|
 |
|
|
Sendikalar nasıl kurtulur?
Prof. Ayşe Buğra'ya göre sendikalar, enformel sektörü de kucaklayacak şekilde dönüşmeli, yeni taban yaratmalı
Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Forumu'nun geçen hafta düzenlediği "Çalışma hayatındaki yeni gelişmeler ve sendikaların değişen rolü" başlıklı 2 günlük atölye çalışması, bizleri Türk sendikalarının geleceğini tartışmaya davet ediyor.
Dün de yazmıştım. Sendikalarımızın durumunun hiç de iç açıcı olmadığı ortada. Bu duruma gelinmesinde geçmişin sendika yöneticileri kadar, sendikaları etkisizleştirme operasyonunu başarıyla yürüten işverenlerin de sorumluluğu var. Ancak sendikalarla ilgili araştırma projesini Prof. Ahmet İnsel ve Prof. Fikret Adaman'la birlikte yürüten BÜ Sosyal Politika Forumu Eşbaşkanı Prof. Ayşe Buğra'ya göre "Sendikalara bugün, belki de her dönemden daha fazla ihtiyaç var. Dolayısıyla iyi çalışmıyorlarsa kendi sorunları! Yok olup gitsinler demek mümkün değil."
Diyalog var, taraf yok!
Neoliberal ekonomi politikalarının getirdiği eşitsiz pazarlık gücünün böyle devam edemeyeceğine dikkat çeken Prof. Buğra, son dönemde işverenin ısrarla sosyal diyaloğun önemine işaret ettiğini hatırlatarak diyor ki: "Herhangi bir diyaloğun olması için 2 tarafa ihtiyaç var. Kendi kendine konuşarak sosyal diyalog olmaz. Taraflardan biri var, ama diğeri yok."
Prof. Buğra, 2 günlük atölye çalışmasının sonuçlarını şu 3 noktada topluyor:
1) Kararların, sosyal tarafların katılımıyla demokratik bir diyalog ortamında alınması fikri, AB politik süreçlerinin çok önemli bir yönünü oluşturuyor. Taraflardan biri olmadan sosyal diyalog nasıl olur? Bunun çok iyi düşünülmesi gerek. Sivilleşme, demokratik ilişkilerin yerleşmesi denince bizim aklımıza hemen sivil toplum kuruluşları geliyor. STK'ların özel sektörden fonlandığını unutmamak lazım. Dolayısıyla STK'ların neyi ne kadar dile getirebilecekleri konusunda ciddi sınırlamalar var.
AB İlerleme Raporu
2) AB İlerleme Raporu'nun sosyal politika ile ilgili söylediği en somut şey, sendikalarla ilgili. Türkiye'deki sendikal mevzuatın kabul edilemez olduğu vurgulanıyor raporda. Takıldıkları 2 ana nokta var: Birincisi işyeri ve işkolu barajları, ikincisi kamu sendikalarının grev hakkı olmaması. Diyelim ki gerekli yasal düzenlemeler yapılarak barajlar kaldırıldı, kamu çalışanlarına da grev hakkı verildi. AB'nin önerileri kağıt üzerinde yerine getirilse de sorun çözülmüyor. Çünkü bugünün çalışma koşullarında çalışanların büyük bölümü, artık sendikaların doğal tabanlarını oluşturmuyor. Demek ki başka bir çözüm düşünmek lazım. Sadece örgütlenme meselesi de değil bu.
Kayıtdışına sendika!
3) İş hayatının çok değişmiş ve enformel sektörün çok büyük önem kazanmış olması, ayrıca düzensiz yarı zamanlı işlerin her geçen gün artması, sendikaların geleneksel, alışılmış tabanı dışındaki bir işçi kitlesinin ağırlığının arttığını gösteriyor. Sendikalar artık, sadece belirli bir işçi kesimine hitap ederek yaşamaya devam edemezler. Varlıklarını sürdürebilmeleri için kendilerini yaşam yeri sendikacılığı yönünde dönüştürmeleri, yeniden yapılanmaları lazım. Örneğin enformel sektörde çalışanların, aslında herkesten fazla örgütlenmeye ihtiyaçları var. Sömürünün en beteri orada. Çoluk - çocuk hep beraber berbat koşullarda çalışıyorlar. Sendikaların enformel sektörle de ilgilenmesi lazım. Zaten bunu yapmadan varlıklarını sürdürmeleri pek mümkün görünmüyor.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|
|

|