Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 28 Kasım 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Vasiyetimdir!

Pazar pazar böyle mevzua girmek hakikaten de pek şık olmadı ama yazdık bir kere. Zira yakın zamanda gündemde bir cenaze vardı. Ne diyeyim, ben de tasarladım kendi cenazemi. Artık kim sorumluluk sahibiyse, ona!


Geçtiğimiz günlerde bir cenazeye lüzumundan fazla tanık oldum. Bir insanın nasıl öldüğünü, sonra gövdeyi nasıl gömdüklerini gördüm. Koca bir hikaye bitiyor ölümle. Ama insanın kendi hikayesiyle ilgisi kalmıyor gömülürken.
Belki de sanılanın aksine insanın en çok ölüsünün kıymeti bilinmiyor. Hiç olmadığı kadar ele geçiriliyorsunuz. Birtakım gelenekler var; erkeğin mezarı şu derinlikte, kadının mezarı bu derinlikte kazılıyor. Tabutun başına erkekse bıçak, kadınsa makas konuluyor. Sırtına tahtalar yerleştiriliyor. Gövde çukura yerleştirildikten sonra insanlar, muhtemelen de sizin hiç tanımadığınız, mezarlığın etrafında para kazanmak için dolaşan mezarcılar üzerinizi örtüyor. Eğer toprak kuruysa müthiş toz kalkıyor. Türkiye'de mi böyle bilmiyorum; inanılmaz bir hızla gömüyorlar ölüleri. Telaş ve korkuyla sanki. Sanki derhal, hızla bu işi bitirmek için. Toplam bir dakikada toprağın altında kalıyorsunuz.

Duasız gömülmek
Sonra biri su döküyor üzerinize ve mutlaka ibrikle. Niye ibrikle ve niye bir ölünün acısı varken insanlar delicesine bir saplantıyla ibrik arar, o da ayrı mesele. O ibrik aranırken siz yeryüzünden ayrılıyorsunuz. Siz yeryüzünden ayrılırken, inansanız da inanmasanız da, anlamadığınız bir dilde, tanımadığınız bir din adamı dua okuyor. Ölü olduğunuz için bir şey yapamıyorsunuz, telaş içinde yapılan bu tatsız töreni durdurup kalkıp gidemiyorsunuz. İnsanlar sizi "bildikleri gibi" gömüyorlar. Bildiklerine göre yaşatmaya çalıştıkları gibi...
Özellikle çabalamazsanız ve siz öldükten sonra ardınızda kalanlar canlarını dişlerine takıp "Dini tören istemiyoruz" diye tutturmazlarsa insanlar sizi istedikleri gibi gömecekler. Öldükten sonra yüzünüze bakılmasını ister misiniz mesela? Ben istemem diye tahmin ediyorum. Ama bakacaklar, gösterecekler. Tanımadığınız insanların ellerinin gövdenizde sulu sulu dolaşmasını ister misiniz? Ben istemem mesela. Başınızda imamların Arapça bir şeyler mırıldanmasını ister misiniz gövdeniz ışığı son kez görürken? Ben onu hiç istemem. Müslüman değilim zira. "Nasıl bilirdiniz merhumu?" diye sormalarını da istemem dizi dizi sıralanıp bir cami avlusunda. Beni bilen bilir zira. Hem üç kere "İyi bilirdik" denecek kadar iyi değildir kimse.
Kimin kalbinden gerçekten iyilik geçtiğini de ben bilirim. Kimsenin benim ölü gövdemin karşısına geçip yalan söylemesini de istemem. Çünkü ben "Yalan söyleme!" diyemem o sırada. Beni öyle sıkı sıkı kefene sarmalarını da istemem, ölü gövdemi kimse sıkıştırmasın patiska bezlerle.

Balkonlu cenaze
İzmirliyim ben, fenalık gelir, gelemem darlığa. Bir de mümkünse, şunu çok istiyorum: Dana gibi böğürterek teybin sesini, Sex Pistols yorumuyla "I did it my way" çalsın ben gömüldükten sonra. Olur da ölümümü denk getirebilirsem zamanına, o senenin Beaujolais şarabı içilsin.
Ağlayanlar olacaktır muhakkak ama arada bir espri patlatsın birileri, aynı anda da gülünsün.
Öyle olsun ki insanlar kendi hallerine gülsünler, asapları masapları bozulsun duruma. Zira tahminim o ki ben de öyle biraz karışık yaşamış olacağım. Yakışır yani bana. Benimle ilgili komik hikayeler anlatılsın. Benden sonraki sohbete müdahale etmek gibi olmasın ama bilhassa kırdığım potlar çok komiktir. Bir de hâlâ ortalıkta biri olursam öldüğümde çok rica ediyorum televizyon haberi yapılırken öyle ağır çekimde el salladığım, güldüğüm görüntüler filan yayınlanmasın. Onlar bilhassa çok acıklı oluyor. Cenazede resim kullanılacaksa muhakkak açık saçık, şöyle genç olduğum zamandan bir şey konulsun. "Çok güzel kadındı" filan desinler. Sonra da mutlaka ama mutlaka balkonlu bir evde çay içilsin. Yazsa balkonlar yıkansın. Kış ise mevsim, hava iyi değilse, camdan bir yerde içilsin bu çay.

Yaşamakla ilgili bir ölüm
Dedikodularım yapılsın. Yaşıyormuşum gibi. Ölümüm gazetelere haber yapılacak gibi bir pozisyonum varsa o sırada çok rica ediyorum "ünlülere" sormayın beni. Onların çoğu beni "Ece Temelkuran" olarak bilir. "Ece" olarak bilenlere sorsunlar. Esas hikayeler hep onlardadır aslında. Bu da "ölü gazeteci tüyosudur"; gerisini Allah versin! Haberimi mutlaka edebiyata temayülü olan, genç, stajyer bir kadın gazeteci yapsın.
Buna da işte "kontrol manyaklığı" deniyor. Kendi cenazesini organize etme derecesinde!

Vasiyetim olsun yani:
Beni dini tören yapmadan gömeceksiniz. Benden sonra burada kalacak olanlardan eğer gerçekten beni birazcık önemseyenler varsa bütün bu vaveylayı istemiyorum. Bir tek salkım söğüt başıma. O kadar.
Pazar pazar da ne biçim bir mevzu oldu, di mi? Hak'katen yani.

ecetem@hotmail.com








Çetin ALTAN
Çimdik çimdik makarna...
Kar, kış, kıyamet... Isı, sıfırın altında 10 ...
Melih AŞIK
Topbaş'a bir soru
Kadıköy yakasında, Dalyan - Bostancı arasında...
Fikret BİLA
Tıp Kurumu bilgileri
SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı'na devri ...
Hasan CEMAL
Herkesin kendi barışı yerine...
Gazze'den akşam vakti İsrail'e giriş yaparken...
Güneri CIVAOĞLU
Dudak / koltuk
Büyük İskender "biseksüel miydi?" Tartışmalar...
Can DÜNDAR
Tarihi yağmalamak
Son birkaç haftada izlediğim birkaç eser ilme...
Abbas GÜÇLÜ
Karadeniz Ereğlisi'nde bir gün
Ereğli'ye yıllardır gitmemiştim. TED Koleji d...
Mehmet Y. YILMAZ
Her kadın bir labirent değil midir?
Denizci dostumuz Corto Maltese, "Kayıp Kıta M...
Hasan PULUR
Şu CHP'nin işleri...
ALTAN Öymen, iyi, güzel bir yöntem tutturdu, ...
Derya SAZAK
Kestane devrimi
Tek kutuplu dünyanın sonuna mı geliyoruz? ...
Meral TAMER
Küreselleşmeyi nasıl tarif ediyorlar?
Geride bıraktığımız haftaya damgasını vuran 1...
Ece TEMELKURAN
Vasiyetimdir!
Geçtiğimiz günlerde bir cenazeye lüzumundan f...
Tamer HEPER
Gelişme kötü
Geçen hafta içinde İstanbul ve Ankara'da YÖK'...
Osman ULAGAY
Avrupa'nın iki büyüğü Türkiye ve Ukrayna
Bizde, dünyaya kafa tutan, küreselleşmeye baş...
Güngör URAS
Grip aşısı hem Ayşe Teyze hem de ekonomi için önemli
Ayşe Hanım Teyzem, elinde cuma gününün Milliy...
Serpil YILMAZ
Nitelikli yatırımlar!
Mahkemeler sürüyor, borçlar ödenmiyor, servet...

© 2004 Milliyet