Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 20 Kasım 2004 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Yanal'a vururken

Bugün Ersun Yanal'ı şiddetle eleştirip istifaya davet edenler bir an durup kendilerini onun yerine koymayı düşünürler miydi acaba?
Ya da Ukrayna maçındaki yanlış tercihleri nedeniyle idam sehpasına gönderilmek istenen genç hocanın kâbusunu görmek ister miydi dersiniz?
Hiç sanmam...
Teknik adamlık yaşamının en zor günlerini yaşadığını düşündüğüm Yanal'ın onca baskıya karşın bu aşamada çekip gideceğine, başladığı işi "başarısız oldu" damgası yiyerek yarım bırakacağına inanmıyorum.
Çalıştırdığı kulüp takımlarından ayrılış yöntemini her zaman eleştirdiğimiz genç hocanın Ay - Yıldızlı sorumluluktan bu kadar kolay vazgeçeceğini tahmin etmiyorum.
Nasıl ki futbolculuk yıllarında formasını giyemediği bir takımın başına yeterli birikim ve olgunluğa erişmeden getirilmiş olması salt Yanal'ın hatası değilse, o takımın Dünya Kupası elemelerinde yaşattığı hayal kırıklığının tek sorumlusu da genç hoca olamaz.
Ya da öyle gösterilemez.
Federasyon yönetiminin, milli takım
ilgililerinin, o kadroya davet edilen futbolcuların hiç mi suçu yoktur bugün ortaya çıkan tabloda..?
Ya da geldiği günden beri Yanal'ı bir türlü hazmedemeyen, attığı her adımı sadece eleştiren bazı futbol yorumcularımız ve spor yazarlarımızın?
Federasyon Başkanı'nın "Yanal'ın işine son verdik" demeyeceğini bilenlerin onu istifaya zorlama çabalarının sonuç vermeyeceği bir ortamda yapılacak en doğru iş, sağlıklı eleştirilerle yol göstermek, destek vermektir.
Arnavutluk maçına 4 aya yakın bir süre var. Hesapta olmayan Ukrayna yenilgisinin izlerini silmek, yarattığı tahribatı gidermek elbette kolay değil.
Milli Takım kadrosunda radikal değişimler yaparken ağır eleştirileri göğüsleyen Yanal'ın bu süreçte gözden geçireceği, özeleştirisini yapacağı pek çok şey olacak.
Kendisine ve sorumluluğunu üstlendiği takıma zarar verdiği tescillenen bazı alışkanlıklarından vazgeçmesi, lig fantazileri ile milli takım gerçeklerinin örtüşmediğini anlaması için bu iyi bir fırsat.

Af mı gaf mı?

Tahkim Kurulu kararlarının kesinliği ve değiştirilemeyeceği yolundaki hüküm, bunların kamuoyunda tartışılmayacağı anlamına gelmiyor.
Tıpkı kurulun, Emre Aşık'ın Fenerbahçe maçında rakip takım oyuncusuna yaptığı "el hareketine" verilen cezayı kaldırmasını eleştirme hakkına sahip olmamız gibi.
Karar vicdanları rahatsız etmiştir. Beşiktaşlı futbolcunun affedilmesinin gerekçesi "eşitlik ilkesinin" çiğnenmesi ile açıklanamaz. Televizyon görüntülerinin kullanılarak ceza verilmesindeki amaç, sadece "fair - play" uygulamasını zorlamak, oyun kurallarına yapılan saygısızlıkla da mücadele etmektir.
Emre her ne kadar yaptığı hareketin istem dışı olduğunu söylese ve Nobre'den özür dilese de konu tamamen ahlakidir.
Futbol Federasyonu Başkanı Levent Bıçakcı'nın üyesi olduğu UEFA Tahkim Kurulu, görüntüye bakarak rakibin yüzüne tüküren futbolcuya ceza verirken, gerekçesini bu temel değere bağlamıştır.
O tükürük, bir insanı küçük düşürmek için atılmıştır.
O el hareketi de bundan farklı değerlendirilemez.
FIFA'nın 546 sayılı sirküleri tamamen bu anlayış doğrultusunda hazırlanmış ve bağlı federasyonlara tebliğ edilmiştir.
Konu Beşiktaşlı Emre veya Fenerbahçeli Hooijdonk tartışması değildir.
"Ona verildi, buna neden yok" gibi komik polemiklere giren zihniyet, eğer Tahkim Kurulu'nun kararları üzerinde etkili olabiliyor, savunmasında bu görüşü ön plana çıkarabiliyorsa ve bu "eşitlik ilkesini" bozuyorsa...
Ne diyelim yazıklar olsun.
Oysa kime, hangi takım oyuncusuna verildiğinin üzerinde durmadığımız bu ceza, Türk futbolunun centilmenlik çizgisinden giderek uzaklaştığı bir dönemde caydırıcı, düzenleyici ve örnek olabilirdi.
Tahkim Kurulu bu fırsatı ortadan kaldırdı. Tebrikler...

Ah be Ziya hoca

Eminim Ziya Doğan neden Fenerbahçe maçında sahada olmadığını sorguluyor ve bir anlık öfkesinin, nelere yol açtığını anlayabiliyordur.
Tecrübeli çalıştırıcının Ankaragücü maçında kırmızı kart gören futbolcusunu dışarı çıkarmak gerekçesiyle elini - kolunu sallayarak oyun alanına girmesi ilk bakışta masum bir hareket olarak algılanabilir.
Ancak talimatlar ne Doğan'a, ne bir başkasına böyle bir müdahale hakkı veriyor.
Ziya hoca belki futbolcusunun takımını on kişi bırakmasına, belki de hakemin kararına tepki göstermiştir.
Ortadaki gerçek Disiplin Kurulu'nun bu tepkiye (!) 22 günlük hak mahrumiyeti cezası kestiği ve Ziya Doğan'ın bugünkü önemli maçı saha içinde değil, tribünden izleyeceğidir.
Hocalarının tel örgüler arkasında kalması Trabzonsporlu futbolcuları bu ciddi sınava daha farklı motive eder mi bilmeyiz.
Ama saman alevi gibi yanıp sönen çıkışların ve kontrolsüz davranışların getirdiği acıyı bugün en iyi Ziya Doğan'ın hissettiğine eminiz.

cersen@milliyet.com.tr




SPOR
Fener'e acı sürpriz
Kartal kuşatması!
Taksim meydanında İNFAZ
VIP koruma
Gallardo'da geri sayım
Trabzon'da 'hava' alarmı!
'Karar kaos yaratır'
Haber turu...
Yanal'a vururken
Adanmış bir hayat (1)
At yarışları
İTÜ'yü geçmek zor: 88-84
Orlando'da Türk günü





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Cemal ERSEN
Yanal'a vururken
Bugün Ersun Yanal'ı şiddetle eleştirip istifa...
Yavuz KOCAÖMER
Adanmış bir hayat (1)
Geçen yıl aramızdan ayrılan Rahmetli Sinan (E...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 İstatisliklerle lig
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2004 Milliyet