|
Nükleer kâbus
İran'daki nükleer santral, ABD'nin yeni askeri hedefi. 1980'lerde Fransa'nın Irak'ta kurduğu daha düşük kapasiteli santral, İsrail tarafından imha edilmişti.
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın giderayak açıkladığı İran'ın nükleer silah kapasitesine ilişkin 'devlet sırrı' niteliğindeki bilgiler, Irak'ın işgalinde önemli gerekçelerden birini oluşturan 'kitle imha silahları'na benzer kuşkuları akla getiriyor.
İran, nükleer bombaya sahip olmaya ne kadar yakın?
Boğaziçi Üniversitesi'nden nükleer mühendis Prof. Vural Altun, 'nükleer enerji ve silah teknolojileri' konusundaki gelişmeleri yakından izleyen bir bilim adamı. TÜBİTAK'ın Bilim Teknik dergisinin ağustos sayısındaki makalesi üzerine, İran'daki gelişmeleri de içeren geniş bir söyleşi yaparak Milliyet'te yayımlamıştık.
Prof. Altun ile dün ABD'nin 'İran hassasiyeti'ni konuştuk.
İran'ın, Rusların kurduğu nükleer santralda 'uranyum zenginleştirmesi' yoluyla bomba yapmaya çalıştığı yolundaki bilgiler yeni değil. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nca Irak'ın 'nükleer programı' denetleniyor. Irak da, bu çalışmaları gönüllü olarak 6 ay askıya aldığını ilan etmişti. Fransa ve Almanya'nın da baskısıyla, BM Güvenlik Konseyi üzerinden İran'ın nükleer çalışmalarını tümüyle durdurması, nükleer silah programından vazgeçmesi isteniyor.
Vural Hoca'nın verdiği bilgiye göre, İran'ın 'zenginleştirilmiş uranyumu saflaştırarak bir başlık olarak denediği' yolunda bilgi yok. Ancak Colin Powell'ın da açıkladığı gibi, 'nükleer başlık da taşıması olası, füze sistemleri geliştirdiğine' ilişkin veriler, İran'ı ABD'nin hedefi durumuna getirmeye yetiyor. Ancak bu tür kapasiteye sahip olmakla, bunu seri olarak üretip kullanabilmek o kadar kolay değil. Kaldı ki, İran'ın 'kriz' haline getirilen nükleer programının çok daha gelişmiş olanına İsrail sahip.
ABD, atom bombasını Japonya'da Hiroşima ve Nagazaki'de İkinci Dünya Savaşı'nda kullanma 'sabıkası' bulunan bir ülke. İsrail ise Nükleer Silahların Yaygınlaşmasını Önleme Antlaşması'nı imzalamıyor!
İran, 'nükleer tehdit' iddiasıyla ABD'nin ve İsrail'in saldırısına açık hale geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de, başka hiçbir ülkede olmayan yeni bir bomba üretmek üzere olduklarını duyurdu.
1960'ların 'nükleer kâbus'una dönülüyor olması ne acı!
The New York Times, ABD'de ikinci dönem başkanlığı kazanan Bush yönetiminin, kendilerini 'evrenin efendileri' gibi gördüğünü yazdı. Dünya egemenliği kurmaya çalışırken, 'nükleer tehdit' kışkırtmasına yönelen Bush'un çılgın ekibi 'neo con'lar, bu saldırganlığın geçmişin 'dehşet dengesi'ni körükleyeceğini unutuyorlar.
İran'a 'gözdağı' politikası dileriz yeni felaketlere yol açmaz.
dsazak@milliyet.com.tr
|
|