|
 |
|
|
Sendikalar işlevinden uzak
Satır Arası / Deniz Sipahi
Avrupa Komisyonu İstihdam ve Sosyal İşler Genel Müdürü Odile Quintin'in geçen gün ilginç bir açıklaması vardı. Quintin, "Hükümet gereken kanunu acil olarak çıkarmazsa, müzakere süreci ciddi darbe yer" diyerek adeta tehditkar bir ses tonuyla müzakere sürecinin önüne taş koyuyordu. Peki Quintin'in bahsettiği kanun da neyin nesiydi; Kopenhag kriterlerinin yeterli olduğunu bilmemize rağmen Quintin hala nelerin yapılmasını istiyordu? Sendikal örgütlenmeler ve toplu sözleşme hakkı, Avrupa Birliği müktesebatının en önemli parçalarından biri sayılıyor.
Zira, İlerleme Raporu'nda da Türkiye bu konuda gerekli adımları atmamakla eleştiriliyor.
Avrupa Komisyonu bastırıyor, hükümet ise bu beklentilere Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu aracılığıyla mesaj veriyordu.
Başesgioğlu, önümüzdeki günlerde sendikalarda bire bir temasa geçeceklerini, iş kollarının ILO ve AB standartlarına uyumlu hale getirilmesi konusunda çalışma yaptıklarını söyledi. Bu konuya bir başka gözle bakmak istiyorum.
Bugün sendikal düzenimizin çağdaş bir ülkenin standartlarında olmadığını kabul ediyorum ama şunu da söylemeden edemeyeceğim.
* * *
Ben Türkiye'deki hemen hemen bütün sendikaların ve işçi örgütlerinin yıllardır kötü yönetildiğini, işlevinden uzaklaştığını, kendi içlerinde adeta birer krallık yaratarak savunmak zorunda oldukları kitlelerden koptuklarını düşünüyorum.
Hiç bitmeyen koltuk kavgaları, siyasileri eleştirmelerine rağmen onlardan hiç de eksik kalmayan yaşam koşulları, milyarlarca dolarlık bütçelerle; gözden uzak ve denetlenmeyen kaleler yaratılmadı mı? Bir kere başkan olup yıllarca koltuğunu bırakmayan, hatta kırk yıl bile değişmeyen yönetim kurullarına ne demeli?
Ben bunları doğru bulmuyorum ve değişimin asıl sendikalarımızdan, konfederasyonlarımızdan başlaması gerektiğini düşünüyorum.
Aslında Türkiye'yi eleştiren ve beğenmeyen Avrupa Komisyonu İstihdam ve Sosyal İşler Genel Müdürü Odile Quintin'in biraz da dönüp kendilerine bakmaları gerekir.
Yakından takip edenler bilir; Avrupa Birliği ülkelerinde de benzer şikayetler, homurdanmalar giderek artıyor. Avrupa'nın dev şirketleri üretimlerini, hatta yönetimlerini neden ABD'ye kaydırıyorlar hiç düşündünüz mü?
* * *
İşverenle aynı masayı paylaşmayan, şirketin geleceğinde ortak kararlar almayan, stratejiler geliştirmeyen sendikaların yapıcı, başarılı olması mümkün değil. Elbette çalışanların hakları korunacak, elbette insanlar gelecek kaygısı yaşamadan en uygun ortamda çalışmak istiyorlar.
Elbette kariyerlerini, ailesini, hayallerini güvence altına almak istiyorlar. Ama bunları tek taraflı yapmanız mümkün değil. Çalışanların beklentileriyle işverenin beklentilerini bir potada eritebiliyor musunuz, asıl bu önemli. Sendikaların asıl yapması gereken bu ortak zemini yaratmak değil mi? Bana göre bu iklim nedense yaratılamadı; ya istenmedi, ya da sendika ağalarının işine gelmedi. İşverenin yanlışlarını da unutmuyorum.
* * *
Sözün özü... Gelecek kaygısı çalışana has bir duygu değil; işveren de en az çalışan kadar Türkiye'nin yarınlarından kaygılı. İşini iyi yapan sendika, yokuş çıkmak yerine düzlük araziyi bulmalıdır.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|