Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 06 Aralık 2004 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Maziye bak!

Ekonomi Kulisi / Reşat Yörük

İzmir'in siyasi forsu, Cumhuriyet'in ilk yıllarında epey fazlaymış. O zamanlar topu topu 10 bakanlık varken, bunların neredeyse yarıdan fazlası İzmirli vekillerin yönetimine bırakılıyormuş. Aynı İzmir, 1937 ve 42 yıllarında iki başbakan çıkarmış. 1950'de de bir cumhurbaşkanı. Kabinenin yüzde 25'ini ise yine İzmir milletvekilleri oluşturuyormuş. Çimentaş'ın, Taç Sanayii'nin, Sümerbank Basma Sanayii'nin, DYO'nun, Betontaş'ın, Metaş'ın ve Etitaş'ın hep bu dönemde kurulması, kesinlikle tesadüf değil!
Peki ya şimdi?

Eksik olan bir şeyler var
İzmirli başkanların Vali Göksu yönetiminde gerçekleştirdiği son Ankara ziyareti (ve sonrasında yaşanan tartışmalar) gösterdi ki, her fırsatta "Türkiye'nin Batı'ya açılan penceresi" diye yerlere göklere sığdıramadığımız kentimizde hala bir şeyler eksik. Öyle olmasa, bunca yatırım bunca yıldır bekler miydi? Peki eksik olan ne?
Ruh ve heyecan derseniz, evelallah var! Ya birlik, beraberlik? Vaaar! Aksi halde 15 farklı kuruluşun başkanını bir araya getirmek mümkün olur muydu hiç! Çalışkanlık, zekilik, pratiklik deseniz, kimse elimize su dökemez. Eeee! Ne kaldı geriye?
Geçenlerde İzmir iş dünyasının 3. kuşak temsilcilerinden, EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Dalan'la işte bu sorunun cevabını aradık. Ve sanırım bulduk da!
Genç Başkan Dalan'ın tesbiti şu: "İzmir ne çektiyse, siyasi erkte görev almaması nedeniyle çekti. Çevre yolu bağlantıları, havaalanı, barajlar hala bitirilememişse, yıllardır liman sorununu tartışmamıza rağmen bir sonuç alamıyorsak, bunun nedeni siyaseten zayıf olmamızdır."
Fatih Bey'in bu sözleri üzerine, küçük çaplı bir araştırma yapayım dedim. Maksadım, İzmirliler olarak T.C. siyasi tarihinde nasıl bir iz bırakmışız, onu öğrenmek.
Ama siz "küçük çaplı" dediğime bakmayın! Mütevaziliktendir. Yoksa 1. İnönü Hükümeti'nden itibaren, bugüne kadar kurulan tam 59 kabineye göz atmak, hiç de kolay bir iş değil! Ama İzmir için o kadar zamanımız varsın feda olsun!
Gelelim dev araştırmamızın (!) sonuçlarına:

Devlet içinde devlet
1'nci, 2'nci, 3'üncü, 4'üncü, 5'inci, 6'ncı ve 7'nci İnönü hükümetlerine (ööff, rahmetli İnönü'nün amma da çok hükümeti varmış) göz attığımızda, İzmir'den çok sayıda bakanın kabinede yer aldığını gördük. O zamanlar topu topu 10 bakanlık varken, bunların neredeyse yarıdan fazlası İzmirli vekillerin yönetimine bırakılmış. İnanmazsanız sayalım: Maliye Vekili Mehmet Şükrü Saraçoğlu, Adliye Vekili Seyit Bey, İmar ve İskan Vekilleri Mustafa Necati Uğural ve Mahmut Celal Bayar, Hariciye Vekili Tevfik Rüştü Aras, Adliye Vekili Mahmut Esat Bozkurt, Ticaret (Ziraat - İktisat) Vekili Mustafa Rahmi Köken, Maarif Vekili Hüseyin Vasfi Çınar.
Örneğin 4. İnönü Hükümeti'ndeki 10 bakanlıktan 6 tanesi İzmir'in vekillerine emanet. Kentin o dönemdeki siyasi gücünü düşünebiliyor musunuz? (Birileri baraj temeli atacak da, yarım kalacak ha! Sıkar biraz.)
Durun, daha bitmedi!
Aynı İzmir, 1937 yılında bir başbakan çıkarmış: Mahmut Celal Bayar. Ardından 1942 yılında, bir tane daha: Mehmet Şükrü Saraçoğlu. Sonra aynı Saraçoğlu 2. kez hükümet kurmuş.
Allah Allaaah! İzmir'in o dönemdeki forsuna, cakasına bakın!
Geliyoruz Menderes hükümetlerine. (Dikkatinizi çekerim, o dönemde Çankaya Köşkü'ndeki isim, İzmir Vekili Celal Bayar) Kurulan 5 ayrı hükümetteki İzmirli vekil sayısı 3 - 4 arasında değişiyor. 16 bakanlık içinde 4 tanesinin İzmir'de olması, yüzde 25 demek. Zaten İzmir için bu da yeterli. Türkiye'nin ikinci büyük sınai merkezi haline gelmemiz işte o yıllara, yani 1950'lilere rastlıyor. Çimentaş'ın, Taç Sanayii'nin, Sümerbank Basma Sanayii'nin, DYO'nun, Betontaş'ın, Metaş'ın ve Etitaş'ın hep bu dönemde kurulması, kesinlikle tesadüf değil!

Ve çözülme başlıyor
İzmir'in siyaset içindeki etkinliğinin, 8'nci İnönü hükümetiyle birlikte (durun bitmedi, daha 9'ncu ve 10'uncu İnönü hükümetleri var) giderek azalmaya, hatta yok olmaya başladığını görüyoruz. Önce kabinedeki İzmirli bakan sayısı 1'e düşüyor, sonra bakıyorsunuz sıfıra sıfır, elde var sıfır! Yani koca İzmir'den tek bir vekil bile kabineye alınmıyor. 9'ncu İnönü, 2'nci ve 3'üncü Demirel, 1'nci ve 2'nci Erim, Ferit Melen, 1'nci Ecevit, Sadi Irmak ve 5'nci Demirel hükümetlerinde de İzmir'den kimse yok! Tıpkı 1991 yılında kurulan 1'nci Mesut Yılmaz hükümetinde olduğu gibi. Diğerlerindeki koltuk sayımız ise, eski forsumuzun çok gerisinde kalıyor. (1'nci Çiller hükümetinde İzmir'den 5 bakanın görev aldığına bakmayın. O kabine koltukları devremülk gibi bir şeymiş. Tam 78 kişi bakan olmuş.)
Zaten İzmir millletvekilleri de, giderek "ithal" hale gelmiş. Kent halkının sadece seçim meydanlarında görüp bir daha hiç rastlamadığı isimler, zaman zaman hükümetlerde "İzmir milletvekili" sıfatıyla kendine yer bulmuş. Ama kente hiç uğramadıklarından, çok istemelerine rağmen (!) faydalı olamamışlar. Yoksa yarım kalmış yolmuş, barajmış, limanmış; lafı mı olur canım? Şimdi yeniden başa, EGİAD Başkanı'na dönüyoruz. İşte Fatih Dalan'dan, Türk siyaset tarihi kitaplarında yer alması muhtemel, tek başına binlerce kelimelik anlam yüklü muhteşem bir cümle:
"İzmir iş dünyasındaki genç jenerasyon, yani bizler, siyasete daha sıcak bakmak zorundayız. Hem de parti farkı gözetmeksizin. İzmir'in eski gücünü bulması için tek çaremiz budur."
İşte sorun, işte çözüm! Daha fazla söze ne hacet!

ege@milliyet.com.tr



EGE
Temiz enerji kirlenmesin!
Sendromu aşamıyor
Işıltılı bir yıl geliyor
Avantaj kaçtı
Maziye bak!





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Çağlayan Bilgen
Bülent Buda
Sirel Ekşi
Fatih Tanfer
Reşat Yörük

© 2004 Milliyet