|
 |
|
|
Herkesin kendi barışı yerine...
TEL AVİV
Arafat sonrası Ortadoğu - 6
Gazze'den akşam vakti İsrail'e giriş yaparken tanıştım. 19 yaşında profesyonel bir asker. İyi bir çocuğa benziyor. Filinta gibi bir genç. Sohbet ederken elindeki upuzun silahıyla oynuyor.
İsmi Amit.
Arkadaş demekmiş.
Sanki dertleşmek ihtiyacı içinde. Öbür tarafta, Gazze'de durum nasıl diye soruyor. Çok kötü diyorum, yoksulluk, öfke...
Başını sallıyor.
Profesyonel bir asker olarak barışın kıymetini çok iyi bildiğini, barışı kendisinin de göreceğini, Arafat sonrasında daha iyimser olduğunu, bir gün bu topraklarda da barış içinde yaşanacağını söylüyor.
İnşallah diyorum.
Anlıyor inşallahı.
Barış özlemi...
Bir haftadır nereye gitsem, kime rastlasam kulağıma en çok barış sözcüğü çalınıyor. Ama bu diyarda herkesin kendi barışı var. Herkes kendince tarif ediyor barışı.
Kiminle konuşsam öyle.
Barış tarifi bu kadar farklı olunca, herkes kendi barışını dayatmaya kalkınca da, barış bir türlü gelmek bilmiyor kutsal topraklara...
Oysa, herkesin kendi barışını bırakıp 'ortak bir barış'ta anlaşması gerekiyor. Bir orta yol bulmaktan başka çareleri yok. Geçen gün İsrail siyasetinin filozofu Şimon Peres'le konuşurken şöyle dedi:
"Kimse hayal kurmasın. Ne bir sabah kalkınca bizler Danimarkalı olacağız, ne de Filistinliler Norveçli. Oturup müzakere edeceğiz. Realite bu. Öyle sanıyorum ki, her geçen gün daha çok Filistinli ve İsrailli bu realiteyi görmeye başlıyor. Unutmayın. Realiteden kopuk umut ve hayaller şiir demektir. Oysa bizim biraz düz yazıya ihtiyacımız var. Bu saatten sonra çekip başka diyarlara da gidemeyiz. Oturup biz bize, Filistinliler ve İsrailliler baş başa verip barış yapmak zorundayız."
Bu sözleri dinleyince, ben de Şimon Peres'e Filistinli şair Mahmut Derviş'in o dizesini anımsattım:
Küçük umutlar, büyük hayaller!
Filistinli bir aydından duymuştum:
"Büyük hayallerle oyalanmayı bırakmak zorundayız. Ne biz ne de Yahudiler, bu topraklardan çekip gidecek halimiz yok. Buralarda birlikte yaşamanın yolunu bulmalıyız. Yani küçük umutları gerçekleştirmenin kapılarını açmalıyız."
Şiddet çıkmaz sokak.
Bu iki taraf için de öyle.
Yıllar içinde hep şiddet şiddeti doğurdu. Ama iki taraf da birbirini tüketemedi.
Bundan sonra da tüketemez.
Bu gerçeğin kafalara dank etmesi gerekiyor. Aradan geçen bunca uzun, acılı yılın Arafat sonrasında artık bir olgunluk dönemine kapıyı açması beklenir.
Filistin halkının uğradığı haksızlık elbette teslim edilecek. Ama İsrail devletinin varlığı güvence altına alınırken, Yahudilerin de tarih ve bilinçaltının derinliklerinden gelen güvensizlik duygusunun elbette tatmin edilmesi gerekiyor.
Bunun için sloganlardan, klişelerden kurtarmak şart akılları. Geçmişin esiri olmaktan sıyrılmak da bir başka koşul...
Kim yapacak bütün bunları?
81 yaşındaki Peres şöyle dedi:
"Barışı bizden sonraki genç nesillere bırakmamak gerekiyor. Bu barışı biz yapalım. Çünkü daha genç neslin daha ılımlı olacağının bir garantisi yok."
Evet, kolay değil.
Bir haftadır buralardayım.
Günlerim hep barışı konuşarak, barışı düşünerek geçti.
Ayrıca, bu diyarda barış bir Türk olarak beni de çok yakından ilgilendiriyor.
1960'ların sonundan 1990'ların sonuna kadar benim ülkemde 45 bin kişi şiddet ve terörden dolayı yaşamını yitirmişse, bu çeyrek yüzyılda Türkiye maddi ve manevi olarak çok büyük bir kanamaya uğramışsa, unutmayın, bu korkunç faturanın altında Ortadoğu'daki barışsızlık döneminin imzası da var.
Ayrıca, Ortadoğu'da istikrar ve barış, Filistin sorununun hakça çözümünden geçiyor. Çünkü bu sorun, yer yuvarlağının bu bölgesinde tüm sorunların da anası...
Bir kez daha yinelemekte yarar var. Bu topraklarda herkesin kendi barışını bırakıp ortak bir barış anlayışında uzlaşması şart. Ateş ve kanla geçen uzun yıllar, dileriz, sorumlu olan herkese artık bu gerçeği öğretmiştir.
Arafat sonrası bir şans.
Arafat'ın halefi olarak 9 Ocak'ta başkan seçilmesi beklenen Mahmut Abbas da bir umut kapısı açabilir. Çünkü o da silahlı mücadele döneminin artık tarih olmasını dileyenler arasında yer alıyor.
İyi pazarlar!
Arafat sonrası Ortadoğu - 5 / HASAN CEMAL TEL AVİV
Arafat sonrası Ortadoğu - 4 / HASAN CEMAL TEL AVİV
Arafat sonrası Ortadoğu - 3 / HASAN CEMAL KUDÜS
Arafat sonrası Ortadoğu - 2 / HASAN CEMAL GAZZE
Arafat sonrası Ortadoğu - 1 / HASAN CEMAL RAMALLAH, Batı Şeria
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|


 | Çetin ALTAN | | Çimdik çimdik makarna... Kar, kış, kıyamet... Isı, sıfırın altında 10 ... | |  | Melih AŞIK | | Topbaş'a bir soru Kadıköy yakasında, Dalyan - Bostancı arasında... | |  | Fikret BİLA | | Tıp Kurumu bilgileri SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı'na devri ... | |  | Hasan CEMAL | | Herkesin kendi barışı yerine... Gazze'den akşam vakti İsrail'e giriş yaparken... | |  | Güneri CIVAOĞLU | | Dudak / koltuk Büyük İskender "biseksüel miydi?" Tartışmalar... | |  | Can DÜNDAR | | Tarihi yağmalamak Son birkaç haftada izlediğim birkaç eser ilme... | |  | Abbas GÜÇLÜ | | Karadeniz Ereğlisi'nde bir gün Ereğli'ye yıllardır gitmemiştim. TED Koleji d... | |  | Mehmet Y. YILMAZ | | Her kadın bir labirent değil midir? Denizci dostumuz Corto Maltese, "Kayıp Kıta M... | |  | Hasan PULUR | | Şu CHP'nin işleri... ALTAN Öymen, iyi, güzel bir yöntem tutturdu, ... | |  | Derya SAZAK | | Kestane devrimi Tek kutuplu dünyanın sonuna mı geliyoruz? ... | |  | Meral TAMER | | Küreselleşmeyi nasıl tarif ediyorlar? Geride bıraktığımız haftaya damgasını vuran 1... | |  | Ece TEMELKURAN | | Vasiyetimdir! Geçtiğimiz günlerde bir cenazeye lüzumundan f... | |  | Tamer HEPER | | Gelişme kötü Geçen hafta içinde İstanbul ve Ankara'da YÖK'... | |  | Osman ULAGAY | | Avrupa'nın iki büyüğü Türkiye ve Ukrayna Bizde, dünyaya kafa tutan, küreselleşmeye baş... | |  | Güngör URAS | | Grip aşısı hem Ayşe Teyze hem de ekonomi için önemli Ayşe Hanım Teyzem, elinde cuma gününün Milliy... | |  | Serpil YILMAZ | | Nitelikli yatırımlar! Mahkemeler sürüyor, borçlar ödenmiyor, servet... | |
|
|