Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 22 Kasım 2004 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Kurum ve kuralların güçlenmesi refahı artırır


Bu yılın Nobel İktisat Ödülü'nü Finn Kydland ve Edward Prescott paylaştı. 11 Ekim tarihinde İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi bu bilim adamlarına Nobel ödülünün 1977 ve 1982 yıllarında birlikte yazdıkları iki makale nedeniyle verildiğini açıkladı. Birinci makale ekonomi politikalarının uygulanmasında güvenilirlik sorunu üzerinde dururken, ikincisi teknolojik gelişmenin kısa vadede ekonomide devrevi hareketlerde yaratabileceği dalgalanmalar üzerinde duruyor.
İki iktisatçının birinci makaleyle başlattıkları akım aslında bu gün yapısal reform adı altında Türk ekonomisinde gerçekleştirilmek istenen değişime de ışık tutuyor.
"Takdir Hakkı Yerine Kurallar: En Uygun Planların Tutarsızlığı" adlı makalede vergi oranları, para politikası araçları gibi makroekonomik politika araçlarının kullanılmasındaki zamanlama sorunları incelenmiş. Vatandaşlarının refahını en üst seviyeye çıkarma amacıyla bir politika uygulamaya karar veren uzak görüşlü ve rasyonel bir hükümetin bir süre sonra imkan verilirse bu politikalarını değiştirme ihtiyacı duyduğu görülmekte. Bu durum hükümet ve
yurttaşların amaçları arasındaki bir tutarsızlıktan veya bir dış şokun etkisinden değil, özel kesimin, uygulanacağı söylenen planın uygulamasının devam edip etmeyeceğine ilişkin beklentilerinden kaynaklanıyor. Yani özel kesimin beklentileri ekonomik programın başarısında belirleyici oluyor.
Hükümetlerin bir ekonomik programı uygularken ileride takdir hakkını kullanarak bu planı değiştirmeyeceklerine kitleleri inandırması gerekiyor. İşte Kydland ve Prescott çalışmalarında, hükümetlerin, politikaları uygulama konusunda, sıkı bir taahhüt vermedikleri ve takdir yetkisini ellerinde tuttukları bir durumda ortaya çıkan refah artışının, hükümetlerin kendilerini kurallarla bağladıkları duruma göre çok daha düşük olduğunu göstermişler. Bu yeni yaklaşım, ekonomik dengesizliklerin toplam talebin kontrolüyle önlenebileceği yönündeki Keynezyen paradigmanın da değişmesine yol açıyor. Ekonomik sorunların çözümünde kuralların ve kurumların güçlendirilmesinin önemi ön plana çıkıyor.
Örneğin merkez bankalarının bağımsızlığı hükümetlerin enflasyonla mücadelede kararlılığının önemli bir göstergesi haline geldi. Çünkü bağımsız bir merkez bankasına, hükümetlerin müdahale ederek para bastırması ve vergi yoluyla toplayamadığı geliri enflasyonla halktan almasını engelleyen yasalar var. Bu durumda ekonomik birimler enflasyon hedefine inanıyorlar ve enflasyonla mücadele programları başarıya ulaşıyor.
Ülkemizde de yıllarca sorun olan enflasyon 2001 programının uygulamaya konmasından sonra hızla düşüyor. Bunda da en önemli etken, Merkez Bankası'nı bağımsızlaştıran yasa.
Aynı şekilde ekonomik program çerçevesinde getirilen kamu borçlanmasına, ihale düzenine, sektörlerin özelleştirilmesine ilişkin kurallar ve AB normlarına uyum sağlamak üzere yapılan düzenlemeler de ekonominin dayanıklılığını artırıyor.
Son zamanlarda IMF ile sorun yarattığı anlaşılan Gelir İdaresinin Bağımsızlığı, Bankacılık ve Sosyal Güvenlik reformlarının devamı bu türden düzenlemeler. Artık vergi toplanırken, bankacılıkla ilgili düzenlemeler yapılırken, sosyal güvenlik primlerinin tahsilinde veya emekli maaşlarının belirlenmesinde hükümetlerin politik endişelerle takdir yetkisini kullanması riskinin önlenmesine çalışılıyor.
Aslında hükümetlerin ekonomik dengeleri kurmada ve vatandaşlarının refahını artırmadaki başarısı da kurumları ve kuralları güçlendirmelerine ve ekonominin günlük işleyişinde takdir yetkilerini kullanmaktan vazgeçmelerine bağlı. Ancak gerek hükümetler gerekse millet bunu kabul etmekte zorlanıyor.
Çünkü sistem birçok kişiyi devlet eliyle zengin ediyor, siyaseti besliyor. Oyun kurallarının değişmesi, sırtından bu oyunun sürmesi için gereken rantın sağlandığı sessiz yoksul çoğunluğa yarıyor, ama çıkarları zedelenenlerin sesi daha yüksek çıkıyor. Ancak krizin yarattığı korku ortamında veya AB gibi bir birliğe girmek için dışarıdan dayatıldığında yapısal reformlar hızlanabiliyor.

foztrak@yahoo.com








Taha AKYOL
Bir profesörün hazin hikâyesi
18 KASIM 1933... Osmanlı'dan gelen Darülfünun...
Çetin ALTAN
Şüphe
SİGARA akciğer kanseri yapar diyorlar; yapmaz...
Fikret BİLA
Demirel: "ABD umursamıyor"
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Washington...
Yasemin CONGAR
Rice ile ne değişecek?
Son dört yılda, Ankara dahil, Washington'a me...
Faik ÖZTRAK
Kurum ve kuralların güçlenmesi refahı artırır
Bu yılın Nobel İktisat Ödülü'nü Finn Kydland ...
Hasan PULUR
İşte Şark
ARTIK biraz utanmaya başladılar da "direnişçi...
Ece TEMELKURAN
Liderler sağ mıdır?
Eski SSCB'nin etrafında neşeyle bir çember ku...
Yaman TÖRÜNER
Dolar dolar boşalır
Doların yeniden değer kaybetmeye başlaması he...
Güngör URAS
Ankara'da 'güç sembolü' Mercedes
Belçika'da Dışişleri Bakanlığı'na atanan Kare...

© 2004 Milliyet