
|
|
|
 |
|
|
"Aslında benden ayrılmak istemiyor" oyunu!
"Ay, ayrılmak istediğine inanmıyorum! Ne derse desin, gözleri bana aşkla bakıyordu" diyeceğinize, "Ağzından çıkan lafın sorumluluğunu bilmeyen biriyle bir daha yüz yüze gelmek istemem" diyebilirsiniz... Sonra ne mi olur?
Aşıklar neden laftan anlamaz? Sevgilisi "Bu ilişki bitti" diyen bir kız, hemen arkadaşının yanına koşup "Vallahi beni sevdiğine eminim! 'İlişkimiz bitti' derken yüzünün ifadesini görmeliydin, deli gibi aşık bana ama öteki kıza acı çektirmek istemiyor! Öyle duygulu biri ki..." türünde abuk sabuk açıklamalarda bulunmaktan neden kendini bir türlü alamaz? Adam açık seçik "bitti" diyor işte, bakışından, duruşundan sana ne?
Yani böyle bir durumda alakasız bir mantık yürütecek bile olsanız şu çıkar ortaya: El alemin kızına acı çektirmeyi istemiyor ama sizin acı çekmeniz onu hiiiç ilgilendirmiyor.
Anladınız mı bilmem?
İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Kendinizi kandırmaktan vazgeçip meseleyle bir an önce yüzleşmek ve başınıza gelecek bu tür sinir bozucu olaylardan kurtulmak için şahane bir savunma mekanizması biliyorum: Gurur!
Bu "gurur" denen şey hem kızların hem de erkeklerin yardımına koşacak bir "acil yardım sistemi" olarak her zaman kişilik legomuzun bir yerinde "joker" amaçlı bulundurulmalı derim. Zira o zaman abuk bir adam ya da şımarık bir kız size "Bu ilişki bitti" dediğinde, "Ay, inanmıyorum! Ağzı öyle dese de gözleri böyle diyordu" diyeceğinize, "Ağzından çıkan lafın sorumluluğunu bilmeyen biriyle bir daha yüz yüze gelmek bile istemem" diyebilirsiniz.
Karşınızdaki gerçekten "bitti" demiyorsa da, işte bu yolla test etme imkanı bulursunuz. Siz böyle tepki verince de klasik aşk oyunlarından biri olan "Elinden kaçan değerlidir" klişesini kendiliğinden devreye sokar ve o bir zaman önce "bitti" diyen zat-ı muhterem "Yalvarırım beni terk etme" diye pabuçlarınızı temizlemek için randevu isterken buluverir kendini. Siz de isterseniz ona "Külkedisi" ya da "prens" gibi davranırsınız. Yok istemezseniz istediğinizi yapın... Sadece kendi kafanızdan onun yerine hikaye yazmayın.
Bugünkü yazımın ana fikri şu:
Birçok durumda insan aklının devreye soktuğu "savunma mekanizmaları" yararlı olabilir. Ama bazen ısrarla gözümüzün önünde, burnumuzun dibinde olanlara da "Aman incinmeyeyim, şimdi hiç hazır değilim kendimle yüzleşmeye" gibisinden "göz yummaca oyunları" da oynayıvermemize neden olabiliyor işte. İyi oyunlar herkese...
Öptüm sizi
Fena halde televizyondan kaçış dönemine girdim. Sadece film seyretmek için televizyonu açıyorum. Sanki dünyadan kopmuş gibi bir etki yaratıyor bu. Olan bitenin dışında kalmış gibi. Ama olan biten bir halt da yok ki! Ha bire abuk sabuk diziler miziler, arkasından da özetleri falan... Kafayı yemiş kaynana adayları, bağımlı oğulcukçukları... Çiftlikte küçükbaşlar... Hülya Avşar'ın cumartesi geceleri programını özledim. Ne güzel uzun uzun uzamış insanlara bakıyorduk. Neyse, ben ha bire kitap okuyorum artık. Size de tavsiyem olsun. Mesela, Puna Pamir'in "Yolculuklar" isimli kitabı içimi rahatlattı (Grikedi). Perihan Mağden de abartıp 1 milyon 500 bine "Korkma Bu Akşam Gelip Çalmam Kapını" (Everest Yayınları) diye köşe yazılarını kitap yaptı. Sular seller gibi şizoid bir yolculuk... Eğlencelik bir şeyler olsun derseniz; "Bir Erkeğin Hayatı Nasıl Karartılır?", "Erkekler Değişir mi?" ya da "Kocamı Nasıl Öldürdüm?"... Gendaş Yayınları'nın klasikleri arasında... Tabii Bridget Jones meraklıları için tam da vizyona girdiğinde kitabın ikincisi olan "Bridget Jones'un Günlüğü-II, Mantığın Sınırı" hoş olabilir... Televizyonu öpeceğimize parmak yalayıp kitap sayfası çevirelim mi?
1 soru 1 cevap
Erkek: İlişkimiz bitti mi?
Kadın: Bana böyle bir soru sormaya cesaret ettiğin an bitti!
Biraz da istatistik
| Arkadaşlarımla en çok konuştuğum konu... | | Aşk | Yüzde 58.22 | | İş ve işyeri | Yüzde 17.81 | | Hayat şartları | Yüzde 12.33 | | Alışveriş | Yüzde 4.11 | | Siyaset | Yüzde 3.42 | | Futbol | Yüzde 2.05 | | Ekonomi | Yüzde 1.37 | | TV'deki programlar | Yüzde 0.68 | | Magazin | Yüzde 0.01 | |
ÇEKİNMEYİN, SORUN! DAHA İYİSİNİ BİLENİNİZ VARSA DA ANLATSIN!
"Annesine tapıyor!"
Sevgili İlhan abla, 20 yaşındayım. İki yıldır bir çocukla beraberdim. Onu çok seviyordum ve ilk kez onunla beraber oldum. Ailelerimiz de tanıştı. Tam nişanlanacakken ayrıldık. Çocuk maalesef ruh hastası ve dengesiz. Ailesiyle çok büyük problemleri var, annesine tapıyor ve ne yaparsam yapayım ben hep ikinci sırada kalıyorum. Onun için her şeyi yaptım. Yurtdışında okumaktan bile vazgeçtim. Karısıymış gibi her şeyiyle ilgilendim ama bunun karşılığında hep aşağılanma ve kötü muamele gördüm. El kaldırma huyu da vardı. Ayrıca asosyal ve aşırı kıskançtı. Sonunda ayrıldım ve buna fazla da üzülmedim çünkü çok bezmiştim. Fakat beni aramaya devam ediyor ve benim ona zaafım olduğu için hiç hayır diyemiyorum, yine barışıyoruz ve yine hiçbir değişme olmuyor. Şu an yine ayrıyız. Telefonu yüzüne kapatıyorum, gene arıyor. Ağlıyor, kendini acındırıyor, ben gene dayanamayıp affediyorum. Tekrar aynı şeyleri yaşamak istemiyorum. Beni bu kadar mahveden bir insana neden hayır diyemiyorum? Ben iyi tahsil yapmış bir insanım. Üç yabancı dil biliyorum, iyi bir ailem var, maddi durumum yerinde, güzel de sayılırım ama kendime güven problemim var. Bence hayır diyemememin sebebi de bu güven eksikliği. Ne olur bana yardım edin, kendime güvenimi nasıl kazanacağım? Hayır demeyi nasıl öğreneceğim? Artık mutlu olmak istiyorum. Lütfen bana bir yol gösterin. Sevgilerimle...
S. C.
* * *
Aslında siz de her şeyin farkındasınız, değil mi? Bahsini ettiğiniz kişiyle bir hayat yaşamak ne kadar da yorucu olur kim bilir? Benim "hayır" demek için kendimce bir yolum var. Karar vermem gerektiği zamanlarda "Canım ne istiyor?" diye soruyorum kendime. "Canımın ne isteyip istemediği de kimseyi ilgilendirmez" diyorum bir de. Sonra "hayır" deyiveriyorum. Hayır demek için ilk etapta sanki insanın bir alternatifi olması gerekiyormuş gibi geliyor. Mesela "evet" demek gibi. Ama alternatif bulmaya ihtiyacımız da yok aslında. Sadece "hayır" deyip, kestirip atabiliriz. Hayat bizim değil mi, kime ne? Ama sizin ilişkiniz biraz patolojiye dönmüş. Üstelik ciddi problemler var. Şiddete meyilli ve baskıcı biriyle yaşanan birliktelik
insanı kendinden gittikçe daha da şüpheye düşeceği bir ruh haline doğru iteler. Bence sizin bir uzmanla görüşmenizde yarar var. Hayatınızın bu taptaze zamanlarını böyle cebelleşmelerle harcamaktan bir an önce kurtulmanız lazım.
www.ilhanuckan.com
|
|
|

|
|