|
Annelerle babalar 20'nci, çocuklar 21'inci yüzyıllı olunca...
YILIN en uzun geceleriyle, en kısa günlerini yaşıyoruz. Şimdiye dek hiçbir siyasal, yahut askeri liderle; hiçbir anayasanın ve parlamentonun gücü yetmedi bunu değiştirmeye...
Daha üç hafta kadar sürecek günlerin kısalması...
Bu arada doğanlar doğacak, gebe kalanlar kalacak, ölenler de ölecek...
Acaba 140 bin şehit daha versek; ölenleri diriltir, gebe kalanları bakireleştirir, yeni doğanları hemen askere alabilir miydik?
Hiç sanmıyorum.
Doğanın düzenine tutsak düşmek ne acı; irade-i külliyeye karşı çıkılamayacağını, gayet iyi biliyor her hacı...
***
Çözümlenemeyen sorunlar da o kadar çok ki?
Hz. İsa göğe uçtu. Hz. İsa sünnetliydi; acaba pipisinin ucu da göğe uçtu mu, uçmadı mı?
Çöldeki bir devenin gölgesinde dinlenen bir fakir; dinlenmek için yararlandığı deve gölgesinin parasını, deveciye ödemek zorunda mıdır, değil midir?
Kendisine bir yarar sağladığına göre, ödemek zorundadır.
Ancak devenin gölgesinde oturmak, gölgeyi azaltmadığına ve devecinin herhangi bir kaybına neden olmadığına göre, ödemek zorunda değildir.
Melekler, mekanın ve zamanın dışındadırlar.
Öyle olduğuna göre, bir toplu iğnenin ucunda, aynı anda kaç melek bulunabilir?
Nice nice kitaplar yazılmış, nice nice inanç ayrışmaları olmuştur bu konularda...
***
Ama işte ah o Rönesans...
Eski Roma ve eski Yunan uygarlıklarının akılcı boyutuyla yeniden bütünleşme ve okyanuslara açılarak doğa yasalarıyla burun buruna gelme; kapatıvermiştir bin yıllık bir ortaçağ safsatasını...
Bir de pozitivist Auguste Comte:
- İnsan beyni "niçin"in yanıtını bulma olanağından yoksundur; ancak "nasıl"ın yanıtını bulabilir, demez mi?
Vay babo, yandı gitti keten helvam vesselam...
***
Genç annelerle babalar, ne kadar da gönülden istiyorlar çocuklarının iyi yetişmesini...
Ne yapmalı ki, genç annelerle babalar, biten 20. yüzyılın koşullanmalarıyla, eski bir çağın gözlüklerini taşımada...
İyi yetişmesini istedikleri çocukları ise, 21. yüzyıllı...
Gelin de, çıkın bakalım çıkabilirseniz, işin içinden...
***
20. yüzyıl, kışla ağırlıklı siyasal ve bürokratik saltanatlarla; onların sırtlarını sıvazlayan silah ve petrol patronlarının damgasını taşıyordu.
20. yüzyılın ilk yarısını kapsayan iki büyük dünya savaşı; sonra da, ikinci yarısını kapsayan soğuk savaş yılları...
Ölüp giden, yoksulluklar cehenneminde kavrulup giden milyonlarca insan...
Ve siyasal sınırlar içinde tepelerine taht kurulmuş insan yığınlarına söylenen, vaat edilen binbir coşkulu masal ve uluslararası ilişkilerde binbir gizli pazarlık...
***
21. yüzyıl ise bir saydamlaşma ve küreselleşme yüzyılı... Tıpkı iletişim gibi, ulaşımın da gitgide hızlanmakta olduğu bir yüzyıl...
Genç anne ve babaların iyi yetişmelerini istedikleri küçük çocukları, nasıl bir çağda yaşayacaklar 21. yüzyılda?
Nelerin piyasası kapanıp, nelerin piyasası açılacak?
***
Örneğin Hazine'den geçinmeli makam sahipliği, eski çekimini yitirecek...
Uzay tatilleri için programlar yapmanın piyasaları açılacak...
12 bin metre derinliği olan Büyük Okyanus'ta, neden 6 bin metreden daha derine inilemediğinin sorgulanması, popülist bir boyut kazanacak...
Çünkü, dilediğin rüyayı görme olanağı sağlayan aygıtlarda; okyanusların dibiyle ilgili rüyaların görülememesi, kahkahalı bir mizah kaynağı olacak...
***
21. yüzyıllı çocuklarda, hem eski koşullanmaları havaya savurtan, hem de "sanat, düşünce ve bilim" alanlarında çağları değiştirenlerin özyaşamlarıyla ilgili, eğlenceli meraklar uyandıran bir ortam yaratıldığında; onların gönülsel ve beyinsel kanatları kendiliğinden başlar büyümeye... Hele bir de yerel piyasalara değil, evrensel piyasalara bakma kompleksizliği geliştirilebilirse...
***
2104 yılında İstanbul'u şöyle bir kez daha görmek istemez miydiniz?
Ha sahi, 17 Aralık'ta müzakerelerin başlama tarihiyle ilgili bakalım nasıl bir karar çıkacak?
Karar hoşumuza gitmezse, biz bilemez miyiz ne söyleyeceğimizi?
En büyük Türkiye, başka büyük yok;
Ey AB al üyeliğini de, kendi kıçına sok!
***
Hiç merak etmeyin 2023'te Türkiye, kesin AB üyesidir. O zamana kadar da, Türkiye halkından şimdiye dek nelerin gizlenmiş olduğuyla ilgilenerek, pekala kafayı bulabilirsiniz.
c.altan@prizma.net.tr
|
|