Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 21 Kasım 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Dam üstünde saksağan koy önüne kamerayı!

Televizyon artığı haline gelen insanlar sonra ne yapıyor? Programda evlendirilen insanların yuvaları sıcak mı? Günlerce gözetlenenler izlenmedikleri zaman ne hale geliyorlar? "Endüstriyel atık" mı diyeceğiz onlara?


İnsanların birbirine ihaneti üzerine kurulu oyunların ekranların "en başarılı" programları olması, insanoğlunun alçalmak konusundaki limitsizliğinin tek gerçekmiş, tek yaşama imkanıymış gibi sunulması, farkında değilsiniz belki ama insanlığa olan inancınızı yavaş ve gizli bir yıkıma uğratıyor. Felluce'deki çocukların gözlerini köpekler yiyorsa, ekranda olup bitenler de aslında izleyenlerin gözlerinden başlayarak içlerine kadar yiyor insanı; bizi. "Entelektüel bir işkillenme", "elitist bir hassasiyet" değil bu, bilakis, son derece etten bir endişe! Hatta entelektüellerin gerçek bir hayat yaşamadığına, bir tür baygın balık varoluşuna sahip olduğuna gönülden inanmış "entelekt düşmanı" kalem ve ekran erbaplarının içinin iyice rahat etmesi için şöyle söyleyeyim: 19 yaşındaki bir kız çocuğunun "format uğruna" ağladığını görünce ciğerim yanıyor azizim! Budur yani başka bir şey değil.

Hasta insan hasta eder!
İnsan ilişkileriyle ilgili bildiğim, emin olduğum çok az şey vardır. Doğruluğuna kesin olarak inandığım bilgilerden biri şudur: Hasta insan insanı hasta eder!
Maraz, sağlıklı bir duyarlılık karşısında dehşet verici bir güce sahiptir. Derhal sızar, içe işler ve görece sağlıklı olan taraf bir süre sonra bakar ki başlangıçta yadırgadığı, incindiği marazların tamamı kendine geçmiş.
Televizyonla bir ilişkiye giriyoruz. Hatta kimi zaman en yakın arkadaşımızdan daha fazla görüyoruz ekran kişilerini. Misal, düşünsenize en sevdiğiniz arkadaşlarınızı, annenizi en son ne zaman gördünüz? Peki "Gelinim Olur musun?" programındaki Semra hanımı, programı iradi olarak hiç izlememenize rağmen en son ne zaman gördünüz? İşyerindeki arkadaşlarınızın evliliğini Hülya Avşar'ın evliliğini bildiğiniz kadar biliyor musunuz? Aynı apartmanda oturduğunuz kadınların kaçının bacağını Ebru Akel'in bacaklarını bildiğiniz kadar biliyorsunuz?
Planlanmamış, seçilmemiş bu samimi ilişkide marazi taraf muhtemelen siz değilsiniz.
Muhtemelen Semra hanım sizden daha marazi. Bilinmeyen bir dünyada yaşayan Banu Alkan muhtemelen sizden daha "uzaylı". Ve ilişkiye girdiğiniz bu insanlarla dolu ekran sizi, tam yatmadan önce hasta ediyor. Siz, kötü bir ilişki artığı haline geliyorsunuz. Dayakçı bir adamdan, sevgisiz bir kadından, iki yüzlü bir arkadaştan geriye kalan bir harabe gibi giriyorsunuz yatağa.

Marazi endüstri
Diğer yandan izleyenlerin mide yanması, halsizlik ve kötü rüyalar şeklinde hissettiği bu "marazlanma" hali, ekrana çıkan insanların bulaştığı kanserle karşılaştırıldığında tehlikesiz bir soğuk algınlığı kadar önemsiz sayılabilir.
En merak ettiğim şey şu: "Biri Bizi Gözetliyor" programındaki Edi nasıl bir hayat yaşıyor şimdi? Acaba hâlâ mahalle kahvesinde BBG evi hikayelerini mi anlatıyor? Televizyonun bir "kullan-at" mekanizması olduğunu anladığı anda ne yaptı acaba?
"Popstar" yarışmasındaki Firdevs nerede? Nasıl bir hayat yaşıyor? Armağan'ın aşağılamalarına boşuna boyun eğdiğini anladığı ilk anda ne hissetti? Format uğruna ağladığı günleri şimdi anıyor mu misal?
Kendi kendini tüketmek üzere kurulu bir mekanizma televizyon. Her şeyin tek kullanımlık olduğu bir "uzay" orası. Bunu kullanılırken fark etmeyenler atılınca fark ediyor olmalı.

Geri dönüşüm insanları
Marazın sonu yok: Televizyon göstererek tükettiği insanın posasını alıp yeniden tüketime sunuyor. "Ünlüler Çiftliği" programı böyle bir şey bana kalırsa. Bir "Geri Dönüşüm Programı":
Televizyon çöpünü atmıyor, değerlendiriyor. Mütekait ünlüler de çalışma hayatına dahil ediliyor. Hiç ünlü yok o çiftlikte, hiç olmadı. Daha ziyade "endüstriyel atık" diyebileceğimiz şahsiyetler evi dolduruyor. Öyle maraz bir mekanizma işte: Endüstriyel atıklar, atık olarak olsa bile, yeniden tedavüle girmekten öyle coşuyor öyle coşuyor ki yeniden ağlıyor, yeniden gülüyor. Hatta az peynir-çok fare denkleminde olduğu gibi daha çok görünmek için birbirlerini parçalıyor.

Bir atığın hatıratı
Kimi zaman yapılır bu. Eski bir Kızılderili numarasıdır gazetecilikte. Vaktiyle çok ünlü olmuş insanlar iyice unutulduktan sonra bulunur, röportaj yapılır. O röportajlarda -muhtemelen Türk aile geleneğinin beynimizde yarattığı bir tahribatın bir sonucu olarak- mutlaka "Sizi şimdi arayıp sormayanlara sitem ediyor musunuz?" gibi bir soru sorulur. Sonraki ağlaşma faslına aşinasınızdır muhakkak.
Oysa görünürken, kameralar çekerken bilmeli bunu televizyona çıkanlar: Yeterince kullanılınca atılacaklar! Herkes artık televizyona çıktığına göre, belki de bu "üniteyi" artık ilkokuldaki Hayat Bilgisi derslerine koymalılar. Birileri kullanılıp atılanların hikayelerini ne kullananlara ne de kendini kullandırtanlara acımadan yazmalı.

ecetem@hotmail.com








Çetin ALTAN
"Kral Midas'ın eşek kulakları var"...
SON zamanlarda New York'ta dolaşan fıkralarda...
Fikret BİLA
Camideki cinayet ve dünya
ABD Başkanı Bush, eski Başkan Clinton'un kütü...
Hasan CEMAL
Hüznün kıymığı gibi yaşamak!
Bir değil iki şiire takıldım. Belki şiirden ç...
Güneri CIVAOĞLU
Sonbaharda Bodrum
Geride kalan bayramın ilk günü Bodrum... Güne...
Can DÜNDAR
Bir şairin gayri resmi tarihi
Devletler gibi insanların da iki tarihi var: ...
Abbas GÜÇLÜ
YÖK, ÜAK ve hükümet
Üniversitelerarası Kurul (ÜAK), önceki gün İs...
Mehmet Y. YILMAZ
Hayal gücü yüksek bir kadının sevgisi
Bir büyücü tarafından önce kurbağaya dönüştür...
Hasan PULUR
"Sonunda CHP'nin başına Sarıgül'ü getirmeyi başardı!"
"YARIM ekmek arası döner" gibi, biz de bayram...
Derya SAZAK
Nükleer kâbus
İran'daki nükleer santral, ABD'nin yeni asker...
Ece TEMELKURAN
Dam üstünde saksağan koy önüne kamerayı!
İnsanların birbirine ihaneti üzerine kurulu o...
Tamer HEPER
Haber sizi yanıltmasın (2)
Şimdi geliyorum işin bir başka yönüne. Yani v...
Güngör URAS
Belek'e golf için zengin turist geliyor
Belek, Antalya Havaalanı'na 33 km, Antalya şe...
Serpil YILMAZ
Okul yerini lokale verdiler
Haber haberi kovalıyor. Geçtiğimiz günlerde b...

© 2004 Milliyet