Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 28 Kasım 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
"Kendi üniversite ortamımızın mafyasıyız"

Kendisi gibi üniversite öğrencilerinin çalıştığı bir organizasyon şirketinin sahibi olan Erdem İpekçi "Büyük şirketler bizi ezemez çünkü biz de kendi üniversite ortamımızın bir şekilde mafyasıyız" diyor

GÖKÇE ACAR


Hilton Convention Center'da geçen hafta bir parti düzenlendi. Hande Yener'in konser verdiği partide, katılımcıların en az bir parça kırmızı kıyafet giymesi zorunluydu. Partiye 1500 kişi katıldı ve hepsi bu koşula uydu... İki yıldır üniversiteliler için düzenlenen Laila'nın kapanış partilerini ya da 13 üniversitenin katıldığı Unifest'i hatırlıyor musunuz? Ya da Uludağ'daki Francofest'i... İşte bu etkinlikleri de, Hande Yener'li partiyi de Unilife adlı bir şirket organize etti. Şirketin sahibi ise genç bir üniversiteli: 22 yaşındaki Erdem İpekçi. Galatasaray Üniversitesi'nde uluslararası ilişkiler okuyan İpekçi'nin kurduğu şirkette çalışanların yüzde 90'ı üniversite öğrencisi. Basın sorumlusu olan 22 yaşındaki Aytül Bostancı da bu öğrencilerden biri. O da aynı üniversitede. Liseden beri organizasyonlar düzenleyen İpekçi yıllardır değişmeyen tek şeyin "ikna edilmesi gereken ebeveynler" olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Hâlâ çocuğunun peşine düşen anne-babalarla uğraşıyoruz."

Organizasyon işine nasıl başladınız?
Erdem İpekçi: Her şey benim lisede gezi organizasyonu yapmamla başladı. St. Benoit'da lise ikideydim o zaman. Bir gün Uludağ'a tur yapmaya karar verdim. O turda çok zorlanmıştım, ekonomik açıdan zarar ettik zaten.

Bir de yaş küçük olduğu için anne-babaları da ikna etmek gerekti herhalde...
Erdem İ.: Evet, yaşımız 17. "Ne olur Ahmet amca, kızınızı gönderin, bana emanet edin" gibi diyaloglar oldu. Mesela gelen çocuklardan birinin babası aradı beni. "Ben de aynı tarihte geleceğim ve oğlumu uzaktan gözetleyeceğim. Nerede kalayım?" dedi. Bunlarla da uğraştık.

Organizasyon işi bu turla mı başladı?
Erdem İ.: İlk turdan sonra insanlar teşekkür edince, bize moral oldu ve ikinci turu ayarlamaya başladım hemen. Aldım kataloğu elime ve Hillside'ı seçtim. Alarko'ya gittik, oturduk masaya. Doğal olarak "Hayrola, sen kimsin?" dediler. Ama ben inat ettim. Sonunda kabul ettiler.

"Artık yaş tahmini yapamıyoruz, 13 yaşında kızlar ful makyajlı"
Yaşınız küçük. İş dünyasında büyük organizasyon şirketlerinin çalımlarıyla karşılaşıyor musunuz?
Erdem İ.: Büyük şirketlerin bizi ezmesi gibi bir durum yok. Çünkü biz de kendi üniversite ortamımızın mafyasıyız bir şekilde. Üniversite içinde faal çalışıyoruz. Tam tersine şirketler üniversite ortamına girmek için bizimle iletişime geçiyor. Yani ajans olarak da iş yapıyoruz.

Çok para kazanıyor musunuz?
Erdem İ.: Evet, güzel kazanıyoruz. Ama hep değil. Biraz şans işi. Bazı organizasyonlarda oltayı atıyorsun balina, bazılarında konserve çıkıyor. Battığımız da oluyor.

Gençler arasında neyin popüler olduğunu anlamak için araştırma yapıyor musunuz?
Erdem İ.: Neyin popüler olduğunu özellikle sohbet sitelerinden öğrenebilirsiniz. Bakıyorsunuz insanlar "Bana kırmızı çok yakışıyor" yazıyor infolarına. Birkaç kişide de görünce bu şarkının popüler olduğunu anlıyorsunuz.

Siz gruba nasıl dahil oldunuz?
Aytül Bostancı: Erdem üniversiteden arkadaşım. Aslında çalışmak gibi bir niyetim yoktu ama sonra bir baktım Laila'nın kapısında biletlerle ilgileniyorum.

Artık "Anne babadan izin alalım" sorunlarıyla uğraşmıyorsunuzdur herhalde...
Erdem İ.: Aslında benzer bir şekilde hâlâ uğraşıyoruz. Hande Yener partisiyle ilgili bir baba bizi gün içinde dört kere aradı. "Benim kızım 14 yaşında, bilet almış, giremez değil mi? diyor bana. Biz de giremez dedik. Bunlar iddiaya girmişler girerim-giremezsin diye. Konser akşamı baba geldi "Hani içeri giremezdi?" diye kızdı bize. Kızı içeride aradık, bulduk, babasına teslim ettik. Kız çok bozulmuştu.

Nasıl gözden kaçıp girebiliyorlar içeri?
Erdem İ.: Normalde paso soruyoruz ama gözden kaçanlar oluyor. Eskiden tipine bakıp yaşını anlayabilirdik. Artık 13 yaşındaki kızlar ful makyajlı, kadın gibi.

"Burada üniversiteli çıtır kızlar vardır deyip gelenler de oluyor"
Neden özellikle üniversite öğrencilerine yönelik etkinlikler düzenliyorsunuz?
Erdem İ.: Çalışan herkes üniversiteli olunca bu ortamla çok iç içe oluyoruz. Bu kitlede geniş bir iletişim ağımız var. Bu ciddi bir avantaj. Okulların popüler öğrencilerinden oluşan üniversite temsilciliklerimiz var. Haber hemen yayılıyor.

Mesela Unifest üniversite öğrencilerine yönelikti ama kimin öğrenci olduğunu nasıl ayırt ettiniz?
Erdem İ.: Kapıda herkese paso soramazsın ki! "Burada üniversiteli çıtır kızlar da vardır şimdi" diye gelen adamlar da oluyor tabii. Onlar da aradan kaynadı.

En son Hande Yener'in konser verdiği ve kırmızı giymenin zorunlu olduğu bir parti yapmıştınız. Herkes kırmızı giydi mi gerçekten?
Aytül B.: Evet, içeride 1500 kişi vardı ve herkes kırmızı giydi. Kesin birileri giymez diye düşünüyorduk halbuki. Mesela ben de partiye giyecek kırmızı bir şey bulamayınca saçımı boyattım.

CUMARTESİ
"Carmen gibi biz de özgürlüğümüze düşkünüz"
"Bu filmde beni şaşırtan Hülya Avşar oldu"
"Kendi üniversite ortamımızın mafyasıyız"
İki çılgın tasarımcıdan disko çantası
Bütün dünya panço giyiyor
Yılbaşı için geri sayım başladı
Sahilde veya teknede yarışın
Dijital festival
Kuvvetli lodos havayı yumuşatacak
ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI
Üçlemenin sonu: Çevrim
Keyifli fotoğraflar sergisi
Küba'nın sıcak sesi İstanbul'da
Üç kat daha hızlı okuma
Aşkı anlatan mozaikler





DONATELLA PİATTİ
Sarıkız'ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2004 Milliyet