Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 23 Kasım 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Batık patronları piyasadan çekildi, tablo piyasası dip yaptı

Türkiye'de son 20 - 30 yıldır tablo satışlarının artık bir piyasası var. Bazı tablolara 2 - 3 trilyon değer biçiliyor. Yine de yıllık piyasa hacmi 10 milyon doların altında tahmin ediliyor. Batıda bunun üç katı, hatta 10 katı fiyatına tek bir tablo satılıyor. Türk ressamlarının tabloları son yıllarda önemli bir değer kaybı yaşıyor. Bunun en önemli nedeni, batık banka patronlarının piyasadan çekilmesi. Zaman zaman 'moda' olan genç ressamlar da para kaybettiriyor. Birkaç bin dolara alınan tablolar, birkaç yüz dolara bile alıcı bulamıyor

BÜLENT YARDIMCI

Geçtiğimiz günlerde Meclis CHP Kulisi'ndeki Edirne tablosu, yine CHP'lilerin baskısı üzerine indirilen Ressam Mahmut Cuda'nın tabloları çok değerli. Antik AŞ'nin verdiği bilgiye göre ortalama değerleri 120 milyar lira. Kendisinden çok resim alan Yahşi Baraz ise, "Teki 100 milyar eder" diyor. Atatürk'ün yurtdışına gönderdiği, CHP'nin seçim kampanyalarına katılan bu ressama ait bir tablo, üzerinde 'türbanlı kadınlar var' diye Meclis duvarından indirildi ama Türkiye'de artık her yıl daha fazla kişi duvarlarına değerli tablolar asıyor. Giderek ortaya bir 'sektör' çıkmaya başladı.
Türk resim sanatı çok genç. Dini yasak nedeniyle Osmanlı'nın minyatür sanatından çağdaş resim sanatına geçişin tarihi sadece 150 yıl kadar önceye gidiyor. İlk ressamlarımız genelikle asker; Şeker Ahmet Paşa, Osman Nuri Paşa, Halil Paşa, Hüseyin Zekai Paşa gibi... Osmanlı padişahlarından bazıları da resimle ilgilenmiş, ressamları himaye etmişler. Son Halife Abdülmecit Efendi ise ünlü ressamlarımız arasında. Geçtiğimiz ekim ayında, Yapı Kredi Bankası'nın düzenlediği sergide 35 yağlıboya tablosu ile 25 deseni sergilendi.

Cumhuriyet destekledi
Cumhuriyet'in ilk yıllarında, özellikle 1930'lu yıllarda resim sanatı ve ressamlar çok desteklendi. Yurt gezilerine gönderilen (Bunlardan biri de Meclis'teki Edirne tablosu duvardan indirilen Mahmut Cuda!) ressamların yaptıkları eserler, devlet tarafından satın alındı. Atatürk'ün emri ile Halk Evleri, İş Bankası, Maliye Bakanlığı, Sümerbank, Tekel, Ziraat Bankası, Merkez Bankası gibi kuruluşlar resim sergileri açtılar, resim alarak koleksiyon oluşturdular. Bugün bu kuruluşlardan bazılarının büyük ve değerli resim koleksiyonları var.
Günümüzün ressamları eskisi gibi devlet desteği ile değil, piyasanın desteği ile ayakta duruyor. Yine Tekel gibi bazı kamu kuruluşları sergiler açarak ressamları destekliyorlar ama bu destek yaşayan ressamlarımız için eskisi gibi hayati bir destek değil. Günümüzde özel kişi ve kuruluşların ilgisi çok önemli. Piyasa varlıklı kimselerin, şirket sahiplerinin yatırdığı paralarla ayakta duruyor.

Büyük paralar dönüyor
Resim piyasasında önemli paralar dönüyor. Bugün hayatta olmayan ressamlarımızın eserleri, onların rüyalarında bile görmedikleri 300 - 500 bin dolar gibi fiyatlara satılıyor. Yılda kaç tablo üretildiği veya satıldığını kimse tam olarak bilmiyor. Türkiye'de bu işlerin sağlam bir kaydı yok. Sokak aralarında birçok tanınmamış ressam, eserlerini satarak geçimini sağlıyor.
Piyasaya arzedilen resim sayısı da, yatırımcı sayısı da az. Fiyatlar istikrarlı değil. 'Pompalanan' bir ressamın eserleri bugün binlerce dolara satılıyor, yarın birkaç yüz dolara kimse almıyor.
Türkiye'de en çok müzayede düzenleyen Antik AŞ'den alınan bilgilere göre antika piyasasının yıllık hacmi 25 milyon dolar. Tablo piyasası da bunun içinde. Galeri Baraz'ın sahibi Yahşi Baraz, "Tablo piyasası 10 milyon doları zor bulur" diyor. 2003 yılında ABD'deki müzayedelerde tek bir tablonun 30 milyon dolara satıldığı göz önüne alındığında bu çok küçük bir rakam.

Kriz sonrası fiyatlar düştü
Türkiye'de resim piyasası 1970'li yıllarda galerilerin açılmasıyla canlanmaya, başladı ve bu 1994'e kadar sürdü. Daha sonra gelen kriz dalgaları alıcıların şevkini kırdı, fiyatlar geriledi. Artı Mezat'ın ortaklarından Duran Tantekin, "Tekstil, turizm, inşaat, ihracat gibi sektörlerden para kazananlar ve bankalar resim aldı. Fiyatlar yükseldi. Sürekli yükselen, hatta şişen sanat eserleri piyasası 'boom' noktasına 2001'de ulaştı. 125 - 130 bin dolara satılan Hikmet Onat resimleri, 70 - 80 bin dolara indi. İbrahim Safi'nin ortalama fiyat düzeyi 25 - 30 bin dolardan 15 - 20 bin dolara geriledi. 100 bin dolara satılan İbrahim Çallı eseri 40 - 50 bin dolara, Fikret Mualla'nın 50 bin dolarlara satılan resimleri 25 bin dolara düştü" diyor. Yahşi Baraz da "1995'e kadar alımlarda çok yüksek fiyatlar ödendi. Krizler Türk resmine yüzde 50 değer kaybettirdi" diyor.
Ancak 'değer kaybı' görüşüne katılmayanlar da var. Antik AŞ'nin sahibi Turgay Artam, iyi yatırımın her zaman kazandırdığı görüşünde. Artam'ın verdiği bilgiye göre bugün bir Osman Hamdi 3 trilyon, Şeker Ahmet Paşa 1 trilyon, Hüseyin Zekai Paşa 750 milyar değerinde.
Krizde batan bankaların birçoğu resim piyasasının en önemli alıcılarındandı. Bunlar sahneden çekildi. Talep düşünce fiyatlar geriledi. 1923 yılından beri faaliyette olan Abdül Antika'nın yöneticisi Nil Kent, 'hortumcular piyasadan çekildiği için sanat eseri piyasasında işlerin iyi olmadığını' söylüyor. Nil Kent'in görüşleri şöyle:
"Eskiden müzayedeler evlerde yapılırdı. Satılan eserler evlerden gelirdi. Salonda müzayede yılda 2 - 3 kere olurdu. Şimdi salon müzayedeleri çoğaldı. Salon müzayedelerinde satılan eserlerin çoğu esnaf malı. Piyasada esnaf sayısı arttı, alıcı sayısı azaldı. Batan bankalar ve onları batıran hortumcular müzayedelerde en büyük alıcı idiler. Bunlar, piyasayı yükselttiler, hatta şişirdiler. Hortumcular çekilince işler bozuldu, fiyatlar geriledi."

'Fiyatlar yüzde 30 - 35 düştü'
1978 yılında girdiği Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nden mezun olduktan sonra gravür sanatçısı Fethi Kayaalp'in atölyesinde restorasyon yapmayı öğrenen Bayram Karşit, piyasanın önde gelen eksperlerinden biri. Fiyatların yüzde 30 - 35 dolayında gerilediğini belirten Bayram Akşit, "Parası olanlar için şimdi resim almanın tam zamanı diyor" ve şu örneği veriyor.
"Orta boy bir Hikmet Onat, 70 - 80 milyar liraya satılırdı. Şu günlerde Hikmet Onatlar'ın fiyatı aşağı yukarı yine aynı. Ama 70 - 80 milyar lira ile o zamanlar 100 bin dolar alabilirdiniz. Şimdi ise 100 bin doların karşılığı 140 milyar lira dolayında."

'Ortadirek tabloları sattı'
Nil Kent, bir tablo alıp evinin duvarına asan 'eski' orta sınıfın da artık müzayedelere ilgisiz kaldığını, hatta elindekileri sattığını söylüyor. Tablo yatırımcısı Kemal Bilginsoy da bu bilgiyi doğruluyor:
"Orta sınıfta resim kalmadı. Ortadirek tablolarını sattı. Resimler bankaların, koleksiyoncuların, müzelerin ve gelir düzeyi yüksek insanların eline geçti. Piyasada iyi resim zor bulunuyor."
Piyasanın durgun olmasında, fiyatların düşmesinde 'genel dünya ortamı'nın da etkili olduğu belirtiliyor. Nil Kent, "Tüm dünya tedirgin. Irak savaşı ve ekonomik sorunlar insanları rahatsız ediyor. Böyle bir ortamda sanat eserleri piyasasının iyi olması beklenemez" diyor.

En önemli alıcılar borsacı
Sanat Galericileri Derneği Başkanı Doğan Paksoy'un tahminine göre Türkiye'de 500 dolayında sanat galerisi var. Bunların yaklaşık 300'ü İstanbul'da faaliyet gösteriyor. 90 dolayında üyesi olan derneğin başkanı Doğan Paksoy, "Resim piyasasından bankacılar ve onların patronları çekildi. Son zamanlarda en iyi alıcı grubu borsacılar. Piyasadan çekilen bankacılar eski Türk ressamlarının eserlerini alırlardı. Şimdi piyasada etkin olan genç borsacılar ise yaşayan genç ressamların eserlerini tercih ediyorlar" diyor.

Moda diye alınanlar kaybettiriyor
Duran Tantekin, krizden önce bazı genç ressamların 'geleceği parlak' sanatçılar olarak takdim edilerek eserlerinin özellikle bankalara 3 - 5 bin dolara satıldığına dikkat çekiyor; "Batan bankaların resimleri TMSF tarafından müzayede satılırken, bu gençlerin resimlerine 500 dolar veren bile çıkmadı" diyor. Yahşi Baraz da "Genç, moda ressamlar oluyor ama bilinçli yatırımcı bunlara binlerce dolar vermez. Sonra birkaç yüz dolara düşüyor. Sanat bilgisi olmayanlar alıyor" diyor.

Vergiler yatırımcıyı caydırıyor
Duran Tantekin, yüzde 18 KDV'nin resim ve sanat eseri piyasasının gelişmesini önlediğini savunuyor. İtalya, ülkeye getirilen sanat eseri ya da antikadan vergi almazken, Türkiye'de gümrükten çıkarken yüzde 18 vergi alınıyormuş. Tantekin, "Cumhuriyetin ilk yıllarında sanata büyük destek veren devletimiz bugün sanattan para kazanmak istiyor. Türkiye bugün dünyada sanattan en yüksek vergiyi alan bir ülke maalesef. Eski otomobilin KDV'si yüzde bir, elmas, yakut gibi kıymetli taşların KDV'si sıfır. Yağlıboya tablonun KDV'si yüzde 18" diye dertleniyor ve şöyle devam ediyor:
"İtalya'da bir evin eski eşyası satılırken, devlet 'Ben vaktiyle bunun yenisinden KDV almıştım' diyerek eski eşyadan vergi almaz. Bizde ise eski ev eşyasından da resimden de yüzde 18 KDV alınır. Yani bizim devlet iki kere KDV alıyor. Kitap Fuarı izleyicilerle doldu taştı. Aynı yerde açılan Sanat Fuarı'nda ise tek tük ziyaretçi vardı. Mona Lisa'yı görmek için Louvre Müzesi'ne yılda 6 milyon ziyaretçi gelerek adam başı 8 euro ödüyor. Taşkışla, Feshane, Selimiye gibi görkemli yapılarımızı müze yapalım. Depolarda bekleyen eserlerimizi sergileyelim. Birini de Osman Hamdi Müzesi yapalım."

Önemli resim koleksiyoncuları
İş Bankası
Yapı Kredi
Garanti Bankası
Akbank
Ziraat Bankası
Tekel
Sabancı Ailesi
Koç Ailesi
Eczacıbaşı Ailesi
Doğan Ailesi
Mustafa Taviloğlu
Barbaros Çağa
Aziz Karadeniz
Muhsin Bilge
Fazlı Özcan
Ahmet Meray
Yunus Büyükkuş
Levent Çebi


Tek bir tablonun değeri Türkiye piyasasını katlıyor
ABD'de 4 bin müze, on binlerce galeri var. Bütün önemli şirketler koleksiyon sahibi. Dünyada en gelişmiş tablo piyasası ABD, Almanya ve Japonya'da. Fransa, İtalya, İspanya, İngiltere de piyasanın geliştiği diğer ülkeler olarak sıralanıyor. Batıda 300 yıldır müzayede geleneği var.
Tablo dahil antika pazarının büyüklüğü yıllık ciro 8 milyar dolar civarında. Bunun yaklaşık yarısı, ABD'de gerçekleşiyor. Piyasanın en önemli iki aktörü Sotheby's ile Christie's, 2003 yılında yüzlerce milyon dolarlık tablo sattılar. Gustav Klimt'in Attersee'de Kır Evi isimli tablosu 29 milyon 128 bin dolara alıcı buldu. Yine Andrea Mantegna'nın Cehenneme İniş tablosu 28 milyon 568 bin dolara satıldı. Bu tablolardan her birinin değeri bile Türkiye toplam tablo piyasasının iki - üç katı. 2004'ün en yüksek değere satılan tablosu Picasso'un Pipo İçen Çocuk tablosu oldu. Bu tablo tam 104 milyon dolara satıldı.

2003'ün en pahalı 10 resmi
Dünyanın en büyük iki müzayede evi, Sotheby' s ve Christie's' in 2003 yılı içinde Londra ve New York'ta düzenlediği müzayedelerde en yüksek fiyata alıcı bulan 10 tablo şöyle:

Attersee'de Kır Evi
Gustav Klimt
29.128.000 dolar

Cehenneme İniş
Andrea Mantegna
28.568.000 dolar

Yatan Çıplak
Amedeo Modigliani
26.887.500 dolar

Güller Arasında
Pierre - Auguste Renoir
23.528.000 dolar

Kırmızılı - Yeşilli Kadın
Fernand Leger
22.407.500 dolar

Krumau Manzarası
Egon Schiele
21.244.296 dolar

Kendi Portresi
Paul Cezanne
17.367.500 dolar

No. 9
Mark Rothko
16.359.500 dolar

Efsun
Paul Gauguin
12.787.920 dolar

Alyscamps' da Ağaçlı Yol
Vincent Van Gogh
11.767.500 dolar

Atatürk'ün yurtdışına gönderdiği ressam
Meclis'te CHP Kulisi'ne asılan ve türbanlı kadınlar, cami ve Arapça 'Allah' yazısı bulunan 'Edirne' isimli tablosu, CHP'lilerin isteği üzerine indirilen ressam Mahmut Cuda'yı Atatürk eğitim için yurtdışına göndermiş. Daha da ilginç olanı, Cuda, CHP'nin yurt gezileri programı kapsamında 1940'lı yıllarda Trabzon ve Bitlis gibi illere gönderilmiş.
Mahmut Cuda (1904 - İstanbul, 1987) Resim Sanayi - i Nefise'nin Hazırlık Bölümü'nde okumuş. Hikmet Onat ve Çallı atölyelerinde çalışmış. 1919'dan başlayarak, Galatasaray Sergileri'ne katılmış. 1923'te Münih'e giderek Hofmann atölyesine devam etmiş.
Atatürk'ün düşünceleri doğrultusunda, Cumhuriyet'in ilanı ile başlayan yeni kültür döneminde, Avrupa'ya uzmanlık eğitimi için gönderilen 25 kişi içinde yer alarak (Şeref Akdik, Cevat Dereli, Muhittin Sebati ve Refik Epikman ile birlikte) Paris'e gitmiş. Çağdaş Türk resminin temel taşlarını oluşturan bu isimler aynı zamanda Cumhuriyet'in ilk ressamları sayılıyor. Çağdaşlaşma isteği ve ulusal duygularla, Atatürk devrimlerinin önem ve değerini halka kavratmak üzere çalışmalar yapmışlar.
Cuda, 1942'de Türk Ressamlar ve Heykeltraşlar Cemiyeti'ni, 1950'de Türk Ressamlar Derneği'ni kurmuş. CHP'nin yurt gezileri programında önce Trabzon'a, 1943'te de Bitlis'e gönderilmiş. En önemli tablolarından birisi de Atatürk tablosu.
Kendisi ile tanışan Yahşi Baraz şöyle anlatıyor:
"Hayatında toplam 170 resim yaptı. Resimleri çok bulunmadığından biri 100 milyar eder. Ben kendisinden çok resim aldım. 1979'larda alırdım. 20 bin liraya alırdım. Ama o zaman Nuri İyem de 4 bin liraydı... Çok içe dönük, mütevazi bir adamdı. Harita çizerek hayatını kazandı. Son yıllarında resimden para kazanmaya başladı. Aksi yapılıydı biraz. Akademi ile anlaşamadı. Tutucu, dinci değildi, son derece medeni bir adamdı."


Piyasa uzmanları ne diyor?


'8 bin tablo var'
Yahşi Baraz (Galeri Baraz'ın sahibi)
Türkiye'de resim 1850'lerde başladı ama bir pazarı oluşması 1970'li yıllardır. Bu yıllarda galericilik başladı. Aydın Cumalı, Ertan Mesci gibi isimler galeri açtılar. 1975'te de ben açtım. O zamanlar çok resim satılmazdı, üretim azdı. Biz parasal değerini vurgulayınca adımız 'sanat tüccarı'na çıktı. Fakat zamanla iyi bir noktaya geldi. 1990'lı yıllarda açık artırmalar başladı. Burjuvalarla buluştu. Ama hâlâ bu iş bir sektör değil. Birkaç büyük şehir, hatta İstanbul merkezli bir iştir. Bir avuç kişi ilgileniyor. Sayı olarak ressamlar da azdır. Yatırım amaçlı düşünülemez. Enflasyonu düşük ülkelerde insanlar yatırım amaçlı alınır. Türk resmi lokaldir, Türkler yapar, Türkler alır. Yabancılar hiç almazlar. 200 dolardan fazla istenince dururlar. Türkler de hiç yabancı almaz. Daha yeni yeni genç kuşak ilgileniyor. Uluslararası bir değeri olmadığı için Türk resminin bir pazarı yok.
Türkiye'de açık artırmalar ve galeriler dahil bir yılda 10 milyon doları bile zor bulur. Piyasa çok dar. 1850'den 1970'lere kadar üretilen resim sayısı 30 bindir. Bunun da 20 binden çoğu devlete gitmiştir. Piyasanın çevirdiği resim sayısı 8 bindir ve bunlar satılmıştır. Her yıl belki birkaçı yeniden satışa konu olur.

'Büyük prestij, kârlı yatırım'
Turgay Artam (Antik AŞ'nin sahibi)
Koleksiyonculuk, merakın bilgiyle birleşmesi sonucunda ortaya çıkan kültürel bir eğilimdir. Koç ailesi, Sakıp Sabancı, Hüseyin Kocabaş, Sema - Barbaros Çağa koleksiyonları toplumla paylaşımın çok güzel örneklerdir. Koleksiyoncuların dikkat etmesi gerekenlerin en başında seçtikleri konuda yoğunlaşmak ve eserleri bilinçli bir şekilde toplayabilmek gelir. Koleksiyonerlik 10 - 15 tane resimle olmaz. Gelişi güzel toplamalar koleksiyon özelliği kazanmadığından dolayı maddi bir değer artışı da getirmiyor.
Türkiye'de koleksiyonculuk yurtdışındaki gibi yaygın değil. Dünyada sanat eserlerine yatırım yapan kişi yada kurumlar çok büyük bir prestij sağlar ve itibar görürler. Koleksiyonculuk sağladığı yaşam tarzı, birikimi ve keyfi dışında iyi bir yatırım özelliği de taşır.
Son zamanlarda yüksek fiyatlara satılan koleksiyonlar bunun en iyi örneği. Tek tek toplarken harcanan emek koleksiyonun toplu halde satış fiyatına yansır ve koleksiyonun maliyetini defalarca katlayan bir rakama ulaşır. Koleksiyonculuk bilinçli hazırlandığında tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en kârlı yatırım aracıdır. Ülkemizdeki büyük krizlerde dahi fiyatlar etkilenmemiştir. Uzun yıllara bakıldığında yüzde 500'lere varan kârlar getirmektedir.



Nuri İyem, 100 dolardan 35 bin dolara çıktı
Duran Tantekin, yaşayan en önemli ressamlarımızdan biri olan Nuri İyem'in eserlerinin 30 yıl içinde büyük bir değer kazandığını belirterek şunları söylüyor:
"Bugün 95 yaşında olan Nuri İyem, 60'lı yıllarda Avrupa'ya gitseydi, bugün bütün dünyada tanınan bir sanatçı olurdu. 1968 yılında Varto depreminden sonra açtığı 'Varto Depreminden Çehreler' sergisindeki resimleri 500, 1000, 1200 lira idi. Bu fiyatları, o yıllarda 9 lira olan dolara çevirirsek 50, 100, 120 dolar yapar. Geçenlerde yapılan bir müzayede de 70 X 100 Nuri İyem, 35 bin dolara alıcı buldu."

Eskici Ali Osman'da sekiz Hikmet Onat!
Dünyanın her yerinde resmin yatırım aracı olarak kabul edildiğini hatırlatan Duran Tantekin anlatıyor:
"İtalyanlar resim ve antika gibi sanat eserleri için 'Risparmio di rifugio' (tasarruf sığınağı) derler. Ben gençlere genç ressamların eserlerini almalarını öneriyorum. İki - üç yemek parasına bugün genç bir ressam keşfedebilirsiniz. Unutmayın 1960'lı yıllarda 50 - 100 dolar olan Nuri İyem'in resimleri, bugün 10 bin dolardan az değil. Ben 1968'de Bit Pazarı'ndan 4 dolara Çanakkale Mangal aldım. O günlerde 4 dolara Refik'te 3 - 4 kap yemek yenirdi. 1991'de bu mangalı 11 bin dolara sattım. 1970 - 71'de Kuledibi'nde eskici Ali Osman'da sekiz tane Hikmet Onat vardı. Tanesine 1.250 lira istiyordu. 2001 yılındaki krizden önceki 'boom'da Hikmet Onatlar'ın fiyatı 125 - 130 dolara kadar çıkmıştı. Bugün iyi bir Hikmet Onat 70 - 80 bin dolar ediyor."

'Rusya eğitimli ressamlara taklit resim yaptırıyorlar'
Resim eğitimini Bakü'de, Azerbaycan Halk Üniversitesi Ressamlar İttifakı'nda tamamlayan ressam Ekber Yeşilyurt, "Sovyetler Birliği dağılınca ünlü Moskova Akademisi ile öteki Sovyet akademilerinde iyi eğitim almış Türk kökenli ressamlar Türkiye'ye geldi. Bu ressamların, bizim bazı eski ünlü ressamlarımızın taklit resimlerini yaptıkları veya yaptırıldığı yolunda söylentiler var. Resim alanların bir bilene danışmalı" diyor.
Bayram Karşit de bu noktayı vurguluyor:
"Resim ve sanat eserleri pazarı büyüdü ve gelişti ama bazı şeyler eksik aldı. Örneğin bugün hepsini toplasanız Ankara ve İstanbul'da 10 tane resim eksperi ile 10 tane restoratör yoktur. Resim almak isteyenlerin mutlaka bir bilene danışmaları gerekli. Bakım ve tamirini işinin ehli ustalara yaptırmalı. Türkiye'de onaralım, hatta temizleyelim derken bozulan, mahvolan pek çok resim ve sanat eseri var. Türkiye restorasyon işini öğrenmeleri için İngiltere ve İtalya'ya öğrenciler göndermeli. Usta sanatçılarımızın eserlerini bozulmadan gelecek kuşaklara aktarabilmek için bunu mutlaka yapmalıyız."

Kemal Bilginsoy'un 1 doları, 2 dolar oldu
Tekstilci Kemal Bilginsoy, resim piyasasının önemli yatırımcılarından. Resim toplayanların en büyük sorunlarından biri 'duvar sorunu'dur.
Çoğu resim meraklısı tablolarını asacak duvar bulamadığı için tavan arasında, gardropta saklar. Ama Bilginsoy, 170 resmin hepsini duvara asabilen şanslı meraklılardan. 1988 yılından beri resimle ilgileniyor.
"Resme yatırdığım bir dolarım 2 dolar oldu" diyen Bilginsoy, tanınmış imzalı iyi bir resmin hiçbir zaman değer kaybetmeyeceğini savunuyor. Guaj, çini ve yağlı boya olarak 30 adet Abidin Dino'su olan Bilginsoy, D Grubu ressamlarının resimlerini de toplamış.
"Resim alırsanız paranızı duvarda seyredersiniz. Ben birçok insanı bu güzel dünya ile tanıştırdım. Pek çok arkadaşıma resim aldırıp para kazandırdım. Şu günlerde piyasa düşük. Tam resim alma zamanı. İyi bir tablo, Boğaz'da yalı gibidir. Sanata yatırım zarar ettirmez" diyor.


Kaplumbağa Terbiyecisi'nin cezaevine düşen sahibi
Türkiye'de 'kaç lira edeceği' tartışma konusu olmakla birlikte, 'en değerli tablo'nun Osman Hamdi'nin 'Kaplumbağa Terbiyecisi' olduğu çok fazla tartışma konusu değil. Bu tablo daha önce tersane sahibi Saim Birkök'ün koleksiyonunda bulunuyordu. Birkök, 1950'li yıllarda, bir tartışma sonucu evlatlığını öldürerek cezaevine girdi ve cezaevinde yaşamını yitirince tablo, kimsesi olmadığından Birkökler Vakfı'na kaldı. 120 x 222 cm. boyutundaki bu tablo 1992 yılında Maçka Mezat'ın gerçekleştirdiği satışla İktisat Bankası'nın sahibi Erol Aksoy'a 700 bin dolara satıldı.
İktisat Bankası'nın TMSF'ye devrinden sonra Antik AŞ. tarafından 2 trilyon başlangıç bedeli ile satışa çıkarılan tablonun satışı, dönemin Kültür Bakanı İstemihan Talay tarafından durduruldu.
Piyasanın önemli isimleri, Osman Hamdi'nin ve bu tablosunun 'en değerli' olduğu konusunda neredeyse hem fikir. Sanatçının başka bir tablosunun 10 yıl önce 1 milyon dolara satıldığını hatırlatan Portakal Sanat ve Kültür Evi'nin sahibi Rafi Portakal'a göre, 'Osman Hamdi fiyatlarına yaklaşacak ikinci bir ressam yok' diyor. Antik AŞ'nin sahibi Turgay Artam da 'piyasa değeri en yüksek olan ressam'ın Osman Hamdi olduğunu 'tartışılabilir' bulmuyor. Galeri Baraz'ın sahibi Yahşi Baraz da Osman Hamdi'nin en değerli ressam olmakla birlikte tablonun 2 trilyon değil, yurtdışı müzayedelerde 400 - 500 bin dolara satılabileceğini belirtiyor.

BUSINESS
 Batık patronları piyasadan çekildi, tablo piyasası dip yaptı
 Editörden
 Araziye niyet, yollara kısmet
 Çiller'in kuşburnu çayı bir markaya hayat verdi
 G.O.R.A.'da abartılı pazarlama 'Cmylmz' markasına zarar verdi
 Başarıyı 'banyoda' yakaladı
 İşveren, profesyonel yöneticiye 'yolunu bul' diyemez
 Siemens, Çin'iElver'e emanet etti
 Emlak Vergisi'nde en çok sorulan sorular ve yanıtları
 Kalamata ve Şampanya 'herkesin markası' oluyor
 AB'de 'resmi dil'i çoğaltma girişimi
 Avrupalılar 'çok kötümser' en kötümserleri ise Almanlar
 Gerçek post - modern darbe
 'Telekom'u alırsak AVEA'yı satarız'
 'Telekom'u Turkcell'e vermezler'
 Şimdi moda Brıdget Jones gibi makyaj yapmak
 Efsane modacılar halka inmeye kararlı





© 2004 Milliyet