Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 22 Kasım 2004 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
İşte Şark


ARTIK biraz utanmaya başladılar da "direnişçi" demeye başladılar, yoksa onların adı "terörist" idi...
Adamın uydurma bahanelerle memleketini işgal edeceksin, güya kitle imha silahları bulacaksın, onları bulduktan sonra Irak'a demokrasi ve huzur getireceksin...
Huzurun nasıl geldiği, Felluce katliamından belli oldu, hele camide yaralı insanı vurup öldürerek...
Kim bilir kaçıncıdır bu!
Orada televizyon kamerası olmasaydı, bu da kaynar giderdi.
***
DİYECEKSİNİZ kaynamayıp da ne oldu?
Dünya ayaklandı!
Bırakın dünyanın ayaklanmasını, İslam âleminin bile kılı kıpırdamadı. Orada burada birkaç gösteri hepsi bu...
Peki neden?
Önce "orası" neresi, onu bilelim...
Orası "Şark"tır, yani Doğu...
Burada hayat böyledir, burada insanlar böyledir...
***
MEHMET Akif'e sorarlar:
"Ne gördün, Şark'ı çok gezdin?" derler, o da anlatır:
"Harap iller, serilmiş hânımanlar, başsız ümmetler, / Yıkılmış köprüler, çökmüş kanallar, yolcusuz yollar / Buruşmuş çehreler, tersiz alınlar, işlemez kollar / Bükülmüş beller, incelmiş boyunlar, kaynamaz kanlar / Düşünmez başlar, aldırmaz yürekler, paslı vicdanlar / Tegallüpler, esaretler, tahakkümler, mezelletler / Riyalar, türlü iğrenç iptilalar, türlü illetler / Örümcek bağlamış, tütmez ocaklar, yanmış ormanlar / Ekinsiz tarlalar, ot basmış evler, küflü harmanlar / Cemaatsiz imamlar, kirli yüzler, secdesiz başlar / Gaza namıyla dindaş öldüren, biçare dindaşlar / Ipıssız aşiyanlar, kimsesiz köyler, çökük damlar / Emek mahrumu günler, fikri ferda bilmez akşamlar."
Belki her kelimeyi anlayamadınız ama Mehmet Akif'in "Şark" için, "Doğu" için söylediklerinin tümünü anladınız.
***
MEHMET Akif, "1918 Şarkı"nı böyle anlatır.
Bugün farklı mıdır?
Belki de tarihinde ilk defa, o toprakların kendi vatanı olduğu bilinciyle, işgalciye direniyor, "Garbın zalimi" ise ona "terörist" diyor.
Haydi ona aldırmayalım da, ya işgalciye yaltaklık edene, suskun dindaşına, "kavmi necip"e ne denir?..
Bakın sözlüklere, biz bulamadık, siz bulun.
Bu katliam sırasında, Türkiye'de Tayyip Erdoğan değil de başka biri başbakan olsaydı, iktidarda başka bir parti bulunsaydı, kim bilir neler olurdu?
Neyse ki Sayın Başbakan ta Amerika'ya telefon edip üzüntülerini bildirmiş. Onlar da bir süre sonra "Türkiye'nin üzüntüsünün onları da üzdüğünü" açıklarlar, olur biter.

h.pulur@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Bir profesörün hazin hikâyesi
18 KASIM 1933... Osmanlı'dan gelen Darülfünun...
Çetin ALTAN
Şüphe
SİGARA akciğer kanseri yapar diyorlar; yapmaz...
Fikret BİLA
Demirel: "ABD umursamıyor"
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Washington...
Yasemin CONGAR
Rice ile ne değişecek?
Son dört yılda, Ankara dahil, Washington'a me...
Faik ÖZTRAK
Kurum ve kuralların güçlenmesi refahı artırır
Bu yılın Nobel İktisat Ödülü'nü Finn Kydland ...
Hasan PULUR
İşte Şark
ARTIK biraz utanmaya başladılar da "direnişçi...
Ece TEMELKURAN
Liderler sağ mıdır?
Eski SSCB'nin etrafında neşeyle bir çember ku...
Yaman TÖRÜNER
Dolar dolar boşalır
Doların yeniden değer kaybetmeye başlaması he...
Güngör URAS
Ankara'da 'güç sembolü' Mercedes
Belçika'da Dışişleri Bakanlığı'na atanan Kare...

© 2004 Milliyet