Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 20 Kasım 2004 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Adanmış bir hayat (1)


Geçen yıl aramızdan ayrılan Rahmetli Sinan (Erdem) Ağabey'in bir süre önce piyasaya çıkan kitabının adı. Rahmetli, gerçekten spora adadığı hayatını anlatırken, sporumuzun son 50 senesinde yaşananları yazarak geleceğe de ışık tutuyor. Sporla ilgili olanların, Türkiye'de belli konularda neler yaşandığını bilmesi bakımından çok önemli bir
kitap.
Okurken bir çok şeyin hala ülkemizde değişmekte zorlandığını da görüyorsunuz. Örneğin 1948 yılında kurulan Uluslararası Voleybol Federasyonu'ndan tam 10 yıl sonra, 1958'de Türkiye'de Voleybol Federasyonu kurulmuş. Buna da karar veren o zamanki adıyla "Spor Teşkilatı Danışma Kurulu", bugünkü adı ise "Merkez Danışma Kurulu." Hani şu bundan 4-5 yıl önce "Sakatın da sporu mu olurmuş? Bunların sporu dandik" diyen üyelerin bulunduğu kurul. 1948'den 1958 yılına kadar geçen mücadeleyi bazen üzülerek, bazen gülerek okuyorsunuz.
1 Ağustos 1976 tarihli Milliyet'te, Kahraman Bapçum'un yazdığı "Sinan diye biri" başlıklı yazı Sinan Ağabeyi çok mutlu ediyor. Bir süre sonra İstanbul'da karşılaştıklarında Bapçum'a teşekkür ediyor. Kahraman Bapçum ise kendisine şöyle diyor: "Bir spor yazarına teşekkür etme. Bir gün göklere çıkarırız, ertesi gün bir falsonu yakalarsak yerin dibine batırırız. Biz görevimizi yapıyoruz. Sen spor adamı olarak ne yaptığını, nerede bulunduğunu efkarı umumiyeye anlatmazsan, bir nevi lobi yapmazsan bu ülkede hiçbir şey olamazsın."
Sinan Ağabey'e bu sözler büyük bir ders oluyor. Acaba Kahraman Bapçum Ağabey bugün çoğu spor yazarı diye geçinen bir takım insanları gördükçe kimbilir neler düşünüyordur?
Sinan Ağabey kitabının bir yerinde söyle diyor: "Genç nüfusumuz önemli bir potansiyeldir. Spor yönetimimizi bir sisteme oturtabilirsek, kurumsallaştırabilirsek, sporumuz bireysellikten kurtulur, Türkiye'ye çağ atlatabiliriz. Çünkü spor bir yaşam biçimidir, önemli bir eğitim aracıdır, bir kültürdür. Spor yalnızca seyir zevki veren bir etkinlik değildir. İlköğretimde yılda en az 200 gün tatil yapılırken, yetmezmiş gibi devlet okullarında yarım gün eğitim verilirken, sokaklarda dolaşan çocuklar için spor aracılığı ile yapılacak çok şey vardır. Bu çocukları sporla eğiterek ülkeye faydalı, disiplinli, uygar birer birey haline getirmeliyiz. İşte İstanbul kentinin Olimpiyat Oyunları'na adaylığı bu düşünce ve amaç doğrultusunda ortaya koyulmuş, oyunlar ülkede sporun gelişmesi için bir lokomotif olarak ele alınmıştır. Bu bir toplumsal projedir."
İşte yukarıda belirtilen noktalar bakımından İstanbul'un 2016 Oyunları'na adaylığı, koşullar ne olursa olsun çok önemlidir. Ülkemizde spor ancak olimpiyat gibi bir lokomotifin mevcut olmasıyla çok daha iyi yerlere gelebilir.
(Devamı haftaya)

ykoca@milliyet.com.tr




SPOR
Fener'e acı sürpriz
Kartal kuşatması!
Taksim meydanında İNFAZ
VIP koruma
Gallardo'da geri sayım
Trabzon'da 'hava' alarmı!
'Karar kaos yaratır'
Haber turu...
Yanal'a vururken
Adanmış bir hayat (1)
At yarışları
İTÜ'yü geçmek zor: 88-84
Orlando'da Türk günü





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Cemal ERSEN
Yanal'a vururken
Bugün Ersun Yanal'ı şiddetle eleştirip istifa...
Yavuz KOCAÖMER
Adanmış bir hayat (1)
Geçen yıl aramızdan ayrılan Rahmetli Sinan (E...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 İstatisliklerle lig
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2004 Milliyet