Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 04 Aralık 2004 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Seçime siyaset sopası

Federasyon başkanlığı seçimlerine bir hafta kaldı. Ortalık toz duman. Başkan adayları kimi devreye sokacağını, kimlere yakın olacağını karıştırmış durumda.
Bakanlara ricacı olunuyor, milletvekillerinin kapısı çalınıyor.
Kamu kuruluşlarının genel müdürleri hatırı sayılır bürokratlar olarak seçimlere ağırlık koyuyor.
İktidar partisine bağlı belediye başkanları bünyesindeki spor kulüplerine "yol gösteriyor."
Emrindeki delegasyona söz geçirebilecek İl müdürleri torpilin en makbulü sayılıyor.
Oy hakkı bulunan devletimin memuru ise şaşkın!
Tehdit edilenler, gözdağı verilmeye çalışılanlar, liste cambazlıkları, sporcusu bulunmayan illerde kurulan fason kulüpler gırla gidiyor.
Bunları biz biliyoruz. Gözlüyoruz. İşin içindeki dostlarımızdan duyuyoruz. Hatta bazılarına tanık oluyoruz.
Sporla ilgisi ortaokuldaki beden eğitimi dersiyle sınırlı kalan, başkanlığına soyunduğu federasyonun adını bile telaffuz edemeyen bir kısım gönüllünün! Türk sporunun gelecek dört yılına talip olmasını şaşkınlıkla izliyoruz.
Projelerinden söz etmiyoruz, kuru sıkı seçim vaadlerini ise bu aşamada hiç dikkate almıyoruz.
Bizim endişemiz, siyasi kadrolaşmayı teşvik eden mevcut seçim yönetmeliğinin, spordan bihaber insanlara federasyon yöneticisi sıfatı kazandıracak olması.
Yüksekokul ve yabancı dil koşulunun kaldırılmasıyla yönetici kalitesinin düşmesi. Uluslararası toplantılarda "kuş dili" konuşanların sayısında patlama yaşanması.
Korkarız ki bu tablo, sporumuzun geleceğine yönelik ciddi tehditleri beraberinde getirecek.
Gençlik ve Spor Genel Müdür vekili Mehmet Atalay, tarafsızlığını göstermek adına "Hiçbir başkan adayını desteklemiyoruz" diyor. Abdullah Kığılı, Kemal Zorlu, Yılmaz Ulusoy, Fethi Heper, Erdenay Oflas ve Ayhan Bermek gibi Türk sporuna büyük emekleri geçen şahısları federasyon başkan adayı olmaları için ikna edemediğini de itiraf ediyor.
Atalay her ne kadar "Seçimlere AKP gölgesi düştü" teşhisinin doğru olmadığını anlatmaya çalışsa da, sporun patronu olarak iki genel müdür yardımcısı ve teşkilatın bazı üst düzey yöneticilerinin telefonla delegeleri yönlendirdiğinden habersiz olduğuna ihtimal veremiyoruz.
Atı alan henüz Üsküdar'ı geçemedi.
Bu tarihi dönemeçte en önemli sorumluluk yine sandık başına gidenin.
Sağduyulu delegenin oy avcılarının değil, vicdanının sesini dinlemesi pekçok yanlıştan dönülmesini sağlayabilir.
Oyun sandık başında bozulabilir.

MHK'nin intikamı

Süper Lig'in üç hakemi Mustafa Çulcu, Metin Tokat ve Mutlu Çelik'in "basına izinsiz demeç verme" gerekçesiyle Disiplin Kurulu'na sevk edilmesini başta epey yadırgamıştık.
Öyle ya.
Seçimle işbaşına gelen "özerk MHK" , rahatsız olduğu bir konu varsa hakemini uyarmalı, gerekli görürse de cezalandırmalıydı.
Şükürler olsun! AB'ye girme bahanesiyle düşünce özgürlüğüne konan engellerin birbir kaldırıldığı bir süreçte, Tokat ve Çelik'in camialarını ilgilendiren bir konu üzerine fikir beyan etmesi kimi rahatsız edebilir ve ne sakıncası olabilirdi ki!
Ancak Çulcu'nun durumu diğerlerinden farklı değerlendirilmeliydi.
Dernek başkanı unvanını bu sezon ikinci kez kendine yontan Çulcu'nun sezonun en düşük puanını veren gözlemcisiyle yakın geçmişe yönelik hesaplaşma içine girmesi, "fikir uyuşmazlığı" kapsamına alınamazdı.
Şahsi sürtüşmelerin tartışma platformu bir kez daha yanlış seçilmişti.
Uzatmayalım... Küçük bir araştırma sonunda hakemlerin Futbol Federasyonu'nun değil, Merkez Hakem Kurulu'nun özel ricasıyla Disiplin Kurulu'na sevk edildiğini öğrendik.
Kurul, "Yetki sizde, kesin cezayı" demiş ve sorumluluktan sıyrılmıştı...
Eee... MHK başkanı ile dernek başkanının birbirine dargın olduğu, hakemin hakeme selam vermekten gocunduğu bir toplulukta çok görmemek gerek böyle gariplikleri.
Benim merak ettiğim, 6 ay önce yapılan FFHGD Genel Kurulu sonrası paramparça olan bir camianın bundan sonra nasıl bir savunma mekanizması geliştireceği, haklarını nasıl koruyacağı?

İşte bu

Teşekkürler Sayın Özhan Canaydın. Tebrikler Sayın Yıldırım Demirören.
"Kurtlar vadisi"nin reyting rekorlarını zorladığı saatlerde, CNN Türk'de bir futbol devriminin temellerini attığınız, Galatasaray ve Beşiktaş Kulübü başkanlarına yakışır bir olgunluk gösterdiğiniz için.
Emin olun, şiddetin önlenmesi adına sergilediğiniz kararlılık ve sağduyu, Türk futbolunda bir milat başlatacak. Samimiyetinize yürekten inanıyoruz. İşbirliğinize tüm kulüplerin katkı sağlamasını bekliyoruz. Önceki gece müthiş bir başlangıç yaptınız. Kolay gele...

Midem bulanıyor

Yakın geçmişe dek halter denince akla Naim Süleymanoğlu, Halil Mutlu gibi efsane sporcular, olimpiyat şampiyonlukları, Dünya rekorları gelirdi.
Şimdilerde ne olduğu belirsiz, görünen o ki kişiliksiz, bir sürü sözde sporcu ya da spora bir yerlerinden bulaşmış insanların skandalları ile yanyana anılıyor halter sözcüğü.
Kızıyorum...
Bu ülkeye tarihinin en büyük başarılarını tattırmış bir spor dalının başına gelenlere üzülüyorum.
Ve yeter artık diyorum.
Cinsel taciz iddiaları, seviyesi dibe vurmuş canlı yayın sohbetleriyle kirletmeye çalıştığınız halter sporundan çekin elinizi.
Kadınlık onurunu kişisel çıkarları, tükenmeyen ihtirasları ve intikam duygularına değişen insan profilini söküp atın bu sporun içinden.
Onlara çanak tutan, yol açan, teşvik edenleri de...
Ey halter federasyonu başkanı.
Ey sevgili Kenan Nuhut...
Şimdi anladın mı neden "kapatın gitsin şu bayan halterini" dediğimizi aylar önce ?
Oysa o gün bizim bildiklerimiz, senin yaşadıklarının yüzde biri bile değildi!

Kartal'a 6 maç ceza!

Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu 22 Kasım'da idari tedbir olarak Beşiktaş'ın üç maçını seyircisiz oynamasını kararlaştırdı.
Sonra Siyah - Beyazlı Kulübü PFDK'ya sevk etti. Disiplin Kurulu ise önceki akşam "federasyonun tedbir niteliğinde verdiği kararın infazında tekrar olmamak" kaydını düşerek Beşiktaş'a 3 maç seyircisiz oynama cezası verdiğini açıkladı ve şaşkınlık yarattı.
Yasaya göre bir yan kurul olan ve yönetim kurulu kararlarını onaylama yetkisi bulunmayan PFDK, "teknik alan ihlali" yaparak önemli bir yanlışa imza attı. Kurul, önüne gelen dosyayı inceleyip "ekstra bir cezaya gerek yok" yerine, "Beşiktaş'a üç maç seyircisiz oynama cezasını ben verdim" dedi.
Biz de şimdi soruyoruz;
"Eğer cezayı PFDK verdiyse, yönetimin koyduğu tedbir ile birlikte Beşiktaş altı maçını boş tribünlere oynar" tezine hangi federasyon hukukçusu yanıt verecek? Aksini kim iddia edebilecek?
Ne olur birşeyler iyi gitsin derken çuvallamasak. Ne olur yani?

cersen@milliyet.com.tr




SPOR
Söz ve müzik ALEX: 5-0
Canaydın su serpti
Güneş: Yanlış zaman
Tehlikeli inatlaşma
Fener tam gaz!
Seçim Raporu
Haber turu...
2-0'dan sonra
Seçime siyaset sopası
Beşiktaş ve engelliler sporu
Müftüoğlu mu ?
At yarışları
Matador Efes: 74-70
Nowitzki'den müthiş rekor





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Rıdvan DİLMEN
2-0'dan sonra
Bir takım düşünün; kötü oynadığı maçta dahi o...
Cemal ERSEN
Seçime siyaset sopası
Federasyon başkanlığı seçimlerine bir hafta k...
Yavuz KOCAÖMER
Beşiktaş ve engelliler sporu
Erdem Göksel tarafından Beşiktaş Engelliler S...
Erdoğan ŞENAY
Müftüoğlu mu ?
Fenerbahçe, üç haftadır oynadığı ve dokuz pua...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 İstatisliklerle lig
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2004 Milliyet