|
 |
|
|
Hüznün kıymığı gibi yaşamak!
KUDÜS
Bir değil iki şiire takıldım. Belki şiirden çok bazı dizelere demek daha doğru. Altları çizilip gezi dosyamın içine kim bilir ne zaman atılmışlar. Nefret bildirgesi adını taşıyor biri, hüzünlü...
Sessizlik
çiseleyen sesiyle yağarken.
"Bir beyaz güle ağıt" başlığını taşıyan şiirde içimi acıtan bir dizenin altı daha kalın çizilmiş:
Yaşıyorum,
hüznün bir kıymığı gibi... (*)
Kudüs'te hava kapalı.
Yağmur çiseliyor.
Belki bu dizeleri onun için daha çok seviyorum. Belki de hüznün bir kıymığı gibi yaşamak, trajediye doymayan bu topraklarda daha geçerli bir duygu olduğu için yüreğim burkuluyor, kim bilir...
Geçen haziran ayında gelmiştim Kudüs'e son kez. O zaman Yaser Arafat hayattaydı. Şimdi yok. Arafat sonrası konuşuluyor.
Barış gelebilecek mi?
Hakça ve kalıcı bir barış...
Yeterince acı çektik, gel el ele sıkışalım, yan yana huzur içinde yaşayalım diyebilecek mi Filistinlilerle Yahudiler?..
Hâlâ kimse bilemiyor.
Irkı rejimin zindanlarında 27 yıl yattıktan sonra Güney Afrika'da halkını özgürlüğe götüren Nelson Mandela'nın sözlerini anımsıyorum:
"Özgürlük yürüyüşü hiçbir yerde kolay olmadı. Özgürlüğe yürürken, ölümün gölgelediği vadilerden geçmek zorunda kalırız çünkü..."
O vadilerden fazlasıyla geçmedi mi, bu toprakların insanları?
Ezan sesi!
American Colony'de akşam vakti bu satırları yazmaya çalışırken, odamın içi otelin dibindeki camiden patlayan akşam ezanıyla doluyor. Yalnız bu ses bile Kudüs'ün sadece Yahudilere ait olamayacağını, paylaşılması gerektiğini anlatmıyor mu?..
Paylaşmak bazen çok güç. Hele işin içine milliyetten ve dinden kaynaklanan fanatizmler giriyorsa...
Filistinli işadamının sözleri aklımda:
"Filistin topraklarının yüzde 78'ine el koydular. Yüzde 22'sine razı olduk Oslo'da. Ama hâlâ onun da tamamını vermeye yanaşmıyorlar. Bu topraklarda hiç yaşamamış bir Yahudi'nin bu topraklarda yaşama hakkı var da, daha dün bu topraklarda, kendi memleketinde sürgün olmuş Filistinlinin geri dönmeye hakkı yok mu?"
Buna kıdemli bir Yahudi diplomatın yanıtı, "Bizi haritadan silmek isteyenlere nasıl güvenelim? Zamana ihtiyacımız var güvenebilmek için" olmuştu.
Filistin sorunu...
Ortadoğu'da bütün sorunların anası.
Artık çözülebilecek mi?
Arafat hayatta değil. Bush yeniden seçildi. Havalimanından Kudüs'e getiren taksi şoförü Hüseyin yakın gelecekten umutlu değil. "Yahudilere, hele Şaron'a hiç güvenmiyorum" diyor. Kudüs yakınlarında bir köyde doğmuş. İsrail vatandaşı. "Kırk yaşındayım ama ihtiyarladım. İsrail'in kontrol noktaları beni bu hale getirdi" diye yakınıp ekliyor:
"Yahudiler bizim ittihadımızı istemiyor. Onların bütün derdi bizim içimize fitne, nifak sokmak..."
BBC'de, Hard Talk'ta İsrail Başbakan Yardımcısı Ehud Olmert konuşuyor. Soru pat diye:
"Arafat'ın ölümünden memnun musun?"
Hayır diye gelmiyor yanıt:
"Arafat bizim düşmanımızdı. Masum insanlarımızı öldürdü. Ama arkasından duyulan hislere saygılıyız."
Ölüm, barış için bir fırsat penceresi açabilir mi? Böyle bir ihtimale kapıyı aralık tutan bir üslup. Ama fazla umut vermekten kaçınıyor. Tıpkı Başbakan Şaron'un gazete manşetlerine çıkan son demeci gibi:
"Filistinliler eğer samimi iseler, önce İsrail'le ilgili kışkırtıcı açıklamalarına son versinler. Ve ders kitaplarını değiştirerek bir adım atsınlar."
Dinime küfreden bari Müslüman olsa sözünü çağrıştıyor Şaron... Tedirginlik ve soru işaretleriyle dolu bir geçiş dönemi yaşanıyor Filistin tarafında. 9 Ocak'ta başkanlık seçimi var.
Tek adayla gidebilecekler mi?
Eski başbakan, yeni FKÖ lideri Mahmut Abbas üzerinde uzlaşma mümkün mü? Yoksa İkinci İntifada'nın lideri ve İsrail'de ömür boyu hapis yatmakta olan Marwan Barguti mi olacak Arafat'ın gerçek halefi?
Sandıktan birlik mi çıkacak?
Yoksa kaos mu?
Genç kuşaklar ile eski tüfekler çatışacak mı? Hamas ne yapacak?
Arafat'ın ölümüyle adını değiştiren ve Şehit Yaser Arafat Tugayları koyan El Aksa Şehitleri örgütü, yani genç Türkler neyin peşinde? Birinci İntifada'nın generalleri sayılan bu kırk yaş kuşağı ne yapmak istiyor? Hapisteki Marwan Barguti'nin çevresinde mi kenetlenecekler?
Bir diplomatik gözlemcinin sözleri:
"Arafat öldü, barış kolaylaştı demek ne kadar gerçeği yansıtıyor bilemiyorum. Arafat'ın kırmızı çizgileri var, ölmeden önce koyduğu. Başkenti Doğu Kudüs yapan, 1967 sınırlarına tümüyle dönülmesini öngören ve Filistinli mültecilerin geri dönüş hakkını güvence altına alan kırmızı çizgiler... Bunları kimse kolay kolay değiştiremez. Onun için kolay değil barış penceresinden söz etmek..."
Çok soru, az cevap!
Bölgeye bugün ABD Dışişleri Bakanı Powell geliyor. Hafta içinde Irak Zirvesi toplanıyor Kızıldeniz kıyısında, Mısır'ın Şarm el Şeyh kasabasında. G-8'ler, Irak'a komşu ülkeler (Abdullah Gül de katılıyor) Irak'ı, Ortadoğu'yu masaya yatıracaklar. Filistin - İsrail'i görüşecekler.
Ben de gelecek haftayı buralarda geçireceğim. Filistin ve İsrail'in nabzını tutmaya çalışacağım.
İyi pazarlar!
——————————-
* Meksikalı ozan Efrain Huerta; Cevat Çapan'ın Şiir Atlası'ndan; Cumhuriyet Kitap, sayı 764.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|

|