Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 06 Aralık 2004 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
"Büyük İskender" film değil kepazelik

"Büyük İskender" filminde etrafı merak eden, inceleyen Yunanlı zekasından eser yok. Adamlar fotoroman üslubuyla ya birbirine iltifat edip kucaklaşıyor ya da kavga ediyorlar. Tarihi olaylar gerçek değil; ne renk var ne de çeşitlilik

Fax: (0312) 427 20 64

Yunanlıların büyük tarihi portresi diye biliniyor; daha doğrusu Makedonyalıların Yunanlı olduğunu tartışmasız kabul eden zihniyete göre... İskender'in yazılı edebiyat bırakmayan ve Yunanca isimler kullanan çoban halkının Yunanlı olduğunu niçin kabul edelim? İsimlere bakarsak bizim ceddimizin de Arap veya İranlı olması gerekir. İyi İngilizce konuşan Türklerin de Amerikalı... Şarklıların İskender-i Kebir hatta Zulkarneyn ile aynileştirdikleri tarihteki cihangirlerin en ilginci İskender. Beşeriyetin 33 yaşında ölüp kısa hayata neler sığdırdığına hayret ettiren dahilerinden. Mozart 33 yaşına kadar besteciler arasında en çok eser bestelemiş, Puşkin ve Lermontov o yaşlarda Rus edebiyatını kurup aceleleri varmışçasına düelloyla öbür tarafa geçmişler. Champollion o yaşlara kadar çağdaş insanlığa beşeriyetin en büyük toplumunun, eski Mısır'ın kapılarını açmış.
İskender de doğu-batı medeniyetlerini birleştireceğim diye bilinen dünyayı fethetmiş. Mısır'ı aldığında Nil'in kaynağını araştırdı. Bulamasa da güneye doğru ilk araştırmacı grupları gönderdi. Hindistan'dan dönerken, İran'da Deşt-i Kebir dediğimiz çölün güneyini dolaştı; askeri-stratejik nedenlerden çok, araştırma nedeniyle. Doğuluların dil ve uygarlığına hayrandı ama bu hayranlık Ahamaniş İran'ının törensel başkenti Persepolis'i yakıp yıkmasını önlemedi. Ne de olsa çoban bir medeniyetin gaddarlığı, devrin en iyi hocalarından eğitim gören bu genç adamın içinden çıkmamıştı. Bu mühim olay filmde yer almıyor. Oysa Persepolis her şeyiyle doğu-batı karışımıydı. Doğu ve batıyı birleştirme iddiasını önce kendi baltaladı. Baltalamaya rağmen süreç yürüdü. Ondan sonra Ortadoğu ve Akdeniz tek bir dünya olarak yoluna devam etti.
Tuna'dan Fırat kıyılarına kadar Yunanca konuşacak adam bulurdunuz ama öbür diller de yaşadı. Bu büyük imparatorluğun Mısır bölümünde halefi olan General Ptolemaios (Batlamyos) Helen-Mısır karışımı bir firavun oldu. Mısır kaynaklarını kullandırarak rahip Maneto'ya eski Mısır'ın tarihini Yunanca yazdırdı. Ta 19'uncu asra kadar bildiğimiz orijinal eski Mısır tarihi bu kırıntılardı. Kurduğu sayısız İskenderiyeler içinde en parlak ve en kozmopolit olan Mısır İskenderiyesi ahalisinin önemli kesimini oluşturan Yahudilerin dinini başkalarının da öğrenmesi için 70 adet tercümana Tevrat'ı Yunancaya çevirtme görevi verdi; bu büyük tercüme dahi Yunanlılar ve Romalıların Yahudi dini hakkındaki bilgisizliğini önlemeye yetmedi. Tamam 14 asır sonra İranlı Müslüman yazar Şahrastani, Yahudi ve Hıristiyan dini hakkındaki en mükemmel eseri yazacaktır.
Mısır'ın yeni firavunu Ptolemaios'un soyundan gelen Kraliçe Kleopatra eşsiz eczacılık bilgisi ve çok sayıda dili mükemmel kullanımıyla, Helenistik kültürün zirvesini temsil eden bir aydındı. Sezar Mısır'ı aldığında bütün Roma'nın gözleri kamaştı. Yunan Hami ve Sami sentezi İskender fetihlerinin sonucuydu. Ama gerçek maliye ve devlet eski Mısır'ın hediyesiydi. O hediyeyi Romalı fatihlere ulaştıran İskender'in mirasıydı. 19'uncu yüzyılın ünlü Alman hümanisti Droysen kaleme aldığı İskender'in tarihi ile tarihçiliğin şaheserini yarattı ve İskender tarihçiliğinin ne olduğunu anlattı.
Büyük İskender'in kepaze filmine gelince; Amerikalının biri ne İskender'den ne tarihten anlıyor. "Geceyarısı Ekspresi"ni ortaya atan zavallı senarist şimdi yönetmen olmuş; bunca mozaik ve heykeli olan büyük adamı canlandırmak için pek çocuk suratlı bir aktör seçilmiş: Colin Farrell. Mesela beklerdik ki bizim Antalya şimalindeki Termesos'u kuşatsın ve alamasın; "Kaaros'un kartal yuvası için ordumu harcayamam" deme akıllılığını göstersin gitsin. Ama böyle bir sahne nerede! Bu İskender'de etrafı merak eden, inceleyen Yunanlı zekasından eser yok. Adamlar fotoroman üslubuyla ya birbirine iltifat edip, kucaklaşıp duruyor ya da kavga ediyorlar. Tarihi olaylar gerçek değil, renk yok, çeşitlilik yok. Avrupa çarşılarındaki ortanyal Hint giysileri satan dükkanların havasında bir alay şölenler. İskender'in yürüdüğü muhteşem şarkın zerresi yok. Bir de en can sıkıcı olan taraf; bilgisayarla düzenlenmiş sözde kuşbakışı muharebeler. Bu bilgisayar işlemleri "Troya" filminde de vardı. Bayağı can sıkıyor. Anlaşılan Amerika'da ayıp değil. Bizdeki sözde eleştirmenlerden biri de kartal bakışı savaş sahneleri "pek şahaneydi" diye yazmış. Tarih bilgisi olmayan toplumlarda tarihi film olmaz. Pasolini, Visconti, Wajda, Szabo gibi dahilerin dünyasında pek çekilmez yavanlıklar bunlar. Vakte yazık.

PAZAR
"Keşke bu müze İstanbul'un simgesi olsa"
"Çöplükten kopuk film topluyordum"
Diyarbakır'da tarih güzel, hayat zor
"Kendime bir ev yapmaya vaktim yok"
Vizon ile yeniden
Hatıra defteri sahibini buldu
Burun güzelliği ve felsefesi
Tartıda değil, vücutta fark ediliyor
İyi şampanya "büyük" bir şaraptır...
Burası İstanbul Meyhanesi
"Yabancı şefin kavrulmuş kıymayla yaptığı dolmayı servise sunmadık "
Tek sualtı sporu tüplü dalış değil
Kısa filmler yarışıyor
Ding dang dong bugün 5 Aralık
Kafe kenti Brüksel
"Büyük İskender" film değil kepazelik
"Kocanın hanımına iyi davranması günah mı?"
Bir şairin çarpıcı saptamaları





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer

© 2004 Milliyet