|
 |
|
|
Ankara'da 'güç sembolü' Mercedes
Belçika'da Dışişleri Bakanlığı'na atanan Karel Du Gucht'un makam aracı yüzünden başına gelenlerle ilgili haber bizde pek ilgi görmedi... Halbuki Avrupa basını Belçika Dışişleri Bakanı'nın davranışını gündemden uzun süre indirmedi.
Haberi hatırlatayım. Karel Du Gucht, Belçika'daki Liberal Flaman Parti'nin başkanı. Partinin "kiralık" Cayenne Porsche marka otomobilini kullanıyor. Louis Michel'in AB Komisyonu üyeliğine atanmasıyla boşalan Dışişleri Bakanlığı'na getirilince, partisinin kiraladığı aracı makam aracı olarak kullanmayı ve de daha önce partisi tarafından ödenen benzin parasının bakanlık tarafından ödenmesini istedi.
Başbakan, yeni bakanın isteğini cevaplamadan Maliye Bakanlığı'nın görüşünü sordu.
Maliye Bakanlığı motor gücü yüksek olan bir taşıtın çok benzin yakacağını, bu yüksek benzin parasının halkın vergi gelirleriyle ödenemeyeceğini belirterek, isteği reddetti. Başbakan'ın bile 160 beygir gücünde bir kiralık otomobile bindiği ülkede, Dışişleri Bakanı'nın 8 silindirli, 380 beygir gücündeki aracını kullanmak istemesi halinde, benzin parasını kendisinin ödemesi gerektiği belirtildi.
Bu haberi okuyunca Ankara'da sivil ve asker tepe kamu görevlilerinin güç sembolü haline gelen "Mercedes"lerinin kaç beygir gücünde motoru olduğunu merak ettim. Bizim sivil ve asker kamu görevlilerimizin tercih ettikleri Mercedes binek otomobillerinin motorları 380 beygir gücündeymiş.
Belçika'da başbakan ve bakanlar için kabul gören 160 beygir gücündeki motor, bizim 2000 cc'lik otomobillerde bulunurmuş...
Bizim sivil ve asker kamu görevlilerimiz sadece Mercedes otomobile binmiyor, her yıl model değiştirmeye de meraklılar...
Mercedes'ler eskiden bütçeden ayrılan ödenekle satın alınırdı. Bu nedenle satın almada ve yenilemede zorluklarla karşılaşılırdı. Şimdi bunun da yolu bulundu. Vakıf, dernek, fon, kamu bankaları veya KİT imkanlarıyla satın alınan Mercedes'ler makam aracı olarak kullanılıyor. Bunların benzin parası tabii ki vergi gelirleriyle karşılanıyor. Ama bizde kimse bu makam araçlarının benzin giderinin halkın vergisiyle karşılandığını düşünmüyor.
Bizim "kamu görevlisi" dediğimiz kişileri yabancılar "public servant" (halkın hizmetkarı) diye adlandırıyor. Başka ülkelerde halkın hizmetkarları, halktan farklı olmak, daha güçlü görünmek için daha büyük daha yeni daha masraflı otomobile binmeye kalkmıyor.
"Ülkede o kadar lüks otomobil varken, sivil ve asker kamu personelinin makam aracı olarak Mercedes kullanmaları kimi rahatsız ediyor? Yazacak başka konu mu kalmadı" denilebilir... Alın teriyle kazanılmış, vergisi ödenmiş parayı isteyen istediği gibi harcar... Ama "halkın hizmetkarları" "güç gösterisi yapmak arayışında" halkın vergisiyle 380 beygirlik motoru olan Mercedes'lere para harcayamaz, bu güçlü motorun yaktığı benzinin parasını vergi geliriyle karşılayamaz diye düşünüyorum... Belki ben yanlış düşünüyorum...
Bu Mercedes'lere binenler otomobillerin buğulu camından halkın tepkisini bile izleyemiyor ama Çankaya'da her Milli Güvenlik Kurulu toplantısı yapıldığında, önde arkada korumalar arasında kocaman Mercedes'lerin Köşk'ün kapısından girişi TV ekranlarına yansıdığında, her Bakanlar Kurulu toplantısında Başbakanlık önüne dizilen sıra sıra ve de pırıl pırıl Mercedes'lerin görüntüleri TV ekranında belirdiğinde halkımız iyi şeyler düşünemiyor. Hiçbir şeyin değişmeyeceğini biliyorum ama gene de Mercedes'lere binenlere hatırlatmak istedim.
guras@milliyet.com.tr
|
|
|

|