|
"Kral Midas'ın eşek kulakları var"...
SON zamanlarda New York'ta dolaşan fıkralardan biri de, eski bir Yunan efsanesinden uzantılıymış.
Ünlü efsanede, Frikya Kralı Midas; hakemlik ettiği bir müzik yarışmasında, yarışmaya katılan sanat ve güzellik tanrısı Apollon'u, mağlup ilan eder. Apollon da, Midas'a kızar ve kulaklarını eşek kulağına çevirir.
Midas şapkamsı bir başlık altında sürekli saklamaya başlar kulaklarını. Ne var ki, berberinin önünde başlığını çıkarınca; berber görür Kral Midas'ın kulaklarının eşek kulağına dönüşmüş olduğunu ve yemin billah etmeye başlar gördüğünü kimseye söylemeyeceğine...
* * *
Yemin billah eder ama, yine de bir türlü tutamaz kendini ve bir çukur kazıp, içine bağırmaya başlar:
- Midas'ın eşek kulakları var...
Sonra da kapatır kazdığı çukuru.
Bir süre sonra çukurun üstünde sazlar yetişir ve rüzgar estikçe, fısıltılı hışıltılı bir sesle yaymaya başlarlar sırrı:
- Midas'ın eşek kulakları var...
* * *
New York'ta dolaşan fıkra da şöyle bir soruyla bitiyormuş:
- Acaba Apollon, Başkan Bush'a da, kızdı da; Midas'ın kulaklarına benzer bir değişikliği, bu kez de beyninde mi yaptı onun acaba?
* * *
ABD'deki başkanlık seçimlerini kaybeden, Demokrat Parti'nin adayı Kerry, Nasreddin Hoca'ya sormuş:
- Söyle bakalım Hoca, ölüme gönderdiklerininkiyle öldürttüklerinin cesetlerini, birer merdiven basamağı gibi kullanarak; üstlerine basa basa yükselen kişi kimdir?
Hoca:
- Ulan Kerry, demiş; sen de biliyorsun bu sorunun son yanıtını ama; bana hergeleliğinden soruyorsun, boş bulunup da bizim eski İttihatçılardan birinin adını söyleyiverir miyim, diye...
* * *
Bektaşi babasına sormuşlar:
- Baba erenler, bir tirbuşonla bir politikacı arasında ne fark vardır?
Baba erenler:
- Hiçbir fark yoktur, demiş; tirbuşonun başı, dolu bir şişenin üstüne çıktığı zaman başlar dönmeye; politikacının başı ise, boş bir koltuğun üstüne çıktığı zaman...
* * *
Dış ilişkiler uzmanı bir profesör; iki ülke başbakanının, yahut dışişleri bakanının, yahut diplomatının; kapalı kapılar arkasında uzun uzun yaptıkları konuşmalarla, dışarı çıkıp mikrofonlar önünde gazetecilere yaptıkları açıklamalar arasındaki farkı şöyle anlatıyordu:
- Boğazına sarılmakla, boynuna sarılmak arasındaki fark kadar bir fark vardır. Kapalı kapılar ardında birbirlerinin boğazına sarılsalar da; dışarı çıktıklarında birbirlerinin boynuna sarılmış gibi anlatırlar bunu...
* * *
Cennetteki meleklerin başı, cehennemin patronu şeytana:
- Yahu şeytan, demiş; var mısın bizim cennettekilerle, senin cehennemdekiler arasında bir futbol maçına?
Şeytan gülmüş:
- Boşuna yorulmayın, demiş; nasıl olsa bizimkiler kazanır?
- Sizinkiler mi kazanır; ne diyorsun sen yahu! Hayattayken 2 milyon, 3 milyon dolara transfer edilmiş bütün as ve klas oyuncular bizim cennette şimdi...
Şeytan:
- Evet ama, demiş; unutma ki bütün hakemler de bizim cehennemde...
* * *
Bir mikrop, arkadaşı mikroba dert yanıyordu:
- Sorma sorma başıma gelenleri; her tarafım sızlıyor, penisiline tutuldum.
Arkadaşı:
- Gözünde büyütme, dedi, mikroplar her yerde bir şeylere tutulsalar da, bir şey olmaz onlara. Bak örneğin Türkiye'deki bazı mikroplar da, AB üyeliği için onca çaba harcanmasına tutuluyorlar; kızarıyor, sararıyorlar, tepiniyorlar. Ama yine de sürdürüyorlar mikropluklarını...
* * *
İncili Çavuş, Bekri Mustafa'ya sormuş:
- Şayet kuduza yakalansaydın ne yapardın Bekri?
- Hemen bir kağıt kalem isterdim...
- Vasiyetini yazmak için mi?
- Hayır, hemen ısıracağım politikacıların listesini yazmak için...
* * *
Mehmet Barlas'ın, TRT 1'deki "Sinerji" programında, çarşamba gecesi baş başa sürdürdüğümüz sohbeti; Necmeddin Halil'in "Çakıltaşları" adıyla yayımladığı şiir kitabının ilk sunu şiiriyle noktalamıştık. Şiiri sevmiş olanlardan ve şairin adını tam duyamadıkları için, öğrenmek isteyenlerden bir yığın mesaj geldi elektronik postayla...
O nedenle Necmeddin Halil Onan'ın, "Çakıltaşları" şiiriyle bitirelim bu pazar da yazıyı:
Biliyorsun ki kari (okuyucu) kalbin derinlikleri,
Damla damla biriken gizli göz yaşlarıdır.
Kudretimin oradan çıkarabildikleri,
Halis inci yerine bu çakıltaşlarıdır.
Görüyorsun nihayet, çakıltaşları sende,
İncilerse şairin kendi kalbinde kaldı.
Fakat şunu anla ki, o çakıl bulurken de,
İnci araştırmadan duyulan zevki aldı.
c.altan@prizma.net.tr
|
|