|
 |
|
|
Bir şairin gayri resmi tarihi
Devletler gibi insanların da iki tarihi var: Resmi ve gayri resmi... Berlin'de devrimci şair Bertolt Brecht'in not defterlerini incelerken bir kez daha anladım bunu...
Brandenburg kapısının yanı başındaki Brecht sergisinde vitrine konan, değişik boyutlarda defterlerdi bunlar... Yapraklarda senaryo taslakları, olgunlaşmamış mısralar, kısa notlar...
Brecht'in berbat bir el yazısı var.
Bazı satırları başkaları okuyup anlayamasın diye karalamış sanki...
Bazılarını ise özenle yazmış.
Belli ki, şairin resmi biyografisinin yapıtaşları onlar...
Okunamayanlar ise...
...sadece kendisinin bildiği hakiki hayatının sırları...
* * *
Şairin Doğu Berlin'deki evini de gezdim.
Eski bir binanın ikinci katında yüksek tavanlı aydınlık bir daire...
Salonun pencere kenarında küçük bir çalışma masası...
Masanın üzerinde Olivetti daktilo...
Brecht'in son nefesini verdiği tek kişilik yatağın başucunda 11 Ağustos 1956 tarihli New York Times duruyor.
Son okuduğu gazete bu...
Ölmeden önce cenaze töreninin ayrıntılarını yazıp bırakmış:
"Ölü, metal bir tabuta konulacak. Konuşma olmayacak, müzik çalmayacak. Başucunda sade bir mezar taşı bulunacak."
O gazeteyi okuduktan 3 gün sonra, 58 yaşında ölmüş.
* * *
4 bin kitaplık kütüphanesine baktım:
Marx'lar, Lenin'ler, Engels'ler... Nâzım'lar...
"Ölene kadar bu evde eşi Helene Weigel'le yaşadı" diyor müze - ev'in mihmandarı... Ve ekliyor:
"Ama evliyken hayatında başka kadınlar oldu."
O da Nâzım gibi hem aldatmış karısını, hem kıskanmış delice...
Ve yine Nâzım gibi, en güzel aşk şiirlerini sevgililerine yazmış; eşinden çok...
Tiyatro oyuncusu Helene ile 1923'te tanışmışlar. Brecht bir yıllık evliymiş. Boşanıp 1929'da Helene'le evlenmiş.
1933'te Nazilerin Reichstag'ı yakmasının ertesi günü eşiyle Prag'a kaçmış ve sürgün yılları başlamış:
Kopenhag, New York, Paris, Stockholm'de yaşamış; aklında hep Berlin'i taşıyarak:
"Çivi çakma duvara/ Ceketini iskemlenin üstüne at gitsin/
Yarın nasılsa geri döneceksin/ Değer mi uğraşmaya dört gün için..."
* * *
Ama "dört gün" değil, 5 yıl sürdü savaş...
Ve şair, gittiği her kentte Nazilerin soluğunu ensesinde hissederek, yazıp üreterek ve her kentte yeni kadınlar severek yaşadı sürgünü...
O kadınlardan Margrete Steffin'e soneler yazdı.
Bunlardan biri 1933'te onu Moskova'ya uğurlayışını anlatıyordu:
"O yabancı diyara yollarken seni / çok soğuk olur diye kışlar /
Kapkalın pantolonlar aradım o sevgili popona/
Ve sıkı örülmüş çoraplar, ayaklarına..."
1941'de Transsibirya ekspresinde aldığı acı bir telgraftan sonra ise şu dizeleri yazdı:
"Hitler'den kaçışın 9. yılında/ Yolculuklardan, kış Finlandiya'sının soğuğu ve açlığından / Ve başka bir kıtaya pasaport beklemekten bitkin / Öldü yoldaşımız Steffin / Kızıl şehir Moskova'da..."
* * *
Brecht, Steffin'i Moskova'ya uğurladığı sene, Danimarkalı tiyatro oyuncusu Ruth Berlau'ya tutulmuştu bile... Ölene dek birlikte çalışacağı Berlau da savaşta onu "korkaklar sınıfında" bırakıp enternasyonal tugaylarla iç savaş İspanya'sına gidecekti. Ve Brecht'e yine sevdalısının ardından kıskanç dizeler yazmak düşecekti:
"Gönderdim seni, katılman için/ yabancı kavgalara/
Yemen için/ yabancı yemeklerden/ yabancı çatallarla/
Denemen için / yabancı erkekleri/
Düşünmen için / yabancı düşünceleri". (Çeviri: Kerem Çalışkan)
* * *
Savaş bitince Brecht eşiyle Berlin'e döndü.
10 yıllık verimli bir dönemin ardından 1956'da öldü.
Geride 50'ye yakın oyun, birkaç roman ve yüzlerce şiir bıraktı.
Müze evin yanı başındaki mezarlığın bir köşesinde yatıyor şimdi...
Başucundaki alelade kayanın üzerinde "Bertolt Brecht" yazılı.
Hemen yanındaki taşın üzerinde ise eşi Helene'in adı var.
1971'de ölene dek başka birini sevemeyen Helene'in...
can.dundar@e-kolay.net
|
|
|

|