|
 |
|
|
"İdeolojiler öldü" diyenler:
Liderler sağ mıdır?
Eski SSCB'nin etrafında neşeyle bir çember kurup, ortalarına alıp bütün dünyanın el birliğiyle ırzına geçtiği Rus kadınlarını, sanki bir yamyam ayini düzenler gibi "İdeolojiler öldü" şarkısını terennüm ettiler. Sanki bütün dünya erkekleri, Avrupa'da, ABD'de ve Türkiye'de, Rus kadınlarıyla "ucuza" yattıkça bu yamyam ayinlerine katılmanın coşkusunu tecrübe ettiler. Düşünsenize, dünya erkekleri birbirlerine ne çok "Rus kadın" hikâyesi anlattılar...
Tıpkı savaş ganimeti kadınların ırzına geçilmesi gibiydi yeryüzüne dağılmış Rus kadınlarının hikâyeleri. Erkeklerin savaşlarında zaferin en kudretli işaretidir ele geçirilmiş kadınların etleri!
Tanrı'nın kot pantolonu
İdeolojiler öldüğüne ve tüm Rus kadınları "bitirildiğine" göre, her şey doğası gereği karşıtıyla var olacağına göre, faşizm de ölmüş olmalıydı. Artık bundan böyle kimse faşizmden korkmamalıydı... Korkulmayacaktı... Artık faşizmden korkmak yasaktı!.. Diktatör faşizm sözcüğünü yasakladı!.. Faşizm sözcüğünü ağzına alanlar "hain"di.
Yeni diktatörlük böyle kuruldu. Artık faşizm kot pantolonuyla çok daha "spor giyimliydi". İmparator, kötüleri bilgisayar oyunlarına hapsettiğine göre hepimizin görevi ona sonsuz güvenmek, ona sonsuz itaat etmekti. İmparatorun kot pantolonlarını ve bir yaşam biçimi olan spor ayakkabılarını bundan böyle neşeli Uzakdoğulu çocuk - köleler dikecekti. Çünkü İngilizce konuşan Tanrı bunu istiyordu! Tanrı artık Washington'dan bildiriyordu...
Sözleri öldürdüler. Bir ülkenin yıkılışı kastını aştı ve kendi çöküşüyle birlikte ezilenlerin sözlerini de konkordato masasında harcadı. Şimdi yeryüzüne kalan "eski ideolojilerin atıkları".
Unutulmuş bir dilin sözcükleri var orada burada. Çarçur edilmiş, ana gövdeden söküldükçe parçalanıp anlamsızlaşmış... Bu yüzden de artık bu sözlerin asıl sahipleri olan emekçiler, konuşulanlardan hiçbir şey anlamıyorlar. Liderler ana gemiden kopmuş filikalar gibi, dalgalarla nafile mücadele etmekteler. Bu filikalardan bazıları Türkiye'nin kıyılarına vurmaktalar.
Lider şakşukası
CHP'nin yeni lider adayı Mustafa Sarıgül, sermaye ve "beyaz Türkler" için iş merkezi estetiğiyle donandı. Sözlerini, kenar mahalleler için namazlı niyazlı kıldı. Eski ceberut lideri yıkmak için üzerine biraz "romantik isyankâr" sosu ekledi. Artık "dört eğilimin" yeni gülü olarak servise hazırdı!
Tarihi, kişilerin değil, toplumsal oluşumların yönlendirdiğini biliyorsanız Sarıgül'ün "nereden çıktığını" cevaplarken tüm yeryüzüne bakmak gerekiyor. Deniz Baykal'ı, Recep Tayyip Erdoğan'ı, mevcut ve yakın gelecekteki bütün liderler aynı yerden çıkıyor aslında: Yirminci yüzyılın ideolojik atıklarından! Ana gövdeden koparılıp anlamsızlaştırılmış sözlerden, ideolojik atıklardan yapılan şakşukalardan. O yüzden birbirine aykırı hayat biçimlerinin estetiklerini, anlayışlarını, sözlerini, mantıklarını aynı anda tek bir gövdede yaşatabiliyor bu liderler.
Yaşatmak zorundalar. Tereddütlerin çağında onlar da mütereddit koordinatlara sahip olmalılar. İşte bu yüzden Şişli Belediye Başkanı seçilince ağzından ilk çıkan sözcük "Allah" olmalı Merkez Sol'dan bir adamın. "CHP ne zaman solcu oldu ki?" diyorsanız eğer "Ne zaman bu kadar sağcı oldu?" demek isterim ben de, "Ne zaman bu kadar şakşuka oldu?" demek isterim. İsmet Paşa'nın ünlü hikâyesidir. "Paşam, konuşmanızda Allah demiyorsunuz hiç. Biraz dikkat etseniz" demiş bilirkişiler. Paşa da konuşmasını yapıp bitirdikten sonra halka şöyle seslenmiş:
"Allahaısmarladık!"
ecetem@hotmail.com
|
|
|

|