dedi, buz gibi. İki adam da birbirinin yüzüne bakmadılar. Bir saniye için içlerinden geçeni paylaşıp sonra paranın üzeri verilince ayrıldılar...
Böylece bir sabah, bir dükkânda Felluce konuşulmuş oldu. Demek insanlar aslında uykularından, hiç farkında bile olmasalar bir sızıyla uyanıyordu. Maişet motoru işlerken gürültüyle aslında insanların kulakları, bilmeden bile olsa sesleri duyuyordu. Rüyalarımızın hatırlamadığımız yerlerine vurulan yaralı adamların yüzleri giriyordu. Bizlerin yaşadığı ikrarsız sükûtlar yani. Demek hâlâ sabah sabah gelip insanın ense köküne bir ağrı gibi giriyordu. Demek aslında alışmıyoruz. Irak Filistinleşse de, ne Filistin'e ne Irak'a, hiçbir ölüme alışmıyor aslında insanın vicdanı.
Cesetlerin köpekleri
Varaklı odalarda kararlı adamlar bombalarından bahsediyorlar. Putin diyor ki Moskova'dan, "Hiçbir zaman yapılamayacak bombayı yaptık." Japonya diyor ki, "Uluslararası çatışmalarda taraf olabilmek için, askerlerimizi kendimizin olmayan savaşlara gönderebilmek için anayasamızı değiştirmeye karar verdik."
Herkes hep birlikte Felluce'deki çocukları yiyor. Bush kabinesi, yüzünü bile görmediği çocukların kafalarını eziyor. Onlar, çocukları yere düşmeden önce yemeye başlıyor.
Köpekler ancak çocuklar yere düştüğünde kemiriyor eti. Hiç değilse köpekler yedikleri çocukların yüzlerine bakabiliyor. Hiç değilse Felluce'deki köpekler karınları doyunca kenara çekiliyordur. Washington'dakilerin ise karnı hiç doymuyor!
Yeniden! Şimdi!
Küresel muhalefet sesini kaybetti. Öyle sefil bir vaziyet ki bu, Fransa'dan sadece Chirac'ın sesi duyuluyor. O da varaklı bir odadan, "Hoş olmadı diyor" BBC'ye. Felluce'den başlayıp dünyayı dolaşan imdat e - mail'leri, "Hiç olmazsa Kızılhaç sesimizi duysun" diyor. Yani uygarlığın ürettiği, kurumsallaştırdığı vicdan istasyonları bile kepenklerini kapatıyor.
Biz, şimdi, "savaşa en yakın" ülkenin insanları olarak yeniden bir şeyler yapmalıyız.
Zannımca yeniden ve bir kez daha "Biz bu işte yokuz!" demenin zamanı geldi. Sokaktaki insanların öfkesi, yeniden bağıracak kadar birikti bana sorarsanız. Daha açık söyleyeyim; Yeni bir mitingin zamanıdır!
Çünkü bütün bu olanların hesabını sadece Bush kabinesi vermeyecek. İnsanlık adına, bir gün, bütün bu olanların bedelini biz de ödeyeceğiz. Bizden de hesap sorulacak.
Bağdat'tan dönen olmuyor artık. Sabahları insanlar, hiç bilmeseler bile, Felluce'yi akıllarına getiriyorlar. Hiç bilmeseler bile sayıları altmışa yakın olan ölü kamyoncular için o kamyonları oraya daha çok para kazanmak için gönderen işverenlere öfkeleniyorlar.
Bütün dünya susuyor şimdi. Paris'i, Londra'yı beklemek gerekmiyor. Vicdani hareketin fitili Anadolu'dan yakılabilir. Yeniden! Ankara'dan!
ecetem@hotmail.com
|
|
|

|