Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 28 Kasım 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Tarihi yağmalamak


Son birkaç haftada izlediğim birkaç eser ilmek ilmek aynı soruyu düğümledi beynimde:
Soru şu:
"Tarihe sadakat nerede biter; sanatın özgürlüğü nerede başlar?"
Kalemini, fırçasını, kamerasını tarihin dipsiz kuyusuna daldıran sanatçı, orada gördüğüyle yetinmek zorunda mıdır; yoksa kendi yaratıcılığınca boyayabilir mi o kuyunun duvarlarını?..
Mesela tarihi bir dayanak olmaksızın "Ben Büyük İskender'i biseksüel olarak düşledim" deyip ona göre bir film çekebilir mi?
Bunu yapmak sanatçının özgürlük sınırları içindeyse ve bilinenin sınırlarına hapsolmak yaratıcılığı öldürüyorsa biz, her müdahalede renkten renge bürünen bu kurmaca tarihe nasıl inanacağız?
Bütün bu renklerden oluşan bir gökkuşağı mı tarih; yoksa bunlardan bağımsız, bambaşka bir gerçekliği mi var insanoğlunun?
* * *
Berlin'in ortasında devasa bir hırsızlık abidesi gibi dikilen Bergama Müzesi'nde, aralarında Aristo ve Sokrat'ın da bulunduğu filozofların büstleri var. Büstlerin altındaki notta bu eserlerin, filozofların gerçek yüzlerini değil, kamusal rollerine göre yapılmış temsili suretlerini yansıttığı yazıyor.
Yani?
Milattan önce 4. yüzyılda dahi bir "imaj çağı"ndan söz edilebilir.
O büstü yontan heykeltıraş bile gerçeği yansıtmanın değil, bir model yaratmanın peşindeydi.
Sokrat'ın yüzü, daha öldüğü gün imajına yenik düşmüştü.
Ya felsefesi?..
O da elden geçirilmiş miydi acaba?
* * *
Oliver Stone'un göz alıcı "Büyük İskender"i, sponsor siparişiyle Helen'lere dayalı bir tarih inşa çabasının ürünü mü?
"Kral Arthur" filmde iddia edildiği gibi Asya kökenli mi?
Truva'yı düşüren Aşil, gerçekten efsanevi bir tarihi kişilik mi; yoksa o da Homeros'un ustalığının eseri mi?
Tarihin tamamen ideolojik olarak tasarlandığı çağımızda tarihi yazanlar, yapanlardan iyice uzaklaşıyor mu?
* * *
Hadi bu, tarihin karanlık çağları...
Ya yakın tarih?..
Tiyatro İstanbul'un "Bu Adreste Bulunamadı"sıyla, Tiyatro Kedi'nin "Yarım Bardak Su"yunu peş peşe izledim.
İlki hayali bir öyküden çarpıcı bir gerçeklik yaratırken, ikincisi gerçek bir öyküden, inanılması güç bir hayal yaratıyor. Perde açıldığında, oyundakilerin gerçek şahsiyetler olmadığı vurgulansa da, herkesin anlayabileceği gibi anlatılan, Başbakan Menderes'le operacı sevgilisi Ayhan Aydan'ın ilişkisi...
Peki böylesine önemli bir dönemi ve bu kadar mahrem bir ilişkiyi ele alanın o tarihi didik didik incelemesi, tanıklarla görüşmesi gerekmiyor mu?
"Ben bu ilişkiyi hayal ettiğim gibi yazarım" deyip sıyrılmak mümkün mü?
Bu savunma, maddi hataları sineye çekmemize yeter mi?
* * *
Ciddi araştırmanın yerini ilgi ve seyirci çekme kaygısı alınca, sanatı bilmem ama tarih yara alıyor.
Her bir film, yazı, oyun, dramatik belgesel, "tarih"ten bir parça koparıyor, o parçalardan bambaşka bir masal yazıyor sanki...
Bu filmlerin, oyunların, romanların bir tarih iştahı yaratacağını ve meraklıları daha derin incelemelere sevk edeceğini ummak, iyimser bir beklenti olur.
Görsel kültürün, yazılı kültürü ezip geçtiği günümüzde insanlar sadece gördüğüne inanıyor.
O yüzden, her tarihi filmde, oyunda, romanda gerçeklikten biraz daha uzaklaştığımızı hissediyorum.
Böyle giderse tarihte taş üstünde taş kalmayacak.

can.dundar@e-kolay.net








Çetin ALTAN
Çimdik çimdik makarna...
Kar, kış, kıyamet... Isı, sıfırın altında 10 ...
Melih AŞIK
Topbaş'a bir soru
Kadıköy yakasında, Dalyan - Bostancı arasında...
Fikret BİLA
Tıp Kurumu bilgileri
SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı'na devri ...
Hasan CEMAL
Herkesin kendi barışı yerine...
Gazze'den akşam vakti İsrail'e giriş yaparken...
Güneri CIVAOĞLU
Dudak / koltuk
Büyük İskender "biseksüel miydi?" Tartışmalar...
Can DÜNDAR
Tarihi yağmalamak
Son birkaç haftada izlediğim birkaç eser ilme...
Abbas GÜÇLÜ
Karadeniz Ereğlisi'nde bir gün
Ereğli'ye yıllardır gitmemiştim. TED Koleji d...
Mehmet Y. YILMAZ
Her kadın bir labirent değil midir?
Denizci dostumuz Corto Maltese, "Kayıp Kıta M...
Hasan PULUR
Şu CHP'nin işleri...
ALTAN Öymen, iyi, güzel bir yöntem tutturdu, ...
Derya SAZAK
Kestane devrimi
Tek kutuplu dünyanın sonuna mı geliyoruz? ...
Meral TAMER
Küreselleşmeyi nasıl tarif ediyorlar?
Geride bıraktığımız haftaya damgasını vuran 1...
Ece TEMELKURAN
Vasiyetimdir!
Geçtiğimiz günlerde bir cenazeye lüzumundan f...
Tamer HEPER
Gelişme kötü
Geçen hafta içinde İstanbul ve Ankara'da YÖK'...
Osman ULAGAY
Avrupa'nın iki büyüğü Türkiye ve Ukrayna
Bizde, dünyaya kafa tutan, küreselleşmeye baş...
Güngör URAS
Grip aşısı hem Ayşe Teyze hem de ekonomi için önemli
Ayşe Hanım Teyzem, elinde cuma gününün Milliy...
Serpil YILMAZ
Nitelikli yatırımlar!
Mahkemeler sürüyor, borçlar ödenmiyor, servet...

© 2004 Milliyet